haber10.mobi
Haber10 Arama
Devrime Ne Oldu?
Rüstem Budak
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Devrime Ne Oldu?

İran İslam Devrimi üzerinden 30 yıl geçmiş. Devrim, modern çağda sürekli gerileyen İslam dünyasının devlet düzeyinde kurumsal olarak kazandığı ilk zafer olarak ortaya çıktı. Bu zafer yenilgilerden bıkan, usanan ve bir ümid kıvılcımı bekleyen ruhlara diriliş aşılayacaktı. Devrimin olması çok uzun mücadeleler sonucunda oldu. Aydınları, âlimleri ve halkı ile mücadelesini devrim ile taçlandırdı. Yüzyıllık bir mücadelenin sonucu olarak devrim tarih ve toplum sahnesine hızlı bir giriş yapacaktı.

Devrimin olması kadar sürdürülmesi büyük mücadeleye sahne olacaktı. Devrimin iç aktörlerinin hesaplaşması, ardından başta ABD olmak üzere batı blokunun uyguladığı siyasal, sosyal ve ekonomik ambargo karşısında bağımsız ve özgür olarak kalabilmek için birçok bedeller ödeyecekti. Ardından gelen Irak savaşı ile birlikte henüz kendi dinamiklerini oturtamamış devrimin bu süreci erteletmesine yol açacaktı. İslam devrimi sosyal, ekonomik, kültürel ve askeri anlamda kendi iç işleyişini oturtmaya zaman bulamayacaktı. Irak savaşı yanında İsrail’e karşı topyekûn muhalefet unsurlarını destekleyen İran bunun bedelleri sürekli kendisine ödetilmeye çalışılacaktı. Silahlanma bahanesi ile baskı ve gerilim politikaları ile uluslararası toplumdan izole edilemeye çalışıldı. İran’ın batı ile karşılamasını silahlanma ve güvenlik üzerinden ifadelendirmesi de bu süreci besledi.

İran tarihsel süreç içerisinde Sünni İslam dünyası ile olan sorunlarını aşmak için bazı çabalara girişse de adımları sürekli kuşku ile karşılandı. Sünni dünya içerisinde bazı muhalefet grupları İran İslam Devrimi modelini uygulamak için taklit etmeye çalışsalar da başarılı olamadılar. Bu benzeşme çabası mezhebi taklitçilik ve kabilecilik(Ehl-i beyt) üzerinden sürdürülmeye çalışıldı. Sünni dünya yönetimlerin bağımsız düşünmemeleri, halkın klasik şia karşıtlığı, Sünni âlimlerin bağnaz ve şuursuz davranışları, İran’ın şia propagandasına sarılması, mezhepler arası uzlaştırma çabalarının samimi karşılanmaması nedeniyle diyalog geliştirilemedi. Bunun üzerine özellikle Ortaasya ve Ortadoğu’daki etkinlik çabalarının ulusal İran algısı üzerinden sürdürülmesi ve kimler tarafından yapıldığı henüz tam olarak bilinmeyen mezhep çatışmalarında binlerce insanın ölmesi aradaki bağları iyice zayıflatacaktı.

İran, devrim sonrası oluşturduğu siyasi ve sosyal model ile diğer toplumlara örnek olamadı. Devrim kendi ruhunu aşılayamadı ve örneklendiremedi. Velayet-i Fakih çerçevesinde oluşturduğu ve seçimlerin önemli bir nüans solarak yer aldığı sistemde modern dünyaya yön ve çıkmaz içindeki toplumlara yol gösterecek bir açılım sağlanamadı. Dinin toplumsal ve bireysel alandaki uygulamalarında özgürlükler açısından örnekleyici bir çerçeve çizilemedi. İran dışındaki İslamcı muhalefetler açısından bu nostaljik devrim hülyası olarak kalmaya başladı. Devrim başka hiçbir ülkede gerçekleşemeyecekti. Aksine İslam dünyası gün geçtikçe daha çok işgal altına alınacak, halklar baskı altına alınacak ve topraklar tarumar edilecekti.

İran kendi içsel dönüşüm mekanizmalarını çalıştıramadı. Aliya İzzetbegoviç’in söylediği gibi devrimler yapıldıktan sonra katılaşırdı. Kendini tekrara düşen devrim kendi evlatlarını yemeye başlayacaktı. Polisiye devlete dönüşen devrim ruhunu yitirmeye başlayacak. Ulusalcı reflekslerin ve çıkarların sarmalında kaosa sürüklenecekti. İran’ın içindeki ulusalcı damar İslam ile örtüştürdüğü ve sloganlara mahkûm kıldığı idealleri toplumsal alanda pratize edemedi. 30 yıldır devrim meydanında attığı sloganlar düşünsel, felsefe ve ruh planında üretilemedi. Son yıllarda sadece silahlanma merkezli bir algı içerisinde medeniyet perspektifi çizilmeye başlandı. İran’ın petrol, sinema ve artık diri olmayan devrim dışında ihraç ettiği bir değeri yoktur. Kendi içine kapanmış, dünyadaki değişim taleplerini iyi okuyamayan, medeniyet perspektifini Fars kültürüne ve şia pragmatizmine indirgeyen anlayışla yarınlar için umut vaad etmemektedir. Kendi halkının refah düzeyini sadaka kültürüne sabitleyen, mollaların zihinsel egemenliği altında düşünsel alanda tartışma oluşturamayan, dünyaya kendi kelime ve kavramalarını taşıyamayan devrim eninde sonunda bu hesaplaşmayı yaşayacaktı. Ertelenmiş bu hesaplaşma İsrail ve ABD karşıtlığının gölgesinde bastırılmıştı. Amerika’nın güvenlik merkezli dış politikası gibi İran’da bu handikapı aşamamıştır. Kendini güvenlik içerisinde ve düşman psikolojisi ile kaskatı hale getirmiş ve hareket kabiliyetini yitirmiş bulunmaktadır.

Bugün İran içerisinde kendine varlık alanı bulmaya çalışan talepleri Amerika ve İsrail merkezli değilde derin bir dönüşümün istekleri olarak görüp üzerinde konuşmalıdır. Kendi varlık alanının sadece mezhep öngörüsü ile çizdiği hinterland ile sınırlamayıp dünya içerisinde İslam düşünce ve medeniyet birikimini yorumlayacak bir karşılaşma tertiplemelidir. Dış dünya İran’ı sürekli askeri kaygılar içerinde savaş merkezli karşılaşmalara mahkûm kılmaya çalışmıştır. İran savaş merkezli değil barış merkezli ve dünya değerleri ile karşılamaktan korkmayan ve tartışan bir misyonla ortaya çıkmalıdır. İran modernizm ile yüzleşememiştir. Bu yüzleşme devletin izin verdiği sınırlar içerisinde sınırlı olarak mümkün olmuştur. Hâlbuki sahip olduğu değerleri tam bire özgüvenle dünya ile paylaşmalı ve tartışmalıdır.

Bu makale toplam 3086 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.5200, Satış 1.5280; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.0900, Satış 2.1020
2004 - 2010 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: (212) 280 26 00 | Faks : (212) 280 89 09 | haber10@gmail.com