|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
|||||||||||
![]() Doç. Dr. Aliye Çınar
'Türkiye'de Farklı Olmak ve Ötekileştirilme’ Sorunu Üzerine
Binnaz Toprak'ın 'Türkiye'de Farklı Olmak-Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler' başlıklı araştırmasının satır aralarını iyi okumak kanımca, araştırmanın sonucunun bilimselliğinden ya da neticelerinden daha önemlidir. Bir kere, muhafazakârlığın pozitivist bilimsel fetişizmin revaçta olduğu bir akademia için hala önemli bir araştırma konusu olması hatta neredeyse 80’li yıllarda incelemeye bile alınmazken şimdi oldukça ciddi tartışmaları doğurması son derece önemlidir. Nilüfer Göle’nin Modern mahrem kitabı bile bu anlamda sadece üniversiteli türbanlı kızları tahlil ediyordu. Bu bakımdan o, geniş ölçekli bir çalışma sayılmaz. Sadece görünürdeki değişimi analiz etmekteydi… Bu anket, bir kere muhafazakarlığın –özellikle sol tandans tarafından– bir varlık olarak kabulünden öte, tehdit olarak algılandığının bir dışa vurumudur. Zira yıllarca Anadolu insanı, bırakınız tehdit olarak görülmeyi, yok bile sayıldı. Sizin yerinize düşünülür, size düşen sadece itaat etmektir, denildi onlara… Efendi-köle mantığında kölenin bir tehdit olarak görülmesi oldukça düşündürücüdür… Elbette bu konuların düşünmeye bile değer bulunmaya başlanmasında, mevcut hâkim siyasi trendi oldukça önemli rolü vardır. Olmayacak şeyler oldu bu ülkede muhafazakârlık lehine. Gerçi muhafazakarlıktan ne anlaşıldığı/anlaşılacağı konusunda bir konsensus oluşmamış olsa da.. Ancak şu bir gerçek ki, bizim millet ârif, gerekmez ki tarif… Hatta Elif Şafak muhafazakârlığın homojen tek kalıp olmayacağını söylese de, o da varsıyalan tanımı kabul ediyordu. Pinhan romanı üzerinde, iki türbanlı öğrencinin çekişmesini de buna referans olarak veriyordu: Biri romanı çok beğeniyor diğeri ise, beğenmediği için geri vermiş. İki farklı algı bu konuda sana… gerek yok düşünmeye derin derin.. Tabii bundan sonra da Avrupa’da bile muhafazakarlığın tanımı değişti deyip, su serpmek ve kelimeyi sis yığının ardına itmek, şu bizim ötekiler için zaten kolay kabul edilecek bir mevzu.. İşin ilginci, Binnaz Toprak’ın yaptığı araştırmayı nedense kendi çizgisinde olan fakat aykırı görünmeyi seven birinin yorumlaması prim yapıyor. Bu da, muhafazakârlığın narsisti temayülünü ifşa ediyor. Demek ki, sağlıklı bir benlik değil bu muhafazakârlık… Araştırmayı yapan, din ve muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenlerle meşgulken; muhafazakârlar da! ötekilerden medet ummaya devam etmekte…İlginç bir dilemma… Sahi bu ülke içinde öteki ekseninde tartışması da oldukça can alıcı bir mesele olsa gerek. Bu başlığı koymakta Binnaz Toprak son derece isabetli gözükmektedir. Sanki ülkede beyazlar ve siyahlar yaşıyor. Öteki kimse onun dedesiyle, diğer ötekinin dedesi çoğu zaman aynı millete aidiyeti paylaşmışken, zamane işte, güvenilmez… yeni jenerasyonu bu hale getirmiş…Ötekileşmişler! Asıl paranoya şu olabilir mi acaba: Hoşgörüsüzlük, öteki vs. kavramları daha farklı bir kanal açarsa ya… Devran şimdilik idare eder… Çünkü öteki olmayan asıl aktörler, Türkiye için, doğru olanı yapmakta ve ellerinden geleni icra etmektedirler. Onların görevi gerçekleri göstermek. Uyuyan halk görmüyorsa, gözlerine gerçekleri sokacak değiller ya…Şu da bir gerçek ki, Türkiye için doğru olanın ne olduğunu onlar bildiği için bu gösterme işini de elbette kimin yapacağı tartışma götürmez bir realitedir. Burada Türkiye’nin bir yanılsama içinde olduğunun imalarını görür gibiyiz. Hayal ile gerçek, ideal ile gerçek bir binine neredeyse karışmış durumda. Elbette sözünü ettiğimiz anketler henüz kralın çıplaklığını örtmek isterken, bir yandan da göz kırpsa da, asıl tehlike şu olmalı: Ya hakikat tersine çevrilir ve ayak üstü düz yürümeye başlarsa… aliyecinar@gmail.com Bu makale toplam 1657 defa okunmuştur.
|
||||||||||||
|
||||