- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Hakan Albayrak
Emir Şekib Arslan Sokağı
Fas notlarına devam ediyoruz… *** Fas'ın resmi yönetim şekli meşruti monarşi (kral + meclis). 10 yıl önce tahta çıkan 6. Muhammed, 300 küsûr yıllık Alevit Hanedanı'na mensup. Bu hanedan Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) soyundanmış. Fas prensipte İslam devleti, krallar “Emîr-ül Mü'minîn” sıfatı taşıyor; fakat bazı kanunlar şeriata dayansa da İslami bir düzenden söz etmek mümkün değil. Fransa ve İspanya'dan alınan -yahut dayatılan- yasalar ağır basıyor. 6. Muhammed'in babası ve selefi 2. Hasan, İsrail'in sadık dostu ve İslami hareketlerin azılı düşmanı olarak biliniyordu. Sosyalist hareketlere de kök söktürüyordu. Batı Sahra'daki ayrılıkçı hareketleri bastırmak için kullandığı amansız şiddet de 'dillere destan'dı. Çok partili parlamenter sistem ve ifade hürriyetini teminat altına alan kanunlar onun döneminde basit bir makyajdan ibaretti. Kime sorduysam, 6. Muhammed için “babasından iyi” dedi. - Nasıl iyi? - Babası kadar açık İsrail dostluğu yapmıyor. - Başka? - Baskılar-işkenceler tamamen sona ermediyse de, İslamcı ve sosyalist muhaliflerin kendilerini 6. Muhammed yönetimi altında daha rahat ettikleri aşikar. Düzeni eleştirmek eskisi kadar bedel ödemeyi gerektirmiyor. İfade hürriyetinde hayli yol aldık. - Başka? - 6. Muhammed çok partili parlamenter sistemi kusursuz bir şekilde işletmiyorsa da babasından iyi işletiyor. Diğer Arap ülkelerine nazaran gayet demokratik bir rejime sahibiz. - Başka? - Batı Sahra'daki ayrılıkçı hareketlerle mücadelede babası kadar haşin davranmıyor. Şiddeti askıya aldı. 'Uzlaşma yok; bize kayıtsız şartsız boyun eğeceksiniz' söylemini terk edip Batı Sahra'ya özerklik alternatifini sundu. - Başka? - 2. Hasan, ülkenin dik başlı kuzey ahalisinden nefret ediyordu. Kuzeye yatırım yapmıyordu. Tanca'yı işsizlik ve yoksullukla boğmaya çalışıyordu. 6. Muhammed ise en büyük yatırımları Tanca'ya yapıyor. Orada büyük bir liman ve yeni bir şehir kuruyor, sayısız istihdam alanı açıyor. Zamanının önemli bir kısmını Tanca'da geçirerek kuzeylilerin gönlünü hoş tutuyor. *** Darulbeyda'da bir sokağa Emir Şekib Arslan'ın ismini vermişler. Ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Bu zât, son dönem Osmanlı kahramanlarındandır. Suriye-Lübnan Dürzilerinin önde gelen liderlerindendi. Meclis-i Mebusan üyesiydi. İttihad-ı İslam militanıydı. Enver Paşa'nın dava arkadaşıydı. Ayrılıkçı Arap aydınlarıyla tartışırken “En kötü Osmanlı idaresi en iyi İngiliz yahut Fransız idaresinden iyidir” diyordu. Osmanlı Devleti'nin dağılmasını önlemek için vargücüyle çalıştı. Dağıldıktan sonra da İttihad-ı İslam'ı başka bir şekilde yeniden tesis etmek için vargücüyle çalıştı. Rabat'taki 5. Muhammed Üniversitesi'nde tarih dersleri veren Dr. Abdulhafız Hoca anlatıyor: “1930'lu yıllarda bir süre Tanca'da ikamet eden Emir Şekib Arslan, İttihad-ı İslam düşüncesinin Fas'ta yayılması için büyük çaba gösterdi. Bu yönde güçlü bir entelektüel rüzgâr estirdi. Pek çok Faslı aydın, Arslan'ın tesirinde kalarak İttihad-ı İslam davasına gönül verdi…” Arslan'ın Mağrib'deki Fransız mezalimini dünya gündemine taşımak için Avrupa'da lobi faaliyetleri yürüttüğü de biliniyor. Söz İttihad-ı İslam'dan açılmışken: Dr. Abdulhafız, Fas Kralı Muhammed Bin Abdullah'ın Osmanlı Sultanı 1. Abdülhamid'e yazdığı İttihad-ı İslam içerikli 10 mektubun (18. yüzyıl) önümüzdeki günlerde 5. Muhammed Üniversitesi tarafından yayınlanacağı müjdesini verdi. Hayırlı-uğurlu olsun. *** Fas, 1912-1956 yılları arasında Fransız işgali altındaydı. 300-500 sene Osmanlı idaresi altında bulunmuş olan Mısır, Cezayir, Bosna-Hersek gibi memleketlerde kimse Türkçe bilmez (Osmanlı idaresi döneminde de bu memleketlerin yerli halkları Türkçe bilmezdi), ama Fransa'nın sadece 44 yıl yönettiği Fas'ta herkes Fransızca biliyor. Yabancı bir dile vakıf olmak elbette güzel, ama bunun sömürgeci dayatmalardan kaynaklandığını bildiğim için her Faslının Fransızca'ya 'bittabi' vakıf olması bana acı veriyor. O kadar 'tabii' olmamalıydı bu. Düşünebiliyor musunuz; “Mağrib-ul Arabî” diye anılan bir memlekette resmi dil ve zorunlu eğitim-öğretim dili Fransızcaydı! Neyse ki Fransızlar Faslılara Arapça'yı unutturamadılar. Bağımsızlıktan sonra da resmi dil ve eğitim-öğretim dili bir süre Fransızca olarak kaldı, fakat zamanla Arapça öne çıkmaya başladı. Bundan 20-30 yıl öncesine kadar pek çok Faslı aydın -belki de Faslı aydınların çoğu- Fransızca'yı ana dilinden iyi konuşuyormuş. Bu durum artık değişti elhamdülillah. Görüştüğümüz entelektüeller, akademisyenler, yanımızda Fransızca tercümanı olmasına rağmen, Arapça konuşmayı tercih ettiler. Hamiş: Egemenliği altına aldığı ülkelere kendi dilini dayatmayan, farklı dilleri Allah'ın ayetleri olarak gören ve onlara saygı gösteren Osmanlı'yı Batılı sömürgecilerle aynı kefeye koyanlar utansın. yeni şafakBu makale toplam 441 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||