- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Avni Özgürel
Ya terör biterse korkusu!..
Yıllardır dillendire dillendire artık ezberlediğimiz bir söylem, bir tavır, bir duruşumuz var. Siyasi pozisyonumuz buna göre, sosyal münasebetlerimiz, ekonomik tercihlerimiz, sanat ve kültür meselelerini değerlendirmemiz hep buna göre. Adeta ‘pi’ sayısı bizim için terör. Onu hesaba katmadan yapamıyoruz. Şiddeti değişmez veri olarak kabul etmek zor bir şey elbette. Zira bu, her yeni güne kaç genç insanın şehit olduğuna dair haber işiterek başlamayı, canlı bomba, operasyon ya da kaç kişinin ‘etkisiz hale’ getirildiği notlarıyla uyanmayı göze almak demek. Kanıksama, çok sayıda can kaybı olduğunda tepki verip bir-iki ölümde haber değeri görmeme, uzun süre devam eden terörün toplum katındaki aksi. Madalyonun öteki yüzünde ise, şiddetle içiçeliğin devlet ve devletle çatışan örgütte sebep olduğu değişiklik var. Hukuktan, demokrasi fikrinden uzaklaşmayı, insan hakları konusunda duyarsızlaşmayı, az-çok despotizmi, emrivakilerin ve öfkenin peşinden sürüklenmeyi davet eden bir durum bu ...Ve hiç kuşkusuz akıl, iz’an, sağduyudan uzaklaştırıp öfke ve hınç girdabına çeken. PKK sınırlı sayıda militanla, bunları sevk ve idare eden üç-beş kişiden ibaret olmaktan çıkalı yıllar oldu. Bugün artık, bütçesi, mali işler sorumlusu, dış ilişkiler yetkilisi, basın-propaganda görevlileri, silah, mühimmat, gıda, tıbbi malzeme v.s. alımlarını yapan birimleri olan, devlet ölçeğinde bakıldığında belki esamisi okunmayacak çapta ama terör örgütü ölçeğinde bakıldığında hatırı sayılır büyüklükte bir yapıya sahip. Avrupa ülkelerinin hemen tamamıyla, ABD’yle, Rusya’yla yarı resmi ilişkileri olan, gazeteleri, te- levizyonları, hukuk büroları bulunan; yurtdışında çok sayıda derneği kontrol eden ve bunları bir tür diplomatik temsilcilik gibi kullanabilen bir örgüt . Gerçek şu ki, PKK şayet kendisini Türkiye, Irak, Suriye ve İran coğrafyasında hesaba alınması gereken bir güç olarak kabul ettirmemiş olsaydı çoktan tasfiyeye uğrardı. Keza gerek Celal Talabani’nin gerekse Barzani’nin bırakın yakınlık duymayı ya da Kürtlük damarları kabardığı için desteklemeyi, ellerinden gelse bir kaşık suda boğmaktan çekinmeyecekleri PKK’nın üzerine gidememelerin sebebi korkmaları. Türkiye gibi sadece bölgenin değil dünyanın en büyük ve güçlü ordularından birine sahip ülkeyi tedirgin eden örgütün, halen kavgalı olduğu İran’la uzlaşıp Kuzey Irak yönetimini hedef alması halinde neler olabileceğini düşünün. Kaldı ki ABD’nin de sadece İran’a dönük hesapları dolayısıyla karşısına Pejak kimliğiyle çıkan PKK’ya destek olduğu söylenemez. Washington’un Kuzey Irak’ı geleneksel aşiret yapısına terk edip gözünü kapatmayı akılcı bulmadığı için örgütün Türkiye’ye dönük eylemlerini sınırlamaya çalışırken öldürücü darbe almasını istemiyor olması pekâlâ mümkün. Oysa 1980’lerde kaba, ilkel bir yapısı vardı PKK’nın ve 90’ların ikinci yarısına kadar da böyleydi durum. Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildiğinde Ankara’da akıl galip gelseydi heyecanın biraz yatıştığı ortamda sorun çözülebilirdi. Bugün ise acının dağladığı binlerce yüreği ve kabaran öfke dalgasını göz ardı edip çıkış yolunu işaret etmek kolay değil.... Öte yandan çoğu kişiye ilk bakışta fazla inandırıcı gelmese de, ya kan durursa diyenler de yok değil. Öyle bir durumda bütün hesaplarını dağ, terör dengesi üzerine kurmuş olanların hali ne olur, bir düşünün. Uyuşturucu kaçakçısından, örgütün her imkânını kullananlara, silah tüccarlarından, aklı kendisine oy vermiş inanlara hizmet götürmekte değil husumet kamçısında olan siyasetçilere, sıcak günlerde fazla gündeme gelmeyen ama tasfiyenin kaçınılmaz kılacağı hesaplaşmadan korkanlara kadar. Tabii, birçok makamın meblağı meçhul örtülü ödeneğinden beslenenlerin önünden kalkacak yem torbasını; istihbarat, belge, ihbar, özel silah ya da özel mühimmat gerekçesiyle harcanan paraları, çatışmada kullanıldı zaptı tutulup askeriyenin envanterinden düşürüldükten sonra serbest piyasada el değiştiren malzemeyi, korucu maaşlarını, bölgede kamu görevlilerinin aldığı terör tazminatlarını da unutmamak lazım. Bazılarının terör biterse korkusu masal değil! Bizim kan gördüğümüz fotoğraf birilerinin gözünde açık çek olabilir. radikalBu makale toplam 1141 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||