|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
|||||||||||
![]() İhsan Eliaçık
Dağlarda ölen Muhsin
Dağlarda ölen Muhsin Birkaç ay önceydi. Ankara’da BBP kongresi oluyordu veya henüz olmuştu sanırım. Ankara’dan sevgili Mahmut Akyol kardeşim telefonda “kHocam evimde bir misafir var, sürpriz olsun,kendisine veriyorum” dediğinde hiç aklıma gelmemişti o olduğu. “Mahmut bey sizden epey bahsetti. Yazılarınızı Yarın Dergisi’nden beridir takip ediyoruz. Memleketin dürüst siyasetçilere, cesur yazarlara, haykıran şairlere ihtiyacı var. Görüşelim, tanışalım, halleşelim kardeşim…” sesi hala kulağımda. Orta Anadolu şivesiyle konuşuyor, arada bir “Sende bilirsin, hani bizim Anadolu’da bir söz vardır” diye ekliyordu. Kendime o kadar yakın hissettim ki anlatamam. İlk bıraktığı izlenim delikanlılık, dürüstlük, mertlik, içtenlikti. O sesi sevmiştim, daha görüşecektik, “halleşecek”tik… *** Muhsin Yazıcıoğlu “özeleştirisi” olan birisiydi. Kur’an’ın tabiri ile “kendini/yaptiklarini elestirebilen kişilik” (nefsu’l-levvame) özelliği vardı. Bunun için ayrıca değer veriyor ve saygı duyuyordum. Muhsin Yazıcıoğlu “bir fikri, bir davası” olan birisiydi. Kariyerizmin ve konformizmin her yanı sardığı, “kendisinden” başka derdi olmayanların mantar gibi her yana yayıldığı ı bir ortamda, “kendisi” dışında bir şeye, bir fikre, bir davaya inanmak başlı başına bir meziyetti. Bunun için de önemsiyordum. Aramizda yedi yas olduguna gore Mamak cezaevinde yattigimizda ben 19, o 26 yasindaymis.Koguslarda karisik yattigimizdan ulkucu ranza arkadaslarimizin surekli kullandigi ''Reis hucrede,yasiyor,direniyor... '' cumleleri benim icin de hep moral ve direnc kaynagi olmustu. Mamak’ta hoyratça kıyılan “idealist” bir kuşağın son temsilcisi gibiydi. 28 Subat da soyledigi ''Millete yoneltilen silaha selam durmam''sozu biz arazidekilere ilac gibi gelmisti. Bunlar hic unutulur mu? Bu nedenle olum haberini duyunca sanki kolum kanadım kırıldı, 'galiba neslimiz tukeniyor' hissine kapıldım. Geçen seçimlerde “Millet bizi nadasa bıraktı” demişti. Serpilmeyi bekleyen tohum gibi gününü bekliyordu. Kimseye bulaşmadan süren bu asilce bekleyişi hep takdir etmişimdir. Ve Muhsin başkan mahpus şehirlerde değil; dik durmanin sembolu dağlarda öldü! *** Çekip gider gibi… Dağlarda ölen Reis… Sanırım onu hep böyle hatırlayacağız. Ama ölümü çok anlamlı ve çarpıcı geliyor bana. Dağlar ve ölüm… İnsana neler hatırlatmıyor ki… BBP’liler, ülkücüler, Alperenler, sevenleri, dostları üzülmesin. Anadolu’nun karlı dağlarında ruhunu Allah’a teslim etmek her lidere nasip olmaz. Maraş’ın dağları Muhsin’i iki gün vermedi. Sivas’ın, Göksun’un, Elbistan’ın ovaları onu iki gün sakladı. Annesinin ağlayan yüzünden, bembeyaz yemenisinden buram buram Anadolu akıyordu. Tıpkı benim, senin hepimizin anası gibi. Dağlarda ölen “Muhsin”… Yani Anadolu’nun dağlarına gömülen “Güzel insan”… “Ben bu dağların maralıyam” der gibi gitti. Maral yani meral; ceylan, karaca, sevgili… “Ey mor dağların maralı! Sana dağlarda ölmek yaraşırdı” diyesi geliyor insanın. O sesi çok sevmiştim; görüşecek, kaynaşacak, halleşecektik… Dağlara gömülen “Muhsin”, şehirlerden dirilir inşallah. Yeterki butun dağlarımızın başı sağ/dik olsun. Ruhu şad, mekanı cennet olsun. Allah sevgi ve merhametine alsin. Bu makale toplam 8106 defa okunmuştur.
|
||||||||||||
|
||||