Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Engin Ardıç
Engin Ardıç
Yepyeni bir hayat filizlenir çemişliğin doruklarında
Engin Ardıç

Yepyeni bir hayat filizlenir çemişliğin doruklarında

İstanbul'da "denizle hiç tanışmamış" yüz elli bin çocuk olduğu ortaya çıkmış... Bunlar çocuklar. İlköğretim çağında olanlar. Liselerde henüz araştırma yapılmamış. O zaman bu sayının daha da artacağından korkuluyor.

Korkuluyor, çünkü korkutucu bir durum bu.

Televizyonda görmemiş olabilirler mi? Olamazlar. Fakat gerçeğini görmemişler. Denize taş çatlasa birkaç kilometre uzaklıkta oturdukları halde...

Birkaç kilometre, çünkü bunların hepsi gecekondu çocukları.

Anaları babaları arasında da deniz görmemiş olanlar var.

Toplam sayılarının iki, belki üç milyona ulaşması bekleniyormuş... Deniz görmemiş "çakma İstanbullular"...

Çocuklar kendi başlarına kalkıp deniz kıyısına gidemezler diyelim, çünkü yaşları küçük... Su satarlar, kâğıt mendil satarlar, ama deniz kıyısına gidemezler... Anaları babaları da mı gidemezler? Çocuklarını götüremezler?

Hayır, gitmiyorlar. Merak etmiyorlar. Umurlarında değil. Sorarsan, iş güç...

Masraf gerekmez: Güngören, Sarıgazi, Atışalanı, Bağcılar gibi biryerlerden belediye otobüsüne Akbil'inle bineceksin, bulunduğun yakaya göre Kadıköy'de, ya da Sirkeci'de, ya da Bakırköy'de ineceksin! İstersen simit alacaksın, istersen içine peynir ya da zeytin ezmesi koyduracaksın, istersen çay içeceksin, istemezsen hiçbir şey, denizi görüp döneceksin. Bu kadar. Bir pazar günü yap bunu.

O denize paçalı donunla ve "şambrelle" girip ağzına su doldurarak garip sesler çıkar ve boğulma tehlikesi geçir demedik, mayolu karılara kızlara parmak at da demedik, yalnızca "görmekten" sözediyoruz.

I ıh... Görmüyor herif, merak etmiyor. Çoluğuna çocuğuna da göstermiyor.

Sorarsan "İstanbul'da oturuyorum" diyor.

Sonra da bir çocukla konuştu diye kızını öldürüyor ya da öldürtüyor...

Devrim yapacaklar. Yepyeni bir hayat filizlenecek.

Çözüm olarak "belediyeler tur düzenlesinler, çocukları alıp gezdirsinler, denizi göstersinler" diyenler çıktı.

İşte bu da böyle bir "yeni İstanbul"... Adı İstanbul...

O yeni İstanbul'da "lakerda" nedir bilmeyen mezeciler de var, "tarator" kelimesini hiç duymamış olan meze tüketicileri de... "Tek duble" ve "dabıl duble" içki veren meyhaneciler de...

Fener Rum Patriği'ni aynı zamanda Fenerbahçe Kulübü Başkanı sananlar da!

Daha da kötüsü, bu dehşet verici patrik konusunu gırgır olsun diye anlattığım zaman aval aval yüzüme bakanlar da...

Onlar varoş çocuğu falan değiller, oto galericisi, kundura mağazası sahibi falan gibi esnaf takımı, onlar da kendilerini "burjuva" sayıyorlar. Onlar da "sivil toplumu" kuracaklar.

Tabii suçlu aranıyor.

Vallahi bana sorarsanız hükümet!

Herşeyin suçlusu o değil mi canım?

SABAH

Bu makale 1,072 kez okundu.

YAZARIN SON YAZILARI
» Arabayı devirmemek kabahat oldu
» Hay sizin Rosenbergler'inize...
» Umarım katledilmez
» Haşşöyle!
» Liberal aydınların derdi ne?
» Ermeni meselesinin belkemiği "mallar"...
» Anlamaz
» Yarın, Yavaş yavaş, Yarım yamalak
» Herkesin elindeki
» Osmanlı Partisi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı