Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Salih Selçuk
Salih Selçuk
Kapitalizmin otuz yıllık ömrü mü kaldı?
Salih Selçuk

Kapitalizmin otuz yıllık ömrü mü kaldı?

Dünyayı kasıp kavuran Krizin aslında neyin krizi olduğu, ne kadar süreceği, nasıl aşılacağı, bütün dünyada tartışılmaya devam ediyor. Krizi global sistemin bütünü açısından değerlendirebilecek en yetkin bilim adamlarından biri de Immanuel Wallerstein. Ünlü sosyoloji profesörünün sözlerine kulak kesilmek özel bir önem taşıyor. 'Dünya Sistemi Teorisi'ni (World-systems approach) kuran Wallerstein, Sovyetler Birliği'nin çöküşünü önceden tahmin eden birkaç bilim adamından biri. Teori, Karl Marx'ın kapitalizm analizini, 'Karşılıklı bağımlılık teorisi'ni (Depedency Theory) ve yeni Fransız Annales ekolünün günlük hayat tarihi araştırmalarını esas alıyor.

Wallerstein, geçen yılın sonbaharında kendisiyle yapılan bir röportajda, yaşanan krizin benzersiz bir sistem krizi olduğuna dikkat çekerek, dünyaya hükmeden iktidarların giderek 'kaotik ve kontrol edilemeyen' bir dünya ile karşı karşıya kalacaklarını söylemişti. Wallerstein, tamamen unutulmuş eski bir soru işaretinin yeniden canlanmasına neden olmuştu: 'Kapitalizm sona mı eriyor?' Kapitalizm sözünün tedavülden kaldırıldığı son yirmi küsür yılın neoliberal post-demokrasilerinde, sadece 'demode' sola yakıştırılan bu tip soruların ciddiye alınmamasında haklı yanlar da yok değil. Ne de olsa solun çok büyük bir bölümü tarafından 20'inci Yüzyılın başından beri savunulan Leninist teoriye göre 'kapitalizm' son aşamasına gelmişti ve çökmesi beklenmekteydi -ama (liberal) kapitalizm yerine reel sosyalizm (yani kooperatist kapitalizm) çöktü.

Güncel kriz çok şeyi değiştirdi. Mesela 'Kapitalizm çöküyor mu?' türünden sorulara bile artık kimse gülmüyor -ciddiye alıyor. Kapitalizmin akıbeti, geçen sonbahar aylarında yeniden ciddi bir tartışma konusu haline gelmişti, tartışma sürüyor. Wallerstein 'Kriz' sözcüğünü çok dikkatli kullanıyor. Onun kurduğu cümlelerde 'kriz', konjonktürel krizin çok ötesinde, 'kapitalizmin krizi' anlamına geliyor. (Le Monde 11.10.2008).

Wallerstein son yıllarda, kapitalist dünya sisteminin hayatta kalamayacağını söylemekteydi. Ama en son Şubat ayı başında Madrid üniversitesindeki bir konferansta, kapitalizmin sonu hakkında ilk kez bir tarih verdi ve bu tahmininin teorik dayanaklarını anlattı. Wallerstein'a göre, kapitalizmin otuz yıllık ömrü kalmış bulunuyor. Bunun büyük bir şok yarattığı açık, çünkü İspanyol basını, her şoktan sonra gösterilen o ilk ciddi reaksiyonu göstererek konuyu görmezden gelmeye çalıştı. Ama yeni bir gazete, ünlü bilim adanmıyla bir röportaj yaparak, bu tahmini belgeledi. (Publico 6.02.2009)

Burada özellikle vurgulanması gereken, Wallerstein'ın, kapitalist dünya sisteminin otuz yıl sonra sona ermiş olacağını söylüyor -kapitalizmin değil. Bu da kapitalist sistemin, eski sosyalist sistem gibi, dünyanın bazı bölgelerine ve merkezlerine doğru çekilerek dünya hakimiyetinin sona ereceği anlamına geliyor. Kapitalizmin konjonktürel krizler periyodu, Sovyet bilim adamı Nikolai Kondratyew'in 1925'de geliştirdiği kriz teorisine göre açıklanabiliyor. Bu teoriye göre sistem önce reel kapitali üretiyor, sonra büyüme sanal kapital ortamında devam ediyor ve nihayet finans/spekülasyon balonları patlayarak kriz geliyor. Krizin ardından yeni bir periyot başlıyor ve yeniden reel kapital üretme aşamasına giriliyor. Wallerstein'a göre şimdiki kriz, sadece bir Kondratyew periyodunun sona ermesinden ibaret değil. Şimdi, hem böyle bir periyodun son aşaması ve krizi, hem de birçok başka negatif konjonktürel faktörün birbirini etkileyerek negatif kriz eğilimini güçlendirmeleri sözkonusu.

Günümüzde, kapitalizmin kendi krizini aşıp yeni bir Kondratyew çevrimi başlatabilmesi için gerekli şartlar maalesef bulunmuyor. Para odaklı kapitalist ekonomide yatırım ve üretim, ancak kar getiririse yapılıyor, karın da en yükseği ve büyümek hedefleniyor. Bu şartlar altında başlayacak yeni bir Kondratyew çevriminde reel kapitalin üretilmesi için gereken 'büyük' koşullar artık yok. Çünkü yeni periyotlar, hep daha yüksek bir üretim/tüketim aşamasını hedefliyor. Daha yüksek bir aşama tutturmak artık mümkün görünmüyor. Bir sonraki yükseliş için gerekli -ve kapitalizmin olmazsa olmazı sayılan- hazır enerji kaynakları büyük ölçüde tüketildi. Aynı/artan tempoda kullanılmaları halinde petrol ve gaz rezervlerinin otuz yıl içinde tükenmesi veya yüksek maliyetleri nedeniyle terkedilmeleri de mümkün. Sistemin büyüme motoru sayılan 'maksimalist kar düşüncesi'nin önce mala sonra paraya dönüştüreceği, yeterince büyük alanlar görünmüyor. Mesela karı belli sınırlarda tutmak, büyümemek, veya kardan vazgaçmek gibi önlemler henüz konuşulmuyor bile -çünkü sistemin doğasına aykırı. Bu arada sistemin değiştirilmeden aynen sürdürülmesi halinde, ekonomiden önce iklimlerin çökeceği konusunda dünyada geniş bir mutabakat oluşuş durumda.

Wallerstein, günümüzün bu çıkmazını, Avrupa'da feodalizmin çöküşü ve kapitalizmin ortaya çıkışı dönemine benzetiyor. Ama denklemindeki en ürkütücü yan, görünürde henüz yeni bir ekonomik sistem alternetifinin bulunmaması. Ortaya çıkmasını beklediği yeni sistemin/sistemlerin, eskisinden daha iyi mi yoksa daha kötü mü olabileceği hakkında da bir fikri yok. Hangi sistemin üstünlük sağlayarak dünya sistemi haline geleceğini, sistemlerin kendi arasındaki rekabetin belirleyeceğini söylüyor.

Krizin aşılıp sistemin yeni bir çevrim başlatması elbette mümkün olabilir. Ufukta 'yeni sistemler'in henüz görünmediği günümüzde, krizin aşılmasını istemekten doğal ne olabilir? Ama dünyadaki yaşam koşullarını ortadan kaldırmak üzere olan ve sürekli yıkıcı krizlere girmek zorunda kalan bir sistemi inatla sürdürmek niye? Bu inat, aynı zamanda muazzam bir düşünce tembelliğine, ufuksuzluğa işaret etmiyor mu? Dünyada uzun bir süre; kriz esas, istikrar istisna haline gelirse, Wallerstein'nın öngördüğü gibi, sistemi sürdürmenin bir anlamı kalmayabilir. Böyle bir durumda ne yapmalı? Kapitalizmi restore ederek yola aynen devam etmek konusunda hiç umutlu görünmeyen Wallerstein, 'Akıllı olanlar, kapitalizmi düzeltmeye kalkmak yerine tamamen yeni bir sistem kurmak gerektiğini anlayacaklardır' diyor ve ekliyor: 'Porto Alegre ve Davos ruhu arasındaki anlaşmazlık çözüldüğünde, sorunun çözümünü de bulmuş olacağız.' İşte bu, krize ve müstakbel krizlere köklü çözümler bulmanın ilk önemli adımlarından biri olabilir.

Bu makale 2,596 kez okundu.

YAZARIN SON YAZILARI
» Üretimin ve serbest piyasanın önü açılarak küresel kriz durdurulabilir mi?
» Demokrasisiz ekonomi, ‘Doğrudan demokrasi’ ve halkların mutluluğu
» Globalleşen sistemin kırılganlaşması ve İran’ın manevraları
» Ajanlar, kadınlar, erkekler ve yiten anlamlar meselesi!
» Doğanköy...
» ABD, Çin, İran ve ekonomik krizde savaş konuşmak
» Kriz ve devletlerin zincirleme çöküş mekaniği
» Mutluluğun sosyolojik altyapısı ve mutlu eşitler toplumu
» İdeoloji' denen format ve ideolojileri aşmak
» Berivan'ın hikayesi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı