| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
13 nisan 2009… Bugün güzel bir gün! “Millici/ulusalcı” terör örgütü (“olduğu iddia edilen” diyelim, hukuka uyalım) soruşturmasında yeni bir operasyon başladı. Güzel ülkemin derin çetelerden kurtulabileceğine dair inancımız tazelendi. Baharda doğanın tazelenişi gibi. Dileriz ani vuran sıcağın kuruttuğu coğrafyaya dönmez. Ergenekon tsunamisinin bu dalgası ilginç. Bu sefer, kamuoyunda son on yılda öne çıkmış, gerilimlerin odağında olmuş isimler aranıp soruluyor. Aransın ve sorulsunlar; faydalıdır. İlgililer kendini aklama imkânı elde etmiş olur. Bu işlemler yasal ve hukuki değil mi? Evet. Bırakınız hukuk konuşsun; herkes sussun! Ben böyle söylüyorum da başkaları böyle demiyor. İlk saatlerde neler olmuş, kim ne demiş bakalım ve değerlendirelim… *** BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ *Haberal gözaltına alınmış; ardından şu haber düşmüş: “Başkent Üniversitesi Senatosu, kurumda yapılan aramanın ve Rektör Mehmet Haberal'ın gözaltına alınmasının ardından olağanüstü toplandı. Toplantının ardından bir açıklama yapılması bekleniyor. Senato üyelerinin ayrıca bugün Anıtkabir'i de ziyaret edecekleri öğrenildi.” Bu da bizim yorumumuz Ziyaret etsinler; etsinler etsinler de, niye edecekler? “Atam, senin kurduğun bu güzel devletin temel direği olan hukuk çalışıyorken başkanımıza “dokundu”, özür dileriz” mi diyecekler? Şüphesiz hayır. Alışageldiğimiz sloganı tekrarlayacaklar… “Türkiye laiktir laik kalacak…” Buna itirazımız yok elbette. Ama laik olmanın ve laik kalmanın olmazsa olmaz şartı, hukukun üstünlüğü ve yasalara saygıdır. Hukuk başkasına dokununca hukuk, ama kendilerine dokununca Ata’ya şikayet…. Nasıl laiklik ve hukuk anlayışıysa! Oysa Atatürk’ün Milli Mücadele yılları aynı zamanda hukuksal bir süreçti. O, hukuk dışılığı hiç onaylamadı. Bu gözaltı ve aramalar yargı kararına dayanıyor. Dile gelen şey “hukuk”. Dedik ya, hukuk konuşmaya başlayınca herkes susmalıdır. Oysa senato hukukun icraatını şikayet konusu yapmakla hukuka aykırı davranmaktadır. Başka haber…. *Öğrenciler harekete geçmiş, gösteriye başlamışlar. Slogan şu: “Rektöre uzanan eller kırılsın…” Bu öğrencilerin kaderi değişmeyecek. Onları birileri hep kullanacak. Sevgili evlatlarımız, size ne rektörün gözaltına alınmasından…. Hem niye rektöre uzanan eller kırılsın? Rektör kutsal kişi mi? Dokunulmaz mı? Hele asıl kutsal olan hukuk/yargı el uzatmışsa! Bırakınız herkesin eli yerinde ve sağlam kalsın. Susun ve oturun, işinize bakın, sınavlara çalışın. İstemiyorsanız da kuşlara çiçeklere ve böceklere bakın! Ya da geleceğinizin hukukun üstünlüğünde yattığını anlayın… *Gözaltına alınırken sayın Haberal beyanat vermiş…. “Yapılanlar Atatürk cumhuriyetine yakışmıyor…” Peki Atatürk Türkiyesine, hukukun kararına karşı çıkmak yakışıyor mu? Atatürk Türkiyesinin elitleri geçekten Atatürk’e saygı besliyorlarsa, darbeciliğe karşı çıkmaları, birer hukuk fedaisi olmaları gerekmez mi? Bu ülkeye darbecilik yakışıyor mu? İlginç görüntüler… Zanlı gözaltına alınmış, şov yapıyor. Resimlere bakıyorsunuz, birileri salya sümük ağlıyor…. Bir garip tablo vesselam. *Son dakika haberi: ODTÜ Senatosu Başkent Üniversite'sine destek ziyaretine gidiyor…. İyi de onlar oraya niye gidiyor? Bir tür kardeşlik mi ki? *** MHP CEPHESİ Mehmet Haberal’ın evinde arama yapılırken MHP milletvekili Deniz Bölükbaşı eve gelmiş…. Niçin? Tabii kahvaltıya değil; yasama görevi kapsamında da değil, destek için! Kime, niçin ve neye karşı destek? Hukukun ve millet iradesinin mabedi TBMM’nin bir üyesi hukuka rağmen ve hukukun icraatına karşı, birine destek olabilir mi? Tuhaf bir durum... Başka bir MHP milletvekili Mehmet Şandır çıkmış, şu beyanatı vermiş: “Sanki millet ve halkla dalga geçiliyor. Sayın Haberal’ın ve Kanal B’nin hukuk, demokrasi ve Cumhuriyet, laik demokrat karşıtı bir eylem içerisinde olacağını kabul etmiyorum. Haberal başarılı bir insandır. Millete hizmet etmiştir. Başarının ödüllendirilmesi yerine bu tür gelişme endişe vericidir.” Bu da bizden Şandır’a Sayın Şandır, ben “halk”ım, halktan biriyim. Benimle dalga filan geçilmiyor. Şayet sayın Haberal isnat edilen eylemleri sergilememişse, aklanacaktır. Bir kişinin eylemleri hakkında sizin fikrinizi kimse merak etmiyor; isnatları kabul edip etmemeniz de kimseyi ilgilendirmiyor. Size de sorulmuyor zaten “nasıl bilirdiniz” diye! Şandır devamla buyurmuş: “Ne hikmetse Hükümet ne zaman sıkışırsa, gündemi değiştirmek isterse, Ümraniye soruşturması kapsamında bir dalga başlamaktadır. Toplumun aklıyla huzurluyla dalga geçer oldular.” Sayın Şandır; size sözüm şudur: Biz toplumda birileriyiz. Bizim huzurumuzla ve aklımızla dalga geçene rastlamadık sizden başka! Hem ne alakası var hükümetle Ümraniye soruşturmasının? Bombaları oraya AKP mi koydu? (Yani öyle laflar ediyorsunuz ki, gerçeği ifade etmek zorunda kalıyoruz, bu da adeta AKP savunuculuğu gibi oluyor. Şükür ki hak ve hukuktan başka hiçbir şeyin savunucusu değiliz.) Azıcık devlet tecrübesi olan herkes bilir ki, AKP hukuka müdahale ederek bu soruşturmayı dilediği gibi yönlendirecek güce sahip değildir. (İyi ki değildir. O zaman cadı avına dönerdi.) Sayın Şandır da bunu biliyor olmalıdır. Peki amacı Ergenekon davasını sulandıranlar kervanına katılmak değilse nedir? Yoksa o kişilerle bir bağlantısı mı vardır? *** Ergenekon soruşturmasına şimdiye kadar MHP’liler bulaşmadılar. Demek ki sayın Bahçeli çok doğru kararlar vermiş, partiden “doğru kişiler”i tasfiye etmiş. Şayet birkaç MHP’li bu soruşturmaya dahil olsaydı, tüm medya hemen “Ergenekon MHP’dir” derdi, kimsenin şüphesi olmasın. Şimdi kimsenin üstüne yıkamıyorlar. Parti tüzel kişiliği itibarıyla MHP’nin Ergenekon’a karşı CHP gibi avukatlık girişimi olmadı. Genel çizgisi sessiz kalarak operasyonu ve davayı onaylama şeklindeydi. Bu tavır doğrudur. Fakat tavrını daha kesin ve yüksek sesle dile getirilmeli, Ergenekon iddialarının sonuna kadar soruşturulması savunulmalıdır. Bunu bir kez tekrarlamak yetmez. Ancak yukarıda saydığımız iki isim başta olmak üzere, bazılarının MHP’yi Ergenekon destekçisi çizgiye çekmek istedikleri izlenimi edinmekteyiz. Özellikle Şandır bu türden beyanatları daha önceleri de vermişti. Parti sözcüsü Oktay Vural’ı saymıyorum; çünkü bugüne kadar onun ne dediğini hiç anlayamadım. Kendisinin de anlayabildiğine dair şüphelerim var. Ergenekon soruşturması karşısında MHP’nin tavrı çok önemlidir. Çünkü MHP siyasetin önemli bir aktörüdür; aynı zamanda Ergenekoncuların dedelerinin (gladyonun) kan gölüne çevirdikleri 12 eylül öncesi Türkiyesinde çok kurbanlar vermiştir. Bu da yetmemiş, 12 eylülde işkence tezgahlarında kendi camiası çok acı çekmiştir. Bu yüzden MHP, tüm darbecileri, darbe girişimlerini lanetlemeli; kayıtsız şartsız hukuk taraftarı olmalıdır. Bu, MHP’nin tarihinin ona yüklediği sorumluluktur. *** MHP kamuoyunda bir ikilem, iki arada bir derede olma hali dikkatimizi çekiyor. Nedeni de, Ergenekoncu ithamlara maruz kalanların samimi vatansever duruş, duygu ve eylemleridir. MHP’liler vatan-millet söylemini dile getiren herkese sempati beslemektedir. Ergenekon sanıklarından bir kısmının PKK’ya karşı mücadele ettikleri ifade edilmektedir. Onlar da vatansever yani. Sorulması gerekir; acaba faili meçhullerle kirlenmiş bir vatanseverlik gerçekten vatanseverlik midir? Üstelik her milli söylem sahibi samimi ve içten olmayabilir! Bir kişinin bir zamanlar vatan için canını dişine takarak mücadele etmesi, onun tüm eylemlerini masum kılmaz…. Bırakınız zanlılar soruşturulsun, sanık olanları yargılansın… Darbeci vatansever olmaz. Darbeci vatan hainidir. Bir vatanseverin, “darbeci” olarak itham edilen kişiye, aklanana kadar mesafeli durma zorunluluğu vardır. Hal böyleyken merak ediyorum, bazı MHP’lilere neler oluyor? ÇYDD’nin birçok şubesi de aranıyormuş… Kendisi ve yetkilisi hakkında bir yığın şayianın dolaştığı bu dernekle MHP nasıl aynı safta yer alabilir? MHP’liler şunu unutmamalıdır: Bu ülkede bir avuç seçkin köşe başlarını tutmuştur. Kendileri gelecekte büyük miktarda oy alsalar bile, bu seçkinler iktidarı onlara da vermeyeceklerdir. MHP’nin, “dava”sının gereğini yapabilmesi için tam demokrasiden başka seçeneği yoktur. *** VE BAZI GELİŞMELER…. Haber dünyasına başka neler düştü, onlara bakıp kısaca fikir beyan edelim. *Tufan Türenç “Operasyonlar Türkiye'ye zarar veriyor” demiş… Yooo, hiç de zarar vermiyor. Bilakis, geleceğe güvenimiz artıyor. *Karayalçın Başkent Üniversitesi ve Kanal B'yi ziyaret etmiş… Acaba niye ki? Encümen-i Daniş dostluğu olmasın! *Gazi Üniversitesi Ceza Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Nurullah Aydın, Ergenekon operasyonunu Amerikanın Mc Carty dönemindeki 'cadı avı'na benzetmiş…. Sevgili meslektaşım; hani Mc Carty dönemini bilmeseydik inanırdık da, artık biliyoruz ve dediğine inanmayız, inanmıyoruz. Sen en iyisi gündeme başka türlü gelmeyi dene; mesela hukukun üstünlüğü savaşçısı olarak… Bu tavır daha etkili ve tam doğru olur. *Seçimler öncesi başörtüsü açılımının mimarı olarak gösterilen Gürsel Tekin, başörtüsü karşıtlığı ile bilinen Türkan Saylan'a evinde destek verdi… İşte bunu anlayamadım. Ya Gürsel Tekin milletin gözünü boyamış, ya da … (bilmiyorum, aklıma bir şey gelmedi.) Benim için asıl hayal kırıklığı bu! Gürsel Tekin’i tanıdıkça “işte, bu ülkenin ihtiyacı olan aslan sosyal demokrat” diye düşünmüştüm. Yanıldım mı? Aslan değil de “aslan parçası” mıymış? *Demirel Haberal’a destek için havalimanına gitmiş… Eeee, artık arayan soran yok ya, o da arama-sorma güzergâhına takılarak kendini tatmin ediyor. Sayın Demirel, Güzin sokağa gidip merhum olmayı bekleyin derim. Her fani gibi. *** Destek üstüne destek… Ne demek destek vermek? Ya bu insanlar çıldırmış, ya başka hesapları var, ya da bizim bütün deneyimlerimiz ve düşüncelerimiz yanlış…. Zanlıya ya da sanığa, zanlılık ve sanıklık durumundan dolayı destek verilemez… Ona sadece hukuk çerçevesinde destek verilebilir; kişinin temel haklarının korunmasına, hukukun ona sağladığı hakların gereğinin yapılmasına…. Kimseye işkence yapılamaz, zanlının onuruyla oynanamaz, sanık savunma hakkından mahrum bırakılamaz. Bütün bu destek eylemleri kamu düzenini, hukukun üstünlüğünü tahrip etmektedir. Oysa hukuk ve hukuki süreç eğilip bükülmemelidir. Gerçek vatanseverlik, hukukun üstünlüğünü ülkeye egemen kılmaktır. *** Bu operasyonda ismi geçenler, son on yılda ülkedeki gerilimde baş rolü oynayanlardır. Sırf bu bile, başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir konu… Bir diğer konu da, zanlıların gözaltına alınırken şov yapmaları; ETÖ sanıklarının mahkemede pervasız davranışları, hatta tehdit çağrıştıran beyanları... Acaba bunlar halen korunma-kollanma beklentisi içindeler mi? Bütün bu gelişmelerden, deneyim hazinemize bazı şeyler eklememiz gerek… Demek ki müesses nizama meydan okurcasına öne çıkan etkili yetkili kişilerden her daim şüphe etmek lazım. Onlar pekâlâ göründüklerinden fazla ve başka olabilirler… Örgüt denilen şeyi sadece ayak takımı kurmayabilir; koca koca adamlar da örgüt kurabilir. Üstelik onlar, bir zamanlarki mevkileri ve kamuoyundaki imajları, devlet içindeki mevcut bağlantıları dolayısıyla daha pervasız olabilirler… Yani ihtimal olarak. *** Bu satırların yazarının duruş noktasından gördüğü nedir? Neler oluyor? Devlet, kendi içine sızmış çeteyi tasfiye etmektedir, o kadar. Bu tasfiyenin okyanus ötesinden destekçileri var mıdır bilemiyoruz. Olsa da fark etmez. Ülkeyi kan ve gözyaşına boğmayı planlayan bir çete tasfiye edilsin de, nasıl edilirse edilsin! Çocuklarımız belki böylece hukukun üstünlüğünün güzelliğini temaşa edebilir. Bırakınız hukuk sözünü söylesin, herkes dinlesin. Bu iyi bir şeydir. *** Bir yandan haberleri izliyor bir yandan da Youtube’u açıp Mustafa Keser ağabeyimizin “Haydi Abbas”ını dinliyorum… Haydi Abbas, vakit tamam Akşam diyordun işte oldu akşam Kur bakalım çilingir soframızı Dinsin artık bu kalp ağrısı Aya haber sal çıksın bu gece Görünsün şöyle gönlümce…. Katıp tozu dumana var git Böyle ferman etti Cahit Al getir ilk sevgilimi Beşiktaş’tan Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan Haydi Abbas, vakit tamam Akşam diyordun işte oldu akşam milaykokturk@gmail.com Bu makale 2,423 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |