-
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Sorunun Çözümü için Doğru Aktör Kim?

.

Toplumda oluşan ve çözüm iradesini zorlama olasılığı olan bu olumlu dalgayı baltalamak ve kesintiye uğratmak isteyenler yok değil. Öncelikle; “efendim ordumuzu yıpratmayalım…” ifadeleriyle başlayan her cümlenin arkasından gelen önerinin, çözümsüzlük olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bu tip insanlar dün de vardı, bugün de varlar, yarın da olacaklar.

Bu tür yönlendirmelerine takılmamak gerekir. Çünkü yanan bizim canımız, birbirine düşürülen insanlar bizim insanımız, tüketilen kaynaklar bizim kaynaklarımız, güçsüzleştirilen ülke bizim ülkemiz ve iç sorunlarıyla boğuşmaya mahkum edilen devlet bizim devletimiz.

Bu nedenle, olup biten her şey bizi ilgilendiriyor. Bizim niyetimiz; ne kimseyi yıpratmak, ne de yüksek makamdaki insanlardan itibar devşirmektir. Tek amacımız, yaşadığımız soruna ve bunun çözümüne dikkat çekmektir.

Hiç kimse, bu sorunu tartışma anlamında bizi; korkutmaya, yönlendirmeye ve kandırmaya kalkışmasın!

Tartışma ortamında somutlaşan iki gerçek var. Bunlardan birincisi; terörle mücadele konusunda ordunun talep ettiği her türlü maddi ihtiyacın karşılandığı gerçeğidir. Bu zaten biliniyordu. Ama bir kez daha tescil edildi. Bunun yanı sıra ordunun, devlet tarafından tahsis edilen bütçeyi harcama konusunda farklı önceliklere göre hareket ettiğini de öğrendik. Mesela; mayına dayanıklı zırhlı araçlar, sağlam karakollar ve sağlıklı istihbarat araçları yerine, denizaltıları yapmayı ve awacs uçakları sipariş etmeyi tercih etmiş!

Tartışma ortamının ortaya çıkardığı diğer bir konu ise, siyasi iktidarların sorunun çözümü konusunda gerekli iradeyi ortaya koyup koymadığıdır.

PKK terör örgütünün ilk saldırılarından bu yana geçen süreçteki tüm iktidarların, bu sorunu çözmek için gerekli siyasi açılımların yaşama geçirilmesinden yana olduklarını söylemek yanlış olmaz.

Turgut Özal’ın; hem Başbakanlığı, hem de Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde sorunun çözümüne ilişkin faaliyetleri, Demirel – İnönü ikilisi, Mesut Yılmaz, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit’in Diyarbakır üzerinden yaptıkları açıklamaları hepimiz anımsıyoruz. En son Tayip Erdoğan’ın Diyarbakır’da gündeme getirdiği ekonomik, sosyal ve siyasal açılımlardan da haberimiz var.

Peki, bu açıklamalardan sonra olup biteni anımsıyormuyuz?

Bölgede, sorunun çözümüne ilişkin yapılan tüm siyasi açıklamalar, Ankara’ya gelindiğinde, oluşturulan baskı atmosferi içinde yok sayıldı, inkar edildi ve siyasilerin kendi kendilerini yalanlamaları sağlandı.

Bunların tümü, milletin gözü önünde cereyan etti.

Ülkeyi yöneten siyasi iktidarlarda yaşanan bu türden bir düşünce değişiminde, askeri bürokrasinin etkili, hatta belirleyici olduğu açıktı. Askeri bürokrasinin, devşirdiği medya yetkilileri aracılığıyla, önce siyasilerin açıklamaları hakkında güvensizlik ortamı oluşturduğu, daha sonra da yapılan toplantılarda, siyasi iktidarların geri adım atmalarının sağlandığı bilinmektedir.

Dolayısıyla, çözüm yönünde gereken adımların atılması için askeri bürokrasinin ikna edilmesi gerekiyor. Çünkü, kendilerini cumhuriyetin kurucu tek unsuru olarak gören ve kabul eden askeri bürokrasinin ikna olmadığı, taraf olmadığı ve desteklemediği bir önerinin tartışılmasının dahi mümkün olmadığı açık bir gerçektir.

Bunu tespit etmeden, siyasilerden çözüme yönelik adımlar beklemek gerçekçi değildir!

İşte tam da bu noktada ve böylesi bir ortamda sorumluluk, ilklerin Genelkurmay Başkanı (!) olacağı ifade edilen İlker Başbuğa’a düşmektedir.

Genelkurmay Başkanı olduktan sonra bölgeye yapmış olduğu gezide sergilediği tutum, karargahta başlattığı kimi yenilikler ve son günlerde siyasi liderlere yaptığı ziyaretlerle Başbuğ, önemli bir inisiyatif almış bulunmaktadır.

Demokratik teamüllere uygun olmamakla birlikte, kangrenleşen sorunun çözümü adına, İlker Başbuğ, almış olduğu bu inisiyatifi geliştirerek, öncelikle ordu içinde olmak koşuluyla, sorunun çözümü için demokratik süreçlerin işletileceği bir döneme öncülük edebilir.

Çünkü siyasiler ve diğer güç odakları, ordunun destek vereceği veya önereceği her türlü demokratik çözümün arkasında duracak bir yapıdadırlar!

Evet, bu beklentinin ve talebin demokratik ilkeler ile uyuşmadığını biliyorum.

Ancak siyasilerin; iktidarda farklı muhalefette farklı davranmayı gelenek haline getirdikleri, bir araya gelip sorunu konuşmadıkları, milleten almış oldukları yetkinin sorumluluğunu yerine getiremedikleri, oturdukları koltuklarda eğreti durdukları ve inisiyatif almaktan kaçındıkları bir ortamda başka da yolu yok…!

farukadnan@gmail.com

Bu makale toplam 3341 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.6550, Satış 1.6800; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.0820, Satış 2.1150
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi