Haber10.com - "Derinlemesine Haber"
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim
 
Haber 10
BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER
3 Eylül 2010, Cuma Güneşliİstanbul
Güneşli 22° / 27°
 SON DAKİKA : Tümünü göster
Peren Birsaygılı Mut
Peren Birsaygılı Mut
Nietzsche'nin düşünceleri neden çarpıtılıyor?
Peren Birsaygılı Mut

Nietzsche'nin düşünceleri neden çarpıtılıyor?

Nietzsche ırkçıydı. Zira bir kısım insanın “üst insan" yani “übermensch” olduğunu ve kalanların tamamının ise bu insanlara hizmet etmekle yükümlü olduğunu savunuyordu.

Üstelik koyu bir din düşmanı olan Nietzsche, Hristiyanlık ve İslam dinindeki ahlak anlayışlarına karşı da büyük bir nefret besliyordu.

Tanrı’yı da öldürmüştü zaten…

Ayrıca bu melunun düşünceleri Darwinizm ile de bağdaşıyordu. Nasıl bağdaşmasın ki ? O değil miydi henüz çok genç yaşlardan itibaren büyük bir hayranlıkla Darwin’in bütün çalışmalarını takip eden?

Velhasıl kötüydü, uzak durulası adamlardandı, zaten delirerek de ölmüştü…

Oh olsundu…Müstahaktı…

***

Yukarıdaki düşüncelerinin hiçbirisi bana ait değil elbette…

Zaten ben de bu kadar çok saçmalığı peş peşe sıralayarak, kendimi rezil etmeye asla cesaret edemezdim doğrusu. Birileri çıkar ve bu konudaki cehaletimi yüzüme vurur diye endişeye kapılırdım.

“Yok yahu! Hele de felsefe tarihinin en önemli isimlerinden birinin düşüncelerini bu denli de çarpıtamam ki, insanlar sözlerime itibar edecek kadar enayi değildir herhalde” diye geçerdi aklımdan en azından…

Tabi eğer sistemli bir çabanın aktörlerinden değilsem…

Ancak eğer öyleysem, yani niyetim tıpkı evrim meselesinde olduğu gibi, Müslümanları İslam dünyasının muhatabı bile olmadığı bir kilise kavgasının daha içerisine sokarak, zaten hani “altın çağlarından” birini yaşadığını söyleyemeyeceğimiz Müslüman düşüncesini iyice bulandırmaksa, dilediğim kadar “sallayabilirim” de.

Ve maalesef pek çok insan, bir düşünceyi kaynağından okumak yerine, kulaktan dolma bilgilerle fikir sahibi olmayı tercih ettiğinden, bir sürü insanı peşimde sürüklemem inanın çok da zor olmaz…

Ve üzerime düşen görevi yerine getirerek, bilime düşman, felsefeye düşman yani tıpkı Batı kilisesi refleksleriyle hareket eden Müslüman kalabalıklar yaratabilirim kısa sürede…

Yazık çok yazık…

***

Bir; Nietzsche ırkçı değildir. Bunun böyle olduğunu iddia etmek ya sistemli bir çarpıtmanın ürünüdür ya da onun bu konudaki düşüncelerini hiç anlamamış olmak demektir. Zira Nietzsche’nin “übermensch” ile vurguladığı üst insan modelinin soy-sop ya da ilk anlaşılır anlamındaki ırk ile alakası yoktur. Ona göre üstünlük , ırk ile gelmez. Nietzsche’ye göre üstünlük bireyin sahip olduğu yaşam enerjisi ve toplum kurallarından bağımsız düşünebilme yetisi ile alakalıdır.

O bu düşüncesini "Sizin kökeniniz , nereden geldiğiniz değildir.Tersine nereye gittiğinizdir" diyerek pek çok kereler özetlemiştir de aslında. Bu yüzden “übermensch” olarak idealize ettiği insan modeli, daha sonraları Nazilerin çarpıttığı gibi sarı saçlı tipik Alman falan değil, düşünsel olarak ulaşabildiği son noktaya ulaşmayı başarmış bir özgür insan modelidir o kadar.

Ve, onun kendi çağı içerisinde önemli bir isyana tekabül eden “übermensch” kavramı, her ne kadar büyük bir felsefenin ürünü olsa da, İslam düşüncesi içerinden doğan “İnsan-ı Kamil” kavramı ile karşılaştırıldığında, çok zayıf kalmaktadır aslında.

***

İki; Nietzsche’nin Hristiyanlık ve İslam dininin ahlak anlayışına karşı büyük bir nefret beslediği yönündeki iddialar da, çok usta bir kandırmacadan ibarettir.

Zira Nietzsche’nin isyanı Hristiyanlık’a yöneliktir, onun isyanı insanı sürünün egemenliği altına alan statükocu kilise ideolojisinedir ve İslam dini hakkında en ufak bir olumsuz yorum bile yapmamıştır.

Ne bir cümle, ne de bir ima…

Aksine, Deccal isimli eserinin sonunda yer alan aforizmalarda(59), “Eğer Müslümanlık, Hristiyanlık’ı küçük görüyorsa bunu yapmakta yerden göğe kadar haklıdır çünkü İslam dini insana değer verir” diyerek, aslında biraz da örneğin İbn Rüşd gibi kendisinin büyük dikkatini cezbetmiş İslam düşünürlerinin etkisi ile İslam dinini Hristiyanlık ile bir tutmadığını dile getirmiştir.

Dileyen üşenmeyip Nietzsche’nin bütün kitaplarını satır aralarına kadar tek tek inceleyebilir.

Ve düşünüre atılan büyük iftirayı kendi gözleri ile de görebilir.

***

Üç; Tanrı’yı öldüren Nietzsche değil, kilisedir.

Tanrı’yı öldüren, cennet vaadi ile kilise tarafından boyunduruk altına alan insanoğludur.

Nietzsche’nin de zaten Tanrı düşüncesine topyekün karşı çıktığı falan yoktur. Onun isyanı hakikatı öteki dünyaya taşıyan ve insanoğlu bu dünyada adeta bir oyuncak haline getiren, onu köleleştiren, sürüleştiren kilise Tanrı’sına yöneliktir.

Ve o Tanrı’nın ölümünden sorumlu olan değil, ölen Tanrı’nın ardından gözyaşı döken bir muzdariptir aslında.

***

Dört; Nietzsche’nin Darwinist olduğunu iddia etmek öyle komik bir iddiadır ki, zira 1859 senesinde yayınladığı “Türlerin Kökeni” isimli çalışması ile çok fazla eleştirilmiş olan Darwin, Nietzsche’nin de yoğun eleştirilerine maruz kalmıştır.

Nietzsche’nin, Darwin'e yönelik eleştirilerinin en başlıca noktası doğal seleksiyon kuramıdır ve o bu konunda ve Darwin’in düşüncesinin tamamen karşısında bir görüş belirtir. Zira özetle ifade etmek gerekirse, Nietzsche'ye göre seleksiyon, Darwin’in dediği gibi daha güçlü olanı seçmez, tam aksine güçsüz olanlar daha büyük bir çoğunluk teşkil ettikleri için güçlü olanın yok olmasına yol açabilir. Ve bu ayrılık iki düşünürün hayata bakışı ile alakalıdır aslında.

Ve iddia edildiği gibi Nietzsche’nin Darwin’e hayran olduğu falan yoktur. Aksine o Darwin’i fazla “İngiliz” bulmuş ve Darwin’in düşüncelerine karşı neredeyse taban tabana zıt fikirler öne sürmüştür.

***

Düşünüre atılan iftiralara kısa kısa değindik.

Zira bu yazı aslında Nietzsche’yi savunma yazısı falan değildi.

Bu yazı, İslam dünyasının dört bir yanında köşeleri tutmuş Ferisi hahamı kılıklı adamların yönlendirmeleri ile İslam’ın özünden ne denli uzaklaştığımızı sizlere hatırlatmak isteyen herhangi bir yazı idi sadece.

İslam düşüncesinin bir namusu vardır ve onun içerisinde türlü yalanlar ile insanları zapt-ı rapt altına alarak menfaat elde edenler asla barınamamaz, asla barınmamalı demenin bir başka yolu idi..

Büyük Akif çağ başında; “Medresen var mı senin…Hadi göster bakalım şimdi de İbn Rüşd’ü…İbn Sina niye yok…Nerede Gazali görelim…Hani Seyit, Razi gibi üç-beş alim” diye seslenmişti ya…

Bu yazı da, Müslüman nesilleri bilimden-felsefeden uzaklaştırarak kendi iktidarlarını daha da güçlendirmek isteyen kimselerin yalanlarını karşı uyanık olalım ve devirelim bu din bezirganların yalanlarla kurulu iktidarları da, Akif’in sesine kulak verelim diye temenni etmekteydi aslında sadece…

perenbirsaygili@gmail.com

Bu makale 4,399 kez okundu.

 

YAZARIN SON YAZILARI
» Türkiye solu’nun referandumla imtihanı
» Ortadoğu'nun LEVIATHAN'ı
» Anadolu'dan büyük yürüyüş
» Madenciler kimin umurunda?
» Taksim’de 1 mayıs bir lütuf muydu?
» Sinan Çetin’le demleme çay!
» İttihat ve Terakki darbeci miydi?
» Deprem değil; Vahşi kapitalizm
» 'Bu Kalp' sizi de unutmaz!
» Martin Heidegger suçlu muydu?
YAZARLAR
araba.com
DÜŞÜNCE ANALİZ
RÖPORTAJ
Salman Kaya: Solcuya ‘Hayır’ yakışmaz
Salman Kaya, Türkiye’de sol hareketin efsanevi isimlerinden. 1968 kuşağının unutulmaz liderlerinden. Askerî darbelerin büyük acılarını çekmiş, sekiz kere tutuklanmış, beş yıl hapis yatmış, korkunç işk
kitapadresi.com
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2010
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı