|
Çok Okunanlar
|
|
|||||||||||
![]() Ceyda Karan
Evdeki hesap çarşıya uyar mı?
Bu hafta dünyanın dört yanında ahalinin aklı fikri Amerika’da. Zira sebebi hikmeti tam anlaşılamayacak biçimde herkesin yeni Amerikan başkanından çok derin beklentileri var. Sırf siyah diye yahut Amerika’daki Demokratları solcu sandıklarından hatta Bush’tan bezdikleri için bile Obama’yı başkan görmek isteyen çok. Kim ne derse desin, dananın kuyruğu Amerikalılar yarın sandığa gittiğinde kopacak, çarşamba sabahı tüm dünya yeni Amerikan başkanıyla uyanacak. Eğer medyada estirilen fırtına sağlam temellere dayanıyorsa, Demokrat Barack Obama kazanacak ve hep birlikte davul zurna çalacağız. Yahut McCain kazanacak ve dünya tıpkı 2000’de sandıktan biraz da faullü bir biçimde Bush çıkınca yaptığı gibi ‘nerede hata yaptık’ diye düşünüp yine bir Cumhuriyetçiyi başa getiren muhafazakar Amerika’ya lanet okuyacak! Ama her koşulda her memleketin ileri gelenleri, ‘süper güç’ Amerika’daki yönelimin kendi ülkelerini, siyasi ve ekonomik çıkarlarını nasıl ve ne ölçüde etkileyeceğinin üç aşağı beş yukarı hesabını çıkarmaya koyulacak. Biz de Türkiye açısından kilit konular üzerinden olabildiğince soğukkanlı bir hesap kitap çıkartmaya çalışalım. Bu hafta Cumhuriyetçi John McCain’in başkanlık olasılığını değerlendirelim. Kim bilir, haftaya, belki de hakikaten seçilmiş bir Obama’yı değerlendiriyor oluruz. Amerikan seçimlerine Türk dış politikasının geleneksel refleksleriyle yaklaşanlar, Washington’da Cumhuriyetçi iktidar istiyor. McCain de hayırlı biri gibi görünüyor, zira hem Türkiye’yi yakından tanıyor hem sempatisiyle biliniyor. Annesi Antalya sevdalısı. Türkiye’yi en rahatsız eden Kongre’deki ‘Ermeni soykırımı’ tasarıları. Ankara’nın bu açıdan tercihi McCain, zira kendisi 1915 olaylarını ‘Osmanlı dönemindeki trajedi’ diye anıp ‘soykırım’ tezini dışlıyor. Gel gör ki, yeni başkan kim olursa olsun, büyük olasılıkla iki dönem Cumhuriyetçi iktidarın ardından Kongre’nin hem üst kanadı Senato’da hem de alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde Demokratların ağırlığı fazla olacak. Bu da McCain’in seçilirse yeterince ‘güçlü’ olamayacağına işaret. Yani McCain, Ermeni tasarısı konusunda Bush dönemindekinden kat kat baskı altında kalacak. McCain, inatçı bir kişilik olarak tasarıyı engellese de ilişkilerin zorlanacağına şüphe yok. Türkiye’yi yakından ilgilendiren diğer mesele Irak. Cumhuriyetçi aday ABD’nin Irak’tan çekilmesiyle belirecek boşluktan Ankara ürktüğü için tercih ediliyor. Zira tezi ‘100 yıl daha Irak’tayız’. Ancak ABD’nin Irak’taki varlığını ‘meşrulaştıran’ BM onaylı misyonu bu yıl sonunda dolacak. Irak’taki Şii iktidarı, yeni güvenlik anlaşmasında haklı olarak çıkarlarını korumak için direniyor. Bu da Amerikan tarafının işine gelmeyen askerlerine dokunulması gibi unsurlar barındırıyor. Meseleye kısa vadede çözüm bulunsa dahi ‘ecelden kaçış yok’. Şiiler ilk fırsatta ABD ordusundan kurtulma derdinde. Amerikalıların tek limanı Kürt bölgesi. Ve Kürtlerin Irak’ı bölme potansiyeli yüzünden Şiilerle ilişkileri daha sancılı hale gelibilir. Şimdiden didişiyorlar. Yani McCain Irak’taki realiteyi görmekten çok uzak. Diğer kilit konu Kafkaslar. Türkiye ‘komşularla iyi ilişkiler’ politikası uyarınca, biraz da Ermenistan’la normalleşme arzusuyla dengeleri kolluyor. Rusya’ya enerji bağımlılığı elbette belirleyici. Dolayısıyla Rusya’yı Soğuk Savaş’taki gibi algılayan, kurulacak ‘Demokrasiler Birliği’ ile dışlayıp G-8’den atılmasını isteyen bir McCain, Türkiye’nin Kafkasya politikalarını çok zorlayabilir. Buna McCain’in Bush yönetiminin ‘şahin’ politikalarını devam ettirip İran’a saldırması olasılığını da katarsanız, Ankara’nın McCainli bir Beyaz Saray’la işinin hiç kolay olmayacağı sonucunu çıkartabiliriz. Soğukkanlı değerlendirme dedik ya, temkini bırakmayalım. McCain aslında Cumhuriyetçi Parti’nin liberal kanadından ve Amerika’nın ekonomik anlamda çok zorlandığı bir dönemde realist dış politika da izleyebilir. Bu belki daha içe kapalı, Bush yönetiminin sekiz yılda müttefikleriyle ilişkilerde açtığı hasarı gidermeye yönelik olabilir. Türkiye’de pek çok meselede abartıya meyilli olduğumuzdan ‘Vay başkan şu olursa felaket’ yahut ‘öteki olursa muhteşem olur’ tarzında duruşlara çok rastlıyoruz. Abartmayalım. Neticede politikaları değişen konjonktür ve siyasi aktörlerin takınacağı tutum şekillendirecek. Haftaya Obama şenliği mi..? radikalBu makale toplam 453 defa okunmuştur.
|
||||||||||||
|
||||