-
  SON HABERLER
Nuray Mert
Nuray Mert
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Yazı dizime dipnot...

Yaklaşık iki hafta önce yazdığım, ‘Beyaz Türklerden AK Türklere’ yazı dizisi, yayımlanmak için bayramı bekledi, iyi de oldu. Ağır kavramlarla tartışılan bazı konuları, daha okunabilir bir çerçevede yazmaya çalışmıştım, bayrama uygun gelir diye düşünüyorum. Ama bu kez de, AK Türklere karşı bir sınıf snobizmi kuşkusu doğabilir. Yok, konu bu değil, kimsenin yaşama biçimini, davranış kodlarını küçük düşürmek, diğerlerini yüceltmek gibi bir derdim yok. Ama, gündelik yaşam kültürü ve genel olarak kültür dediğimiz mevzu, sınıf snobizmi ötesinde, konuşulmaya değer bir konudur. Bu konuyu önemsememek, sonu

gelmez bir görecelilik çerçevesinde, kültür kayıplarını göz ardı etmek olur.

Bu ülkede, modernleşme/Batılılaşma hevesi ve süreci içinde, ciddi bir kültür kaybına uğradık. Dini olan, Doğulu olan, eski olan herşeyin inkârı, nerden baksanız büyük bir kayıptı. Dahası, ben bu kaybın sadece Türkiye veya Batı dışı dünya için değil, tüm insanlık için geçerli olduğunu düşünüyorum. Modernizmin kendi dışındakini ‘geri’, ‘ilkel’, ‘karanlık’ sayan genel inkarının muhasebesini, mutlaka ve tekrar tekrar yapmak lazım. Ama, modernizmden sonra gelen post-modernizm furyası, bu kez, ölçüsüz bir görecelilik çerçevesinde her şeyi birbirine eşitleyerek, inkarın inkarına yeltendi. Ancak, bu kez, bir yandan, büyük medeniyet kültürleri ile, sıradan folklor eşitlenerek genel bir değersizleştirilme yaşandı. Diğer yandan, modernizmin insanlığa tüm katkısı yok sayılmaya, küçümsenmeye başlandı.

‘Batı dışı modernleşme’ denilen ve güya Batı merkezci bakışı reddeden açılımın temelinde bu anlayış vardır. Modernizmin kültürünü reddedip, teknoloji ve kapitalizmi benimsemenin modernliğin yeter şartı olarak görülmesinin sonucu, sahte bir çokkültürcülük ve mesela Dubai gibi modellerdir. Bu bakış açısının darboğazları bir süredir, iyice su yüzüne çıkmaya ve tartışılmaya başlandı. Bizim gibi Batı dışı bir ülkede, bu konunun ayrıca ve uzun boylu irdelenmesinde fayda var.

Yoksa, mesele, yeni zenginleşen sınıfların küçümsenmesinden ibaret değil. Toplumsal-siyasal devinim, modernleşme/kapitalistleşme sürecinin başından beri, sınıf sistemlerini defalarca sarstı, dönüştürdü. Sınıfsal devinim, modern edebiyatımızın en eski konularından biridir. Nahid Sırrı Örik/Abdülhamid Düşerken, Mithat Cemal Kuntay/ Üç İstanbul, Refik Halid Karay/Bugünün Saraylısı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu/Kiralık Konak, bu ekolün, en eski ve en bilindik örnekleridir. Bayram günü size bir de, pek edebi değeri olmayan eğlencelik bir eski zaman romanı önereyim. Bulabilirseniz, (kendi takdimi ile) ‘Holivud’a giden ilk Türk gazeteci’ Turan Aziz Beler’in, 1943’te yayımlanan, ‘Türedi Ailesi’ romanına bir göz atın. Beler, ayrıca, yayını İkinci Meşrutiyet döneminden itibaren yoğunlaşan ve topluma Batılı/modern hayatı öğretmeyi iş edinen çoğu çeviri, ‘Görgü Kitapları’ yazarlarından, kitabı en çok ilgi görenlerinden biridir.

Bizde modernleşme süreci, fazladan bir de Batılılaşma, yani sadece gelenekselin yerini alan modernliğin getirdiği değişim değil, düpedüz ‘yabancı’ olmak anlamında ‘farklı’ bir kültürel dönüşüm eşliğinde yaşandığı için, bir çok konu birbiri ile iç içe geçmiş durumdadır. Bu kadar kafa karışıklığının nedeni de, büyük ölçüde budur. Ama bayram günü işi daha fazla dallandırıp budaklandırmanın alemi yok.

Bu konuda, Nevin Meriç’in, ‘Osmanlı’da gündelik hayatın değişimi / Adab-ı Muaşeret 1894-1927’ başlığı ile yayımlanan (Kaknüs Yayımları, 200) Yüksek Lisans tezini tavsiye ederim.

radikal
Bu makale toplam 284 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.6750, Satış 1.7000; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.0980, Satış 2.1300
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi