| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 17 Mayıs 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Zürih Orda bir köy var uzakta, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüz..Adı, Bilge Köyü..Kulağa ne de hos geliyor. Muhtemel ki, sonradan verilmiş bir isim bu; Bilge Köyü..Bilgece bir tasarım..Mardin`de, Mazıdağı ilçesine bağlıymış. Köy isimlerini değiştirmek, ara dönemlerde ve yahut olağanüstü zamanlarda başvurulan bir yöntemdir. Çoktur örneği Anadolu`da. Eski köy isimlerini kaldırıp yerine, Örnek Köy, Cumhuriyet Köyü, Hürriyet Köy, Çalışkan Köy vs. isimlerle yeniden adlandırmak. Yok bu Urfa`nın “Şanlı”, Maraş`ın “Kahraman” ya da Antep`in “Gazi” olması gibi değil. Daha farklı.. İşte bu otuz iki haneli köyden, önceki gün gelen haber, insanlığın kanını donduracak cinstendi. Bir nişan töreni basılmış ve tam kırk dört kişi katledilmiş. Ölenlerin içinde hamile kadınlar ve okula dahi gitmeyen çocuklar da var. Batılı haber ajansları olayı “Modern Türkiye`deki en büyük katliam” olarak, servise sundular. Akademinin bütün sosyal bilimlerini yardıma çağırsak, anlayabilir miyiz bu nefreti bu kini? Olayın aslına bakmayıp hatta öteleyip de, şekline takılıp kalmak doğru mu? Hemen ait olduğu kampın sözcülerinin yaptığı gibi; “suçlu koruculuk sistemidir” veya “ suçlu güneydoğuludur” diye analizlerle nereye kadar varırız? Sahi kim bizden suçluyu bulmamızı istedi ki? Yani polisiye bir gayretkeşlikle, suçludan mı gidelim “suç”a? Niyedir bu rol çalma hevesimiz? Sosyal olaylar, matematiksel veriler gibi yorumlanamaz. Matematiksel bir hesaplamanın tek bir kesin sonucu vardır ve dünyanın her yerinde aynıdır bu, ancak sosyal vakıaların öngörülemeyen sonuçları olabilir. Yine matematiksel çıkarımlarda sonuç üzerinde düşünmek asılken, sosyal olaylarda ise sebep üzerinde yoğunlaşmak daha sahicidir. Korkunç olayın vukuu bulduğu bölge; Güneydoğumuz. Yıllar yılı şiddetin kol gezdiği, savaşın barışa galebe çaldığı ülke toprağımız. Kapalı toplumların bütün marazlarının en ürkütücü halini görebileceğiniz bir yer orası. Feodal yapının on yıllardır beslediği korku toplumunun bütün nevrotik belirtilerine şahitlik edebilirsiniz orada. Eğer yabancıysanız bölgeye, baskın duygunun paranoya mı, gerçeklik mi olduğunu ayırdetmeniz mümkün değildir.. Çocuklar hayata küskün başlarlar orada, büyüklerse yılgındırlar hayata karşı. Kuşatılmışdırlar! İkdidarlara kurban edilen onların yasamlarıdır. Yaşam hakkının kutsallığına dair söylenen, bilinen onca bilgi, meri hukukun ve dahi şeri hukukun bütün öğretisi yaşam pratiğinde anlamını bulamaz çoğunlukla. Kutsalı da, devleti de aşan bir otorite vardır orada. Adı töredir. Koca bir toplum hiçbir toplumsal sözleşmede olmadığı kadar, adına töre denilen nefsi ve dünyevi bu algıda ittifak etmiştir. Görünmez el, görünmez töre sözleşmesini mürekkebi kan olan bir kalemle imzalamıştır. Görülebilen sadece kanla atılmış imzadır.Töre bugün Mardin`de canlar almıştır, dün ise Maraş`da, Ankara`da, İstanbul`da, hatta Almanya`da, İsveç`de, İngiltere`de.. Bölge mahreçli haberler çoğunlukla “ölüm”lü olur orada. Şayet haberin muhteviyati manşete uygun görülmüşse, o manşetin altındaki imza ya töredir ya da terör. Kanıksanmıştır ölüm, normalleşmiştir. Daha korkunç olanı ise, töre gerektiriyorsa “hak”tır da. Bu sapkın düşünceyle nasıl mücadele edilir ki? Hoş mücadele etmek isteyenlerin sesleri ne kadar çıkıyor? Savaş sözcülerinin çıkardıkları gürültüde yok olup gitmiyor mu, o sesler? Sevgi türkülerimizin tınıları, her geçen gün daha az duyulur oldu, onun yerine detone seslerden savas marşları dinler olduk. Ey halklarının mutluluğu için savaştığını söyleyenler! Ey terörü yapanlar! Ve ey teröre zemin hazırlayıp onu besleyenler “ölüm”e kilitlenmiş idrakleriniz hala mı sürrealist marşlar terennüm edecek? Tarihin hafızasına kazınıp orada kalacağından kimsenin şüphe taşımadığı bu menfur katliamı, yok sayarak devam edecek misiniz iktidar savaşınıza? Yetim kalan onlarca “Bilge Köyü Çocuklari”nın yanında terörün yetim bıraktığı binlerce çocuğu hesaba katmadan neyin mücadelesi olacak sizin ki? NOT: Bu yazı Sabah Gazetesi Avrupa baskılarında yayınlanmıştır. guvenakinci@hotmail.com Bu makale 1,429 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |