Haber10.com - "Derinlemesine Haber"
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim
 
Haber 10
BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER
3 Eylül 2010, Cuma Güneşliİstanbul
Güneşli 22° / 27°
 SON DAKİKA : Tümünü göster
Nuray Mert
Nuray Mert
Kırmızı alarm
Nuray Mert

Kırmızı alarm

Bir ülke için çok talihsiz bir dönem yaşıyoruz. Mezardan geçerken ıslık çalmanın alemi yok. Cumhuriyet projesi çöktü. Buna sevinmenin de alemi yok. Zannedilmesin ki her çöküşün ardından yeni bir sabah doğar. Yine zannedilmesin ki demokrasi ile bu girdaptan kolayca çıkmak mümkün olur. Demokrasi dediğimiz şey mucize yaratmaz.

Demokrasi ile çözebileceğimiz sorunları şu veya bu nedenle çözememişiz ki, bu noktaya geldik. Demokrasi özgürce tartışabilme ortamı demektir. Gelinen noktada değil tartışmak, birbiriyle konuşamayacak hale gelen taraflardan bahsediyoruz. Mesela, ülkenin bir siyasi partisinin mensupları diğerini ‘terörist’, onlar da diğerlerini ‘faşist’ olarak görüyor. Aynı ülkede yaşayan ama birbirine baş düşman gözüyle bakan bunca insanın birbiriyle konuşmasını bile sağlayamadan kim, neyi, nasıl çözecek?

Diğer taraftan, birinin ülke çapındaki oyunun yüzde 5 veya 6 düzeyinde kalması sorunu azaltıyor mu? Hayır. Oy hesabı yaparak, bu meselenin hallolacağını sanmak boş hayal miymiş? Evet. Normal şartlar altında, bir siyasi partinin silahlı bir mücadele örgütü ile birlikte davranması anlaşılır şey mi?

Hayır. Bu gerçeği bile bile yine de bir çözüm üretmek gerekiyor mu? Evet. Hangi, sıradan demokratik yöntemlerle bu iş başarılacak? Belli değil.

Bu şartlar altında birilerini zorla sindirmeye çalışsanız ne olacak, dünyanın en demokratik, sivil anayasasını yapsanız ne olacak? Hem kimler hangi uzlaşma zemininde bu demokratik açılımları yapacak? Malum memleketin geri kalanı da muhafazakâr-laik gerilimi zemininde birbirinin gözünü oymakla meşgul. Bir yanda başörtüsü ile üniversiteye girmek suç, diğer yanda, başörtülü öğrenciye burs vermeyen sivil toplum örgütü kurmak suç sayılmaya başladı.

Kutuplaşmanın geldiği yerde her dış politika konusu, iç politika çatışması ve gerilim hattı oluşturuyor. Ermeni meselesi gibi konularda son derece kuşkucu bir siyasi gelenekten gelenler, sadece iktidarda oldukları için bu konuda son derece liberal politikalara yönelmişken ve belki sadece bu nedenle diğerleri neredeyse Azeri milliyetçisi olmuş vaziyette.

Bu tablo içinde mesela asker sivil ilişkisinin zeminini yeniden kurmak gibi, esaslı işlerin içinden nasıl çıkılacak? Hangi ülkede bu türden işler, köşe başlarında anti-militarist yazı döşenmekle

gerçekleşti sanıyorsunuz? Bu derece esaslı dönüşümlere acilen ihtiyacımız olduğu doğru, ama bunların

tümü için yeni bir ‘toplumsal uzlaşma-sözleşme’ zemini kurmaya gerek var. Bir yanda ‘memleketi dinciler sardı’ diye seferberlik duygusu içine girenler, diğer yanda Ergenekon sürecinde hırpalanan kanser hastası bir profesörün, başörtüsüne karşı olduğu için Allahın gazabına uğradığını düşünenler...

Bunlar hangi zeminde buluşabilecek?

En azından tüm bunları yok sayarak ve bu ülkenin artık ‘kırmızı alarm’ verdiğini görmezden gelerek yola devam edilemeyeceğini fark edelim diyorum.

radikal

Bu makale 1,129 kez okundu.

 

YAZARIN SON YAZILARI
» Dar kapı
» Dar kapı
» Kafa karışıklığının maliyeti
» Cumhurbaşkanı neden rahatsız?
» Güney Afrika sadece futbol değil!
» II. Abdülhamid, AKP ve muhalefet
» 'Tartışmalı' dış politika
» 'Demokrasi öldürür'!
» Kürtler ‘eskisi gibi’ yaşamak istemiyor!
» Akıl kaybı
YAZARLAR
araba.com
DÜŞÜNCE ANALİZ
RÖPORTAJ
Salman Kaya: Solcuya ‘Hayır’ yakışmaz
Salman Kaya, Türkiye’de sol hareketin efsanevi isimlerinden. 1968 kuşağının unutulmaz liderlerinden. Askerî darbelerin büyük acılarını çekmiş, sekiz kere tutuklanmış, beş yıl hapis yatmış, korkunç işk
kitapadresi.com
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2010
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı