| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
2 ay kadar önceydi… F.Nietzsche’nin düşüncelerinin bazı kesimler tarafından nasıl ustaca çarpıtıldığına dair bir yazı kaleme almıştım. Ve yazıda Nietzsche üzerinden vurgulamaya çalıştığım önemli bir nokta vardı aslında. Gücünü taassup ve cehaletten alan iktidarların, varlıklarının devamını sağlamak için başvurdukları en temel yöntemlerden birisinin, Müslüman nesilleri düşünceden uzaklaştırarak, sorgulamayan ve kolaycılık tuzağına düşmüş kalabalıklar meydana getirdiklerini anlatmak istiyordum. Ve Batı düşüncesinin kitapsız Peygamberi olarak adlandırabileceğimiz Nietzsche’yi böylesine deli saçması iddialar ile karalamaya çalışmanın, ne fikri ve ameli olarak yaptığı her şey Allah’ın bir hikmeti olan Hz. Muhammed’in eşsiz varlığında vücut bulan adalet anlayışı ile, ne de Antik Yunan Felsefesi’nden doğarak, ardından gelen büyük gelişim süreci içinde müstakil bir felsefe olarak adeta zirve yapan İslam Felsefesi düşünürlerinin gerçeği aramada gösterdikleri olağanüstü gayret ile bağdaşır herhangi bir yani yoktu… İşte buydu 2 ay önce altını çizmek istediğim… *** Bugün ise bu kez Karl Marx için benzer iddialar ortaya atılmış. Öyle ki; İslamcı olarak adlandırılan dergilerden birisi Marx’ın intihalci olduğunu duyurarak, “Marx; O bir hırsız” başlığı ile derinlemesine! bir Karl Marx analizi yapmış. Engels’i de Marx’ın azılı suç ortağı ilan ederek –gören de kafa kafaya verip banka soydular sanacak- Marx’ın birçok düşüncesinin, sözünün, teorisinin çalıntı olduğu iddia etmişler. İki kafadarın, “Das Kapital”i Adam Smith, David Ricardo ve Jean-Jacques Rousseau’dan intihaller yaparak meydana getirdiğini söylemişler. Ve Marx’ın söylediği sözlerinin çoğunun aslında başkalarına ait olduğunu ileri sürerek, bu durumda “kul hakkı” ihlali yapıldığını da belirtmeyi ihmal etmemişler. Ve bu iddiaların ardında aslında ne var biliyor musunuz? Kompleks… Sağcı-statükocu Türkiye İslamcılığının bildik Karl Marx kompleksi… Yani sağduyuyu etkileyen, baskı altında tutan, hatta ruhsal dengesizliklere neden olabilen bir tür rahatsızlık… Gerçeklerle alakası olmayan ve hasta tarafından uydurulan bir takım mantıksız düşüncelerin dışa vurumu… Jung’a göre kendi başarısızlığı örtmek isteyen insanların, başkaları üzerinden güç kazanma çabası sonucu ortaya çıkan semptomlardan birisi… Yani basbayağı komik… Yok, aslında düpedüz ayıp… *** Karl Marx’ı tarafsız bir gözle okumuş ve okuduklarını biraz olsun idrak edebilmiş herkes, bu iddiaların ne denli gülünç olduğunu bilecek düzeydedir. Çünkü; “Das Kapital”, Adam Smith, David Ricardo ya da Jean-Jacques Rousseau’dan intihaller ile ortaya çıkarılmış bir kitap değildir. Aksine kendisinden önce gelen tüm felsefi ekollerin kat kat üzerine çıkarak, son 2 asrın en büyük kitabı olmaya hak kazanmıştır. Zira eser kaleme alındıktan sonra, dünya uygarlığının ve düşünce tarihinin doğal gelişim süreci dışında doğmuş bir öğreti olmadığını çok net biçimde göstermiştir. Yani toplumsal düşünce tarihini adeta bir bayrak yarışı gibi düşünürsek ki, gerçekte de her düşünür –eğer uzayda yaşamıyorsa- ilk cümlesini, bir öncekilerin sözü üzerinden kurar, Marksizm de bu yarışın en güçlü etaplarından birisi olarak değerlendirilmelidir. En güçlü; Çünkü Marx ve azılı suç ortağı! Engels’in dehası ile ortaya çıkan öğreti, ortaya çıktığı dönem şartlarında, insanlığın en önde gelen beyinlerinin aradığı tüm sorulara yanıtlar sağlamayı çok büyük oranda başarmıştır. Ekonomi politiğin, felsefenin en büyük düşünürlerinin öğretilerinin doğrudan veyahut dolaysız da olsa devamında ortaya çıkan bir nefes olmuştur düşünce tarihinde. Ve örneğin eğer “Din halkların afyonudur” söyleminin öznesi olan dinin, nasıl bir din olduğu sorusuna cevap aranmaya başlanırsa da, kastedilenin tıpkı bugün maalesef İslam dünyasının pek çok yerinde hakim olan cehalete, taassuba, aymazlığa ve adamsendeciliğe tıpatıp uygun olan bir din anlayışı olduğu görülür. Yani çok güçlüdür çünkü kapsamlıdır, büyük derinliğe sahiptir. Gökten zembille inmemiştir. İşte bu yüzden de Müslümanlar tarafından ciddi bir okumaya tabi tutulması gerekmektedir. Ve üzgünüm ama öyle 3-5 İslamcı’nın bir araya gelerek, çürütemeyeceği kadar ciddi tutarlılık arz eder. Üzgünüm ama o 3-5 İslamcı’nın alay konusu yapamayacağı kadar namuslu bir hayat sürmüştür. Zira maddi yaşamın sahip olduğu bütün nimetleri eliyle itmiş ve Alman burjuvazisinin, Almanya’ya geri dönmesi için kendine sunduğu tüm olanakları elinin tersiyle geri çevirerek, insanlığın dertleriyle hemhal olmayı tercih etmiş birisidir. Ancak buna rağmen elbette eleştirilebilir de… Lakin bu eleştiriler, henüz Marksizm’in kökenlerine ya da en basitinden bilimsel sosyalizmin temellerine dair zerre kadar fikir sahibi olmayan kimseler tarafından değil, bu konuda ciddi bir okuma ve düşünme sürecinden geçmiş, özgür akıl sahibi olan insanlar tarafından yapıldığı takdirde ciddiye alınır nitelikte olacaktır. Aksi halde edilen tüm laflar, “Cahilin cüreti cehaletindir” sözünün binlerce örneğinden biri olarak asılı kalır havada. Gülünç olur… Ve biliyor musunuz; Çok da ayıp olur… Çünkü Karl Marx, bu dünyadan gelip geçmiş en adam gibi adamlardan birisidir… Ve İslam alemi Karl Marx’a borçludur. Çünkü Karl Marx, modern çağda Müslümanların yapması gereken kapitalizm eleştirisini yapmıştır. Çünkü Karl Marx, Müslümanlar’ın Kuran’ın mülk paylaşım ve bölüşümünü önceleyen anlayışını çoktan terk ettiği bir zamanda, ezilen milyonlarca insanın sesi olarak ortaya çıkmıştır. Ve çünkü Karl Marx, Allame Muhammed İkbal ’in de tabiriyle “Cebrail’i olmayan bir Peygamber” dir. perenbirsaygili@gmail.com Bu makale 8,087 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |