| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
TRT Kürtçe yayın vesilesiyle Ahmet Kaya'da gündeme geldi. 2004 yılında ona yazılmış açık mektubu tekrar yayınlıyoruz. (haber10)"HOŞÇAKAL GÖZÜM" "..birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş Yusuf Hayaloğlu Sevgili Ahmet Kaya, Seni kaybedeli kaç yıl oldu, bilmiyorum. Açıkçası ömrünün o son deminde garip
bir yabancılaşma girmişti aramıza. Hiç tanışmadık, konuşmadık ama bil ki -son
yılların hariç- aynı takım yıldızının uçarı çocuklarıydık. Bir süre sonra Karadenizli oldukları anlaşılan bir grup genç, arkadaşlarını
askere gönderme "şenliği" yaparken, o şaşırtıcı şizofrenilerden birine
tanık olmuştum. Gençler önce horon tepmiş, ardından Tarkan şarkıları eşliğinde
dans etmişlerdi. Sonra… yorulup yere çömelerek neredeyse bir saat boyunca Ahmet
Kaya'dan söyleyip, sigara içmişlerdi. Sen, tam da öldürüldüğün yerde yaşıyordun.
Bütün ülkeye, her kesime, her sınıfa, etniğe, mezhebe, yaşa, mesleğe malolduğun
anda "tehlike" olmuş, manşetlerden hedefe konmuştun ya, işte tam oradan
türküler söylemeye devam ediyordun. Yüzlerce yıldır olduğu gibi bir kez daha
aramızdan birini "kurban" vermiş, sonrada sessizce üzülmüştük.
Öldüğün günlerde bile senin şarkıların tüm tv ve radyolarda adeta sansüre uğrayarak
çalınmamıştı ya, seni kurban olarak seçenlerin, 'biz'im dinleyeceğimiz türküleri
dahi seçecek kadar her şeye görünmez bir şekilde dahil olduğunu anlamıştık. Mark ve Engels; ünlü manifestolarında, "Burjuvazi, bütün ulusları acı
içinde yok olma pahasına, burjuva üretim tarzına uymaya zorlar. Onları kendisinin
uygarlık dediği şeyi içlerine almaya, yani bizatihi burjuva olmaya zorlar. Tek
kelimeyle burjuvazi kendi imgesine bakarak bir dünya yaratır." Diyorlar. Sevgili Ahmet, Sen ise, anlaşılmaz bir şekilde, hala anlayamadığım bir şekilde adeta 'intihar ettin'. Ölmeden önce yaşadığın o 'biz'e yabancılaşma süreci her ne ise, seni kişiliğinden beslenen sosyal ve ideolojik hatalara sürüklemişti. Aslında, galiba, seni de Sezen'i de vareden psiko-politik dönem kapanmıştı, nesnel temelleriniz tükenmişti. Peki, başka türlü bir süreç yaşanamaz mıydı? Başka bir final tasarlanamaz
mıydı acaba? Bilemiyorum, belki olması gereken oldu. Ama yine de içimde ikinize,
özellikle de sana karşı bir kızgınlık, küskünlük var. Çünkü sizin bu
son'unuz, benim için, bu toplumun, ülkenin, "biz"im son yaşam belirtisinin
sonu gibi geldi hep. Bu nedenle tedirgin ve karamsarım. Ahmet Kaya ve Sezen
Aksu yoksa, bir kuşağın yaşamsal harmonisi durmuşsa, ne var peki? Kavgalar,
acılar, sancılar, uğruna ölünesi aşklar yoksa, kavuşamama, kavuşup kaybetme,
kaybettikçe olgunlaşma yoksa, ne var? Sevgili Kaya, Başarıyı elde tutmak, iktidarın, mülkün, paranın, şöhretin sahibi, efendisi
olmak, kalıcı ve köklü olmak, büyük insanların işi… sen o insanlardan biriydin,
eminim. Ama sanıyorum "zirve yanılsaması" seni de yol'dan çıkardı.
Belki etrafındaki küçük insanların yönlendirmesi, belki başka bilmediğim bir
neden, yol'unun mantıki sonucuna yürümeni engelledi. Orada kalman için Yol'a
çıktığın gibi devam etmen yeterliydi, sen zirvede kalmanın paniğiyle popülizme
prim verdin. Yanlış anlama, ölmeden önceki o kürtçe türkü olayından bahsetmiyorum.
O konuda senden çok ilerde laflar edildi, mesafeler alındı. Zaten o mesele adalet
ve vicdan açısından bir sorun bile değildi, biliyorsun. Diğer bir çok konu gibi
etnisite temelli gündemlerde, görünenin gerisinde, milleti o zirve kumpasına
sokarak sahte bir kavganın tarafı yapıp dövmenin malzemelerinden biriydi.
Çanakkale, Filistin, Sarıkamış dağlarında yatan dedelerimizin kar altındaki
naaşları, kürt yada türk değil, 'Biz' olarak uyuduğu sürece o konuda
sorun yok, bundan eminiz. Etrafını kuşatan etnikçi marjinaller, zamanla bu
milletin mensubu olmanın etnisitenin ötesindeki manalarının idrakine yeniden
varacaklar. Varamayanlar ise kendi dar etnopolitik çukurlarında heder olmayı
sürdürecek. Bu çukurun militanları değil, sevgili kaya, asıl sorunumuz, kendisini
bu ülkenin sahibi zanneden oligarşik elitlere bizim de o vehimle davranıyor
olmamızdır. Onları iktidarın, ekonominin, dış politikanın, kültürün, sanatın
ve müziğin zirvesinde 'görmemiz'. Zirvede olan biz'iz Sevgili Kaya. Zirve
biz'im "biz" olarak durduğumuz yerdir. İyi, doğru ve güzel
olan, bizimle yaşar. Haklı ve meşru olan "biz"iz. Yüksekte duran,
sağlıklı olan, temiz olan "biz"iz. Senin müziğin onların o sahte müzik
zirvelerini paramparça ederek hepimizle buluşmuştu, biliyorsun. Demek ki, biz
doğru ve iyi bir iş yapınca, karşılıklı vehimlerden oluşan balonlar uçup gidiyor. "Onların" düzeni, ne özenebileceğimiz ne de içine girebileceğimiz
bir düzen değildir. "Onlar", bizden çaldıklarını bize karşı kullanmanın,
bize yukardan bakarak bizi aşağılık kompleksine sokmanın, bizi yanıltmanın şeytani
formülü dışında hiçbirşeye sahip değiller. Bizim dedelerimizin komutanlarını
bizi dövmenin sembolü yaparlar, bizim babalarımızın emeğiyle döşenen demirağlarını
bize sövmenin marşı yaparlar, bizim vergilerimizden çaldıklarıyla yapıp ettiklerinden,
bizi aşağılamanın "yaşam tarzı"nı üretmişlerdir. Biz ise biteviye
onlara özenir, onlara yalakalık yapar, onların gözüne girmeye çalışırız. Onların
onayını alınca sevinir, onlar "gibi" davranmayı deneyince övünürüz.
Bu nedenle hep "kazandıkça kaybederiz." Seni, işte bu kompleksi olmayan bir sanatçımız olduğun için sevmiştik. Sadece Kürd'e,Cumartesi annelerine, aleviye değil, başörtülüye, cuma annelerine de sahip çıkmış, yani "biz"im, hepimizin, tüm milletin olmuştun. Hepimiz sende birşeyler bulmuş, heryerde türkülerini dillerimize yerleştirmiştik. Keşke, bu yol'un sonuna kadar gidebilseydin. Keşke, biz'i heyecanlandıran, arındıran, eğiten daha rafine daha derinlikli besteler yaparak finale erseydin.Keşke bir ekol, bir okul olarak senden sonra bile devam edecek çağdaş bir Pir Sultan, Karacaoğlan figürüne dönüşseydin. ..keşke… Sevgili Kaya, Bu makale 15,915 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |