| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
Küresel Obama şenliği başladı. Barack Obama, ne hikmettir ki, tam da Amerikan devletinin kurumsal yapısının en çok ihtiyaç duyduğu noktada ufkumuzda beliriverdi. Irk ayrımcılığına dair uzun tarihleri düşünüldüğünde, Amerikalıların 44. başkan tercihlerinin sembolik önemi ortada. Dünyada da Obama’nın sırf derisinin rengi dahi, görülmemiş büyüklükte kitlelerin kalplerini kazanmaya yetti. Obama sayesinde Bush’un enkaza çevirdiği Amerika imajı bir tek günde küllerinden doğdu. Beyaz Saray’daki siyah liderin dünya için ne gibi hayırlara vesile olacağını zaman gösterecek. Şimdilik hepimiz atıp tutuyoruz. Lakin Obama’nın yarattığı umut dalgasının karşılıklarının bulunup bulunmadığı, hem Amerika’ya hem de dünyaya mal ettiği ‘değişim’ temasının altını nasıl dolduracağıyla ortaya çıkacak. Obama’yı ve Amerikan devletinin küresel hegemonyasını nasıl ve hangi yönde etkileyeceğini daha çok konuşacağız. Meseleye öncelikle yüzde 80’leri aşan bir oranla dünyada ABD karşıtlığının başını çekerken, Van ilinde Amerika’nın 44. başkanı uğruna 44 koyunun kurban edildiği memleketimizin dış politikasından bakalım. Zira bugün uğruna koyun kesilen Obama’nın yarın ‘tu kaka’ edilmemesi işten değil. ABD’de Demokrat başkanların işbaşına gelmesi, partilerinde Ermeni ve Rum lobisinin çok daha etkin olması ve insan hakları hassasiyetlerinden ötürü Türkiye’de öteden beri temkinli karşılanır. ‘Washington’da Cumhuriyetçi bir iktidarla daha rahat ederiz’ söylemi genel kanaat. Buna Obama’nın ‘Ermeni soykırımı’nı tanıma vaadi, yardımcısı Joe Biden’ın ‘soykırım’ tasarısının mimarlarından olması ve Rum-Yunan lobisine yakınlığı eklenince bugünkü tedirginlik iyice artıyor. Demokrat başkanın Irak’tan çekilme sözü ile yardımcısının Irak’ın gevşek federasyonla üçe bölünmesini destekler görünmesi de tuz biber ekiyor. Gel gör ki, ‘suya sabuna dokunmaz’ denilen Cumhuriyetçilerin Bush yönetimi boyunca yaşadığımız sarsıntıları çabuk unuttuk. Burnumuzun dibinde bir savaş gördük, askerlerimizin başına çuval geçirilmesine tanıklık ettik. Geçen yılki Ermeni tasarısı krizi de Cumhuriyetçilerin aslında hiçbir şeyin ‘garantörü’ olamayacağının ispatı. Zira Kongre’deki tartışmalarda pek çok Cumhuriyetçi üyenin söylemi ‘Biz de soykırım tezine inanıyoruz, ama stratejik müttefikimizi kaybederiz’den öte değildi. ‘Obama Amerikası’ artık dünyanın hakikati. Yani Bush’la fikirde ve zikirde ‘çatışıyor’ olmanın getirdiği kolaycılığa yer olmayacak. Bushlu yılların ürettiği statüko zorlanacak. Bugün yaşadığımız ‘Obama fenomeni’, dış politikada dezavantajları avantaja çevirmenin önemli bir örneği. Bizimse aslında yılların birikimi olan sorunlarımızı tırtıklayacak herhangi bir gelişmeye tahammülümüz yok. Reflekslerimiz hep var olanı muhafaza güdüsüyle hareket ediyor. Oysa son beş yılda değişen ve esnekleşen Türk dış politikasının çok daha proaktif bir tarza sokulmaması için neden yok. Haklı tezleri savunmaya devam ederken, Balkanlar, Ortadoğu, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Asya’da etkinlik sağlamaya çalışan çizginin ilerletilmesi Obama’nın korkulan olası dayatmalarına merhem olabilecek potansiyelde. Bunun kilidinin Türkiye’nin kendi inisiyatifini kendisinin üstlenmesinde yattığının en şık ispatı, Kıbrıs olsa gerek. Bakmayın siz ‘Kıbrıs elden gitti’ söylemlerine. Kıbrıs Türkleri daha dün AB üyesi olmanın şımarıklığıyla çözümsüzlükte direten Rumlarla bugün masada çatır çatır müzakere ediyor. Obamalı Amerika, Türkiye’nin dış politikasını pek çok konuda zorlayacak. Eski CIA’ci Graham Fuller’in geçenlerde “Türkiye artık Amerikan müttefiki değil” iddiası eşliğinde yaptığı saptamaları hafifsememek lazım. Yani ‘Dünyada tek baskın kutup dönemi geçiyor’ ve ‘cumhuriyetin ilk 50 yılında doğusunda veya güneyinde kimse yokmuş gibi davranan’ Türkiye, ‘bugün çok daha bağımsız bir düşünceye sahip’. Mesele Türkiye’nin elde ettiği gücün farkına varması ve Amerika’nın bunu idrak etmesini sağlayacak diplomatik manevra kapasitesini akıllıca geliştirmesi. Bunun yolu Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyadaki gidişatı belirleyecek gelişmelere hazırlıklı olup politikalar üretmesinden geçiyor. Ermenistan’la ilişkilere yahut Irak’taki gelişmelere ‘düşmanlık’ zihniyetinin ötesine geçilerek bakılabilmesi sadece başlangıç. ‘Obamalı Amerika’ Türk dış politikasının dinamizmini körüklediği ölçüde hayırlara vesile olabilir. radikalBu makale 438 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |