Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Peren Birsaygılı Mut
Peren Birsaygılı Mut
Mide bulandırıyor
Peren Birsaygılı Mut

Mide bulandırıyor

1 milyon kişinin gözaltına alındığı, 1 milyon 683 bin kişinin fişlendiği, açılan 210 bin davada 230 bin kişinin yargılandığı, 7000 kişi için idam istendiği, 517 kişiye ölüm cezası verildiği, bunların içinden 259 kişinin idam dosyasının meclis'e gönderilerek içlerinde 17 yaşındaki Erdal Eren de olan 55 kişinin idam edildiği, geri kalan binlerce kişiye müebbet hapis, on binlerce kişiye ise çeşitli hapis cezalarının verildiği 12 Eylül’80 darbesinde henüz bebektim.

Yani 30 bin kişinin yurtdışına gitmek zorunda kaldığı, 4bin kişinin vatandaşlıktan çıkarıldığı, içlerinde bunun bedelini hayatıyla ödeyen Ruhi Su’nun da olduğu 388 bin kişiye pasaport verilmediği, 30 bin kişinin sakıncalı bulunarak işten çıkarıldığı, 171 kişinin işkenceyle hayatını kaybettiği, Metris-Mamak-Buca-Diyarbakır gibi belli başlı cezaevlerinin artık yeni işkence metotları denenen yerler haline geldiği, Diyarbakır cezaevinde 14 kişinin açlık grevinde hayatını kaybettiği sene henüz gözlerimi açmıştım dünyaya.

Ve yıllar sonra büyüdüğümde anladım ki; Henüz çocuk yaşta sıraya girilen cezaevi kuyruklarının, ailenin başka fertleri tarafından zoraki bir neşeyle eksikliği giderilmeye çalışılan babasızlığın ve babasız geçen tüm o senelerin sorumlusuydu 12 Eylül darbesi.

Çocukluğumuzun katiliydi.

***

Yanılmıyorsam 2 sene kadar önceydi.

Tarık Akan, “ancak solculara karşı yapılan darbeler kötüdür, gericilere-dincilere karşı yapılanlar ise iyidir”, Ferhan Şensoy ise, “Büyükanıt paşa darbe yapsa sokağa çıkar davullarla-zurnalarla” kutlarım” mealinde saçma sapan sözler etmeye başlamışlardı.

İnanamamıştım… Ve bizzat 12 Eylül’de yaşanan acılara yakından tanık olmuş insanların ağzından bu sözleri işitmek midemi bulandırmıştı.

Evet, üzerimde bıraktıkları his tamamen buydu; Mide bulantısı…

Üstelik bu adamlar kendilerini topluma senelerdir “sosyalist” olarak yutturmuşlardı.

Hani hayatımızda hiç sosyalist insan tanımasak, sosyalizmin ne olduğunu bilmesek bunların sosyalist olduğuna inanabilirdik belki…

Ancak diyorum ya; Bıraktıkları his büyük bir mide bulantısından ibaretti sadece…

Ve 12 Eylül döneminin tüm yıkımlarına, acılarına doğrudan tanıklık ettikleri halde, hâlâ darbeden medet umanlara söylenecek çok da fazla bir şey yoktu aslında;

Babasız geçen tüm senelerimizin suçlusu, çocukluğumuzun katiliydi darbe. Ve bunun sorumluları nasıl bakabilirler ki şimdi gözlerimizin içine? Sofralarımıza nasıl oturabilirler, kapılarımızı nasıl çalabilirler gönül rahatlığı ile? Nasıl gülebilirler, nasıl şakalaşabilirler bizimle ya da nasıl telafi edebilirler hasret dolu geçen o senelerimizi? Bir babayla evladının beraber geçireceği zamana nasıl 7 sene ilave edebilirler?

Darbelerin kaybettirdiklerinin telafisi nasıl olur? İşte bu yüzden, çağdaşlık kisvesi ile gizlemeye çalıştığınız menfaatlerinizi yitirmemek için ruhlarınızı darbecilere satarken, ileride hangi yüzle bakabilirsiniz ki bugünün çocuklarının yüzüne?

Bugün bizler soruyoruz, Kenan Evren ve darbeciler yargılansın diye haykırıyoruz işte. Peki ya bugünün çocukları yarın büyüyüp de sizin karşınıza dikildiklerinde, onlara yürekten verecek bir cevabınız olacak mı sahiden de?

Ne diyeceksiniz söylesenize?

Sizi şeriat tehlikesinden korumak destek verdik darbeye mi diyeceksiniz yoksa…

Böyle mi örtbas etmeye çalışacaksınız ruhlarınızı teslim almış olan karanlığı?

Darbeciler bizleri, “şu tehlike, bu tehdit vardı, o yüzden darbe yaptık” diye nasıl enayi yerine koymaya çalıştıysa, siz de böyle mi kandırmaya çalışacaksınız bugünün çocuklarını seneler sonra?

Sizlere inanamıyorum…

Senelerce 12 Eylül darbesinin filmlerini çekmiş, tiyatro oyunlarını sahnelemiş, o dönem yaşanan sıkıntıları bizzat kendi gözleri ile görmüş olan sizlerin bu ikiyüzlülüğüne inanamıyorum sahiden de…

Darbe gibi büyük bir insanlık suçundan medet umabilen bir güruhun “sanatçı” olarak adlandırılıyor olmasını aklım havsalam almıyor…

Zira unutturulamıyor, unutulmuyor, hatıralar hafızada her zaman canlı kalıyor…

İşte bu yüzden de bu “sanatçılar!”çok midemi bulandırıyor…

Bu makale 7,336 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Bizi komplekslerimizle başbaşa bırak, Bay Zizek
» Tarih “Mahatma”yı haklı mı çıkardı?
» Bu dava böyle bitmeyecek
» Arjantin..Benim için ağlama
» Arap dünyasının gerçek serveti...
» Hani Bayraklarımız...Nerede?
» Liberal Cemaatin Çelişkisi
» Fransa’nın İki Yüzü
» Beklenen Son; Wall Street İşgali
» Cemaatin Irkçılıkla İmtihanı
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı