| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
8 Haziran 2005’te Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Ukrayna Devlet Başkanı
Viktor Yuşçenko, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü. Görüşme sonrası
bir açıklama yapan Fener Rum Patriği Bartholomeos, “Ukrayna’daki Ortodoks kiliseleri
hakkında görüştük. Bizim patrikhanemiz, Ukrayna’daki Ortodokslar’ın ana kilisesidir.
Hıristiyanlığı bizden aldılar. Bunun için patrikhane her zaman müteşekkirdir.
İlişkileri devam ettirmek ve geliştirmek istediklerini söylediler.” dedi. Patrik
Bartholomeos’un “Bizim patrikhanemiz, Ukrayna’daki Ortodokslar’ın ana kilisesidir”
sözü çok önemli. ABD, eski Komünist ülkelerdeki ve Balkanlardaki ortodoks kiliseleri,
Moskova’dan koparıp Fener Patrikhanesi’ ne bağlamak istiyor. ABD’nin bazı Ortodkos
kiliseleri Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlama operasyonunun Balkanlar sorumlusu,
halen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Nicholas Burns... Amerika Dışişleri Bakanlığı, Patrik Bartholomeos’u küresel çapta bir dini lider olarak gördüğünü açıkladı. Bakanlığı’nın dünkü basın toplantısında bir gazeteci, sözcüye, Amerika’nın İstanbul’daki Fener Rum Patriği’yle ilgili politikasını sordu. Bakanlık tarafından daha sonra yapılan yazılı açıklamada, Amerika’nın Türkiye’de din özgürlüğünü çok ciddiye aldığı belirtiliyor ve bu yılki Uluslararası Din Özgürlüğü raporunun Türkiye bölümünde bazı sorunlara değinildiği hatırlatılıyor. Yazılı açıklamada, sorunlar arasında Heybeliada Ruhban Okulu ve dini azınlıklarla ilgili konuların da bulunduğuna dikkat çekiliyor. Açıklamada, Patrikhane konusunun son yıllarda Türk yetkililerle en üst düzeyde ele alındığı ve Başkan Bush’un, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Haziran’da yaptığı görüşmede Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması isteğini dile getirdiği yazılı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Karen Hughes’un da Eylül’de Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında konuyu İstanbul’da Patrik ile görüştüğü da açıklamada belirtiliyor. Washington’un Kilise Planı Ne? Gurcistan ve Ukrayna’daki darbelerle ve bazı eski Komünist blok üyesi ülkeleri NATO‘ya alarak Rusya’yı çembere alan Amerika, yeni hamlesini kiliseler üzerinden yapmak istiyor. Bir diğer ifadeyle Amerika’nın planı, Moskova Patrikliği’ne bağlı Doğu Avrupa ve Balkanlardaki kiliseleri, İstanbul’daki Fener Patrikhanesi’ne bağlamak ve böylece bölgeye din üzerinden de yerleşmek. Amerika’nın bu bölgedeki hedefi sadece Rusya değil, aynı zamanda Türkiye. Ancak, Fener Rum Patrikhanesi’nin bölgesel bir işlev görebilmesi için buraya bağlı kiliselerin sayısını artırmak gerekiyor. Amerika’nın, eski komünist blok mensubu ülkeler arasında birinci hedefi Ukrayna’ydı. Ukrayna, CIA organizasyonu bir darbeyle Amerika’nın etkisi altına girdi. ABD eğitimli Viktor Yuşçenko, Ukrayna Devlet Başkanı oldu. Ukrayna’da Devlet Başkanı seçildikten hemen sonra Rusya’ya bir ziyaret gerçekleştiren Viktor Yuşçenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı 3 saatlik görüşmenin ardından, Rus Patriği 2. Aleksey ile bir görüşme yaptı. Rusya’nın dini lideri sayılan Aleksey’in, Danilovskaya Manastırı’ndaki ikametgahında 24 Ocak 2005 günü gerçekleştirilen görüşmeye, Ukrayna Parlamentosu milletvekillerinin yanı sıra, Rusya’nın Kiev Büyükelçisi Vikor Çernomirdin de katıldı. Rus Patriği 2. Aleksey, Viktor Yuşçenko ile yaptığı görüşme sırasında, Yuşçenko devlet başkanı seçildikten sonra Ukrayna’daki kilise problemlerinin çözüleceğini ümit ettiğini açıkladı. Rus Patriği Aleksiy, 1990’lı yıllarda Ukrayna’da yaşanmış kilise bölücülüğünü hatırlatarak, “Bunun sonucunda insanlar gerçek kilise ile bölücü kilisenin nerede olduğunu çoğu zaman bilmiyorlar” dedi. Yuşçenko ise konuşmasında, “Biz Ukrayna kilisesinin ne durumda olduğunu anlıyoruz. Ukrayna’da kilise birçok tarikata bölünmüş ve her birisinin kendi tarihi ve çok zor durumu bulunmaktadır” dedi. Yuşçenko, “Ben inanan insanım, ancak kendi taraftarlarıma hangi kiliseye gidilmesi gerektiğini hiçbir zaman göstermem. Biz iktidar olarak kilise işlerine karışamayız. Dini bayramlar sırasında Devlet Başkanı ve Başbakan, tüm kilise merkezlerini gezerek, tüm inanlara eşit haklar tanındığını sergilerler. Benim politikam da aynı şekilde devam edecektir” diye konuştu. Amerika işte bu anlaşmazlığı da kullanarak, Ukrayna’daki kiliseleri, Moskova’dan koparıp Patrik Bartholomeos’a bağlamak istiyor. Yuşçenko’nun, Patrik’in Elini Öpmesi 8 Haziran 2005’te Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü. Görüşme sonrası bir açıklama yapan Fener Rum Patriği Bartholomeos, “Ukrayna’daki Ortodoks kiliseleri hakkında görüştük. Orada yerel problemler var. Ortodokslar arasında bölünmeler var. Bunların nasıl giderilebileceğini konuştuk. Oradaki Ortodokslar’ı patrikhanemize getirdi. Bizim patrikhanemiz, Ukrayna’daki Ortodokslar’ın ana kilisesidir. Hıristiyanlığı bizden aldılar. Bunun için patrikhane her zaman müteşekkirdir. İlişkileri devam ettirmek ve geliştirmek istediklerini söylediler.” dedi. Patrik Bartholomeos’un “Bizim patrikhanemiz, Ukrayna’daki Ortodokslar’ın ana kilisesidir” sözü bu nedenle çok önemli. Kremlin’deki planlamacılar, Washington’un, Ortodokslar üzerindeki çalışmaları üzerine, yıllarca küçümsedikleri dine önem vermeye başladılar. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Ortodoksların Noeli Rusya’da resmi bayram olarak kabul edildi ve Rusya liderleri Noel kutlamalarına düzenli olarak katıldı. Seküler geleneğin güçlü bir biçimde devam etmesine rağmen kendisini Ortodoks olarak tanımlayan Rusların sayısı 1960’larda yüzde 30 iken bu rakam son yıllarda hızla yükselerek 2004’te yüzde 60’a ulaştı. Komünist Sovyet döneminde KGB albaylığı yapmış olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de kendisinin dinine bağlı bir Ortodoks olduğunu ilan etmiş ve onun dönemi olan 2000’den itibaren kilise devlet işlerinde çok daha etkin bir rol oynamaya başlamıştı. Rusya Devlet Başkanı, 2005 yılı yılbaşısını, gece yarısından önce Tver bölgesindeki en eski kiliselerden biri olan Gorodnia köyündeki bir kiliseye gitti. Rus resmi makamları, halen Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teşkilatlanma yapısı üzerinde çalışıyor. Amaç, bu yapıyı, Moskova Kilisesi’ne bağlı kiliselerde uygulamaya koyarak, kilise teşkilatına sahip çıkmak, Pentagon’a kaptırmamak... Hayatımın Gayesi, Ukrayna Kiliselerini Fener’e bağlamak CIA Organizasyonu Turuncu Devrim sırasında, Ukrayna’daki dini gruplar arasında da ilginç bir bölünme yaşandı.Yüzde 13’ü temsil eden Katolik kiliseler devrim yanlısı tavır aldı. Ortodoks kiliseler ise, ikiye bölündü. Yüzde 30’u temsil eden Moskova Patrikliği’ne bağlı kiliseler büyük oranda Rusya yanlısı Yanukoviç’i, Ukrayna Patrikliği’ne bağlı kilisedeler de Yuşçenko’yu destekledi. Ukrayna Patrikliği’ne bağlı Boris ve Hlip Kilisesi Başpapazı ve bağımsız milletvekili Boyko Yuriy, seçimlerde Yuşenko’nun kazanması sonrasında Vatikan’dan Papa’nın resmen tebrik ettiğini belirtiyor. Yuriy, 12 yıldır ilk kez Fener Rum Patriği Bartholemous’un da kendilerini resmen kutladığını ifade ediyor. “Ukrayna kiliselerinin Fener’e bağlanması hayatımın gayesi” diyen Yuriy, Fener Patrikhanesi ile ilgili bugüne kadar gayri–resmî temaslar kurduklarını kaydediyor. Amerika ve Avrupa’daki Ukraynalılar diasporasının Fener’e bağlandığını vurgulayan Yuriy, “Bizim de amacımız bu olmalı. Yavaş yavaş Fener’e bağlanmalıyız” şeklinde konuşuyor. Yuriy, Moskova Kilisesi’nin Deli Petro’dan bu yana devletin bir organı gibi çalıştığını belirtiyor. “Şu an bile destek gösterilerinde Çar’ın fotoğrafını Yanukoviç ile birlikte taşıyorlar” diyen Yuriy, Moskova’nın kilise dili eski Slavca’yı reformlarla günümüz diline uyarladığını ve kilise müdavimlerini Rusça öğrenmeye zorladığını söylüyor. Yuriy, Ukrayna’nın bağımsızlığı için Fener’e bağlanmalarının önemini vurgulayarak hayalinin Ukrayna Meclisi’nde Barthalemous’u temsil etmek olduğunu belirtiyor. Yuriy, görev yaptığı kilisenin ismini, Fener tarafından Ukrayna’da kutsanan ilk azizlere ait olduğunu da vurguluyor. Rusya ve Ortodoksluk Rus papaz Gleb Yakunin’e göre, Rusya’da yüzyıllar boyunca temel ideoloji var: “Moskova-Üçüncü Roma”. Bu ideolojinin altında, aynı Bizans imparatorluğu gibi muazzam bir imparatorluk kurma isteği yatıyor. Rusya’ya Sezarpapazlık fikri özellikle Bizans’tan geldi. Bu fikir de Kilisenin üstünde Tanrıyı değil çarı kabul etmesini öngörüyor. Çar şahsiyetindeki iktidar, demokrasi alemini gören bugünkü Rusya’nın yönetimine çok cazip gelmektedir. Komünist partisi çöktü ve ortadan kalkmış Sovyet Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesinin İdeolojik Bölümünün yerine, hazır ve tamamen yönlendirilebilen Moskova Patriği adı altındaki bir kurum seçmek kolay oldu. Kilise imparatorun faaliyetlerini her zaman destekliyor ve iktidarın her adımını doğruluyordu. Kilise temsilcileri halkın hayatlarını daha kolaylaştırmak için hiçbir zaman imparatora teklifte bile bulunmamışlardı. Moskova Patriği Çeçen savaşınaa sivil insanların katledilmesini orada yapılan vahşetleri eleştirmedi bile. Tam tersine papazlar takları, topları, savaş gemileri kutsuyorlar. Hatta Rus Patrik uzun menzilli roketleri kutsadı. Moskova Patrikhanesi’nden Papaz Kiril ise; NATO’nun roketlerini şeytani, Rus nükleer roketlerinin ise kutsal olduklarını ilan etti. Kutsal Varvara ise New-York, Paris ve Londra’ya yönlendirilen Rus roketlerinin koruyucusu tayin edildi. Şimdiki Rus Patriği Aleksi II , KGB’nin Merkez Arşiv’deki belgelerine göre, 1958 yılından beri istihbaratın “Drozdov” adı altında bir ajanı ve 1988 yılında SSCB’nin KGB şeref takdirnamesi ile ödüllendirilmişti. Önceki Papa II. Jean Paul’ün yakın arkadaşı Peder Konrad Hejmo’nun da, komünizm döneminde Polonya gizli servisinde görev yaptığı açıklanmıştı. Polonya Milli Hatıralar Araştırma Enstitüsü’nün Başkanı Leon Kieres 27 Nisan 2005’te, enstitüde, Hejmo’nun 1980’lerde gizli servis üyesi olduğuna dair belgeler bulunduğunu söylemişti. Cemaatini Katoliklere ya da diğer kiliselere kaptırmak istemeyen Moskova Patriği, Papa Jean Paul’ün Ukrayna’ya gelmesine de karşı çıkmıştı. Papa II Jean Paul’ü, Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid resmi olarak ülkesine davet etmişti. Ukrayna Hükümet sözcüsü Oleksander Marthyenko, 10 Şubat 1999’da “Ukrayna Devlet Başkanı Papa’yı davet etti” diyerek, bu konuda tüm detayların Vatikan’la görüşüldüğünü söylemişti. 50 milyonluk nüfusa sahip Ukrayna’da nüfusun büyük çoğunluğu Ortodoks mezhebine mensup ve Papa II. Jean Paul daha önce Ukrayna’ya resmi ziyarette bulunmamıştı. Hristiyan Katoliklerin ruhani lideri Papa II. John Paul, tartışmalara yol açan Ukrayna gezisi için 26 Haziran 2001’de Kiev’e geldi. Başkent Kiev’in Brospil Havaalanı’nda Ukrayna Başbakanı Leonid Kuçma tarafından karşılanan II. John Paul’ün ziyareti 5 gün sürdü. Papa, Ukrayna’daki Ortodoksların protestoları ve Moskova’nın baskıları nedeniyle Ukrayna’da “dini lider” olarak değil, “devlet başkanı” sıfatıyla kabul edildi. Rusya’nın Smolensk bölgesinin dini lideri ve Rusya ortodoks kilisesi dış ilişkiler sorumlusu Metropolit Kirill, 12 Mayıs 20012 günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın, Papa’nın Ukrayna’yı ziyaret etmesine karşı çıktığını ifade etmişti. Kirill, “Ukrayna Ortodoks kilisesi Papa’yı davet etmiyor ve davet edene kadar gelmesini de istemiyor. Eğer Papa Ukrayna’ya gelmek istiyorsa, o zaman katolik ve ortodoks hristiyanlar arasındaki problemlerin çözümünden sonra gelmelidir” şeklinde konuşmuştu. Ziyaret öncesinde protesto gösterileri düzenleyen Ukraynalı Ortodokslar, Katolik Kilisesi’ni yayılmacı emeller peşinde olmakla suçlayarak, “Tanrı memleketimizi Katoliklerin şerrinden korusun” diyerek dua etmişti. Bir plan dahilinde geliştirilen Fener Rum Patrikhanesi diplomasi trafiğinde, Romanya Cumhurbaşkanı’nın ziyareti de var. Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu da, 29 Ekim 2005 günü, Fener Rum Patrikhanesi’ne gelerek Patrik Bartholomeos ile görüştü. İstanbul’da bulunan Basescu, sabah saatlerinde Fener Rum Patrikhanesi’ne geldi. Fener Rum Patriği Bartholomeos ve Basescu, bir süre görüşme yaptı. Görüşmenin ardından Bartholomeos, Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu’ya gümüş tepsi hediye etti. Basescu da Bartholomeos’a Meryem Ana tablosu takdim etti. Bartholomeos ve Basescu, daha sonra kilise bölümüne giderek dua etti. Basescu, kilisede bulunan kutsal kemikleri de ziyaret ederek yetkililerden bilgi aldı. ABD’nin bazı Ortodkos kiliseleri Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlama operasyonunun Balkanlar sorumlusu, Nicholas Burns. Halen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Burns, ABD’nin Yunanistan eski büyükelçisi... Burns’ün özellikle Sırp Ortodoks kilisesi ile yakın teması var. Ayrıca Yunanistan, diğer balkan ülkelerindeki Ortodoks kiliselerinin Fener’e bağlanması yolunda bir adım attı. 26 Aralık 2002, Perşembe günü Yunan Başpiskoposluğu, Yunanca dışında başka dillerde de ayinlere başladı. Yunanistan’da yayınlanan Kathimerini gazetesinini 27 Aralık tarihli haberine göre; iki kilisede Arnavutça ve Romence ve Rus Ortodoksları için Rusça Noel ayinleri düzenlendi. Bu konularda bir diğer kilit isim ise ABD Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisinden Sorumlu Müsteşarı Karen Hughes. Vatikan’dan Ekümeniklik İddiası Vatikan’ın Hıristiyan Birliği Komisyonu sorumlusu Kardinal Kasper, 24 Ekim 2005 günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Fener Rum Patriği’ne Vatikan tarafından atfedilen ‘ekümenik’ sıfatını tanımayışını, “Bu Türk Devleti ve Costantinopolis ya da İstanbul Kilisesi arasındaki bir sorun. Bizim için Patrik ekümeniktir. Tüm Kiliseler Patriği ‘ekümenik’ olarak tanır. Bu tarihi bir gerçektir. Tarihin atfettiği bir unvandır, yasaklanamaz. Ama Türk devletinin bu sıfata çok sıcak bakmadığının bilincindeyiz” sözleriyle yorumlamıştı. Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümenikliğini destekleyen bir diğer isim ise 1941 doğumlu ?talyan kardinal Angelo Scola ... Adı papa adayları arasında da geçen, ABD’ye yakınlığıyla bilinen ve Vatikan’ın en nüfuzlu isimlerinden biri olan Venedik Patriği Kardinal Angelo Scola, Fransa’da yayımlanan Le Figaro gazetesinin 17 Mart 2005 tarihli sayısında yayınlanan Sophie de Ravinel’e vediği röportajda “Şahsen ben, bir Hıristiyan olarak, Türkiye’nin aynı zamanda Konstantinopolis ve Doğu Ekümenik Patrikliği anlamına geldiğini unutamam. Ortodoks kardeşlerim Türkiye’nin Avrupa’ya girmesini istiyorlar. O zaman bu konu benim için karşı karşıya gelinmesi gereken önemli bir konu haline geliyor.” demişti. Kardinal Angelo Scola, 7 Eylül 2005 günü de, Uluslararası Venedik Film Festivali’nde ödül vermek için geldiği Lido şehrinde Türkiye’deki referanslarının “Büyük Ekümenik Patrik” tanımını kullandığı Fener Patriği olduğunu belirtirken, İstanbul’dan da yine “Costantinopoli” diye bahsetti. Kardinal Angelo Scola, “Kilise olarak Büyük Ekümetik Patriğin Costantinopoli’de yaptıklarını dikkatle izliyoruz. Bizim referans noktamız odur. Ondan aldığımız bilgilerle Hıristiyan kardeşlerimizin uyum konusundaki hassasiyetlerini görüp düşüneceğiz. Türkiye’nin üyeliğine politikacılar karar verecek. Biz Türkiye’nin Avrupa’ya uyumu konusunda yorum yapabiliriz. Bunun için de henüz erken. Patrik aracılığıyla Hıristiyan kardeşlerimizin bu konudaki hassasiyetleri doğrultusunda tavır alacağız” dedi. Peki Roma’daki Katolik Kilisesi, Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümenikliğini neden destekliyor? Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal’a göre, “kiliselerin biraraya gelerek, birbirlerini şu veya bu şekilde bütünleştirerek, farkı gizli tutup aralarındaki benzerlikleri öne çıkararak yaptıkları hareketin adına ekümenizm hareketi deniliyor. “Farklılıklarınızı saklayın, benzerliklerinizi öne çıkartın”; bu, ekümenizm hareketidir.” Altındal’ın konuya ilişkin açıklamasının devamı şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Fener’in patrikliğini tanıması mümkün değil. ABD, bu açıklamasıyla, Amerikan anayasasına göre suç işlemiştir. Türkiye, bu konuda ABD’ye dava açabilir” Sonuç itibariyle Türkiye, İstanbul’un Fatih ilçesindeki Fener Rum Patrikhanesi’ni kontrolü altına alamayarak, Okyanus ötesindeki ABD’ye kaptırmak üzere...! Bu makale 2,790 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |