|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
|||||||||||
![]() Adnan Faruk
Kriz Üzerinden Ülkeyi Korumasız Bırakmak
Türkiye, krizlerden ve erkler arası çekişmelerden güç devşirmeye çalışan insanların ülkesi olmayı sürdürüyor. Aslında Türkiye, bu tür krizlere alışmış bir ülkedir. Ancak asıl sorun, bu tür kavgalardan güç devşirmeyi amaçlayan figüranların olup bitenin nereye varacağını kestirmekten uzak düşünce yapısına sahip olmaları ve bu tutumlarında ısrarcı olmalarıdır. Zaten de figüranlar için olayların nereye varacağı önemli değildir. Bu tip insanlar için önemli olan, ortaya çıkan krizlerden devşirecekleri güçtür. Son bir iki haftada ortaya çıkan olaylar, bu gerçeği yeniden ortaya koydu. Özellikle, MGK toplantısının yapıldığı gün, yapılan yayınlar ve haber bültenlerinin sunumu, krizin derinleşmesini amaçlamanın yanı sıra, olup bitenlerin halktaki karşılığını etkileyecek ve ülkeyi korumasız gösterecek kadar pervazsızdı. Olayların sonuçlarından ziyade, görünür kavgadan güç devşirmek isteyen kesimlerin tutumları incelendiğinde, olabilecek riskleri ve olumsuz sonuçları algılamaktan ne denli uzak oldukları daha net görülmekteydi. Mesela; Kendini Cumhuriyetin kurucusu olarak tanımlamasına rağmen, her geçen gün halktan, halkın değerlerinden ve devletin gelecek planlamasından uzaklaşan CHP, hem militarist heveslerden vazgeçmediğini hem de önceliğinin siyaset-ordu kavgası üzerinden iktidar devşirmek olduğunu yeniledi. Akıllanmaz ve uslanmaz burjuva çocukları gibi isterikli bir tutumun içinde olmayı sürdürdü ve sürdürme konusunda ısrarlı olduğunu da ortaya koydu. Gençlik yıllarında, kimi sol örgütlerin içinde yer almış olan ve şimdilerde medya organlarını yöneten veya gazete köşelerini kapmış olan isimler ise iktidar partisi karşıtlığı üzerinden biçimlendirdikleri pozisyonlarıyla, milatarizim ve askeri vesayet konusunda ısrarcı olduklarını yenileyecek yayınlara imza atmaya özen gösterdiklerine izledik. Bunlar akıllanmaz ve uslanmaz figüranlardır. Peki, bulunduğu konum itibariyle tutarlı bir tavır sergilemesi beklenen Genelkurmay Başkanının olaylar karşısında takındığı tutuma ne diyeceğiz? Basın toplantısı yapmayı gelenekselleştiren İlker Başbuğ’un, son dönemlerde yapmış olduğu basın toplantıları incelendiğinde, olayları yönetmekten ziyade, olayların arkasına takılma eğilimini tercih ettiği anlaşılmaktadır. Başbuğun; basına açık olan toplantılarındaki konuşma metinleri incelendiğinde, ordunun temel uğraşı alanı olan konular (terör olayları ve dış güvenlik) yerine, iç siyasete yönelik açıklamalarda bulunmayı tercih ettiği görülecektir. Bu durum, ülke için büyük talihsizliktir. Talihsizlik; binlerce yıllık devlet geleneğinden bahsederek, kahramanlık duyguları üretmeyi seven üst düzey sorumluların, olayların arkasına takılmalarını devleti yönetmek olarak değerlendirmektir. Talihsizlik; ortaya çıkan belgeleri araştırmak ve sorumluları cezalandırmak yerine, kağıt parçası olarak değerlendirmek için tüm paşaları arkasına dizerek basın toplantısı yapmayı, orduya komuta etmek sanmaktır. Talihsizlik; olup biten olayları kavga için kullanmaya özen gösteren ve kendilerini gazeteci sanan militarist kafaların, adam yerine konulup, “akredite gazeteci” olarak itibar görmelerine aracı olmaktır. Talihsizlik; estirilen kriz ve kavga ortamının nereye ulaşacağının farkında olmamaktır… Bakın, estirilen kavga atmosferi ile Ülke krize giriyor… Yönetilme sorunu yaşıyor… Uluslararası alandaki karşılığını kaybediyor… Bölgesel gelişmelere müdahale etme gücünü yitiriyor… Dış güçlerin nüfuzuna açık hale geliyor… Demokrasiden uzaklaşıyor… Ve ülke korumazsız kalıyor… Peki, mesleki taassup içine girerek bu oyunun tarafı olmayı kabul mü edeceğiz, yoksa sanal kavgalar yerine ülkemizin geleceği için demokratik bir tutum mu takınacağız? farukadnan@gmail.com Bu makale toplam 3285 defa okunmuştur.
|
||||||||||||
|
||||