-
  SON HABERLER
Milay Köktürk
Milay Köktürk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Alman solu ve Köln camisi

20 eylül Cumartesi günü gündeme düşen şu haberin üzerinde çokça konuşulmalıdır; tabii haberin faillerini takdir etmek veya eleştirmek için değil, bu eylemin ardındaki ruhsal durumu keşfedip, kendimizi onun aynasında seyretmek için…

“Köln’e gelip Türk camisinin yapımını protesto eden aşırı sağcı gruplara solcular izin vermedi… Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) tarafından Köln’de yapılacak Merkez Camisi projesine karşı çıkan ve bunu seçim malzemesi yapmak isteyen ırkçı “Pro Köln” örgütünün organize ettiği “Stop Islam” (İslamı Durdurun) gösterisi, sağduyulu vatandaşların karşıt gösteri yapması ve güvenlik nedeniyle iptal edildi.”

Adını tam koyalım… Haberde geçen cami inşası karşıtı sağcılar “Alman sağcıları”, “karşıt gösteri yapan sağduyulu vatandaşlar” da Alman solcularıdır. Bu olayda bir tuhaflık var… Çünkü sol ile din birbirine uzak olgulardır.

***

Her ne kadar sağ-sol kavramlarının anlamsızlaştığı, eski anlam içeriğinden uzaklaştığı iddia edilse de, bu kavramlar halen politik duruşu ve değer bağlamını anlatmaktadır. Anlamı en çok değişkenlik gösteren, “sağ” kavramıdır. Sağ, genel olarak milli-manevi değer dünyasına karşı duyarlılığı ifade eder. Fakat her toplumdaki sağ, aynı türden değerlere duyarlılık taşımaz. Mesela Alman sağı milli değerlere ırkçılık çizgisinde sahiplik karakteri taşırken, Türk sağının dinî değer dünyasına, dolayısıyla dinî değer damgası da taşıyan millî unsurlara hürmeti öne çıkar.

Sol ise toplumsal ve kültürel farklılıkların damgasını taşımakla beraber, tüm dünyada ortak bir karakteristiğe de sahiptir. Solun seküler ve dindışı olma özelliği, toplumsal farklılıkların ötesinde, ortak bir niteliktir. Solun kimi renkleri din karşıtı tavrı benimser; kimi renkleri ise başkalarının inancına saygı göstererek kendini din dışı bir çerçevede tanımlar. Hiçbir sol hareket dinî inanç ve motiflere, onları benimseyenler gibi taraftar olmaz.

***

Soru şu: Hal böyleyken, Alman solcuları niçin İslam karşıtı bir gösteriye karşı çıkarak cami inşasına taraftar bir tavır sergilediler? Onların genel olarak dinle, özel olarak da İslam’la hiçbir ilgileri olmadığı halde, niye Müslümanların haklarını savundular?

Alman solcularının eylemi, kelimenin tam anlamıyla ilkesel ve ilkeli bir duruşu anlatmaktadır. Bir insan kendisiyle hiçbir ilgisi olmayan, kendisinin inanç veya tercih alanına girmeyen bir olaya, sırf başkalarının, hem de kendisinden ayrı düşünen ve yaşayanların inanç ve tercih alanına girdiği için, onlar adına eylem ortaya koyuyor ve bu “ayrı/farklı”ların hakkını savunuyorsa, bu eylem, en katışıksız şekilde insanî bir eylemdir. Hem bu eylem hem de bu eylemin failleri insanlık adına hürmeti fazlasıyla hak etmektedirler.

Bu eylemde “bizden olan-olmayan” şeklinde, kabul edilebilir temeli olmayan çirkin bir kıstas yoktur. Bu eylemde sadece insana, onun temel hak ve özgürlüklerine sahiplik vardır. Gerçekten demokratik ve özgürlükçü duruş budur. Bu eylem, Voltaire’in şu sözünün toplumsal hayata egemenliğini anlatmaktadır: “Fikirlerine katılmıyorum aziz dostum, ama dile getirebilmen için gerekirse canımı bile veririm.”

***

Kendi ülkemizde mukim ve siyasal yelpazenin çeşitli dilimlerine mensup bireyleri düşünelim… Acaba solcularımız İslam bağlamında herhangi bir hak ve özgürlüğe sahip çıkıyorlar mı? Acaba her türden sağcılarımız -mesela- temel hak ve özgürlüğü elinden alınan bir sol için sokaklara dökülürler mi? Acaba İslamcılarımız kendilerinden farklı düşünen siyasal gruplar veya zihniyet sahiplerinin temel hak ve özgürlüklerinin sorumluluğunu hissederler mi?

Geçmişte bu durum hiç olmadı. 12 mart işkenceleri solcu gençleri inim inim inletirken, diğer kesimlerden ses çıkmadığı gibi, “oh olsun” bile denildi. 12 eylül solcularla ülkücüleri işkence masalarına yatırırken, akıncı veya cemaatçiler hiç oralı olmadılar. 12 eylül yıllarında Diyarbakır Cezaevi’nde yapılan dehşet verici işkenceler, insanın kanını donduran insanlık dışı muameleler sadece bu acıları yaşayanları ilgilendirdi. Bu anıları halen, sadece o acıları yaşayanlar dile getiriyor. Diğerleri umursamıyor bile! 28 şubat mağdurlarının ızdırabını diğer siyasal gruplardan kimler paylaştı?

12 eylül kurbanları, bugün bile, geçmişi yargılarken, sadece kendi gruplarının maruz kaldığı insanlık dışı uygulamaları dile getiriyor ve aynı işkence tezgahından geçtikleri, aynı koğuşu paylaştırıldıkları karşı grubu halen yok sayıyor veya halen suçlu görüyor.

Oysa değil Kürtçü veya bölücüye, hiçbir insana işkence reva görülemez. Ne adına olursa olsun, hiç kimse işkenceyi hak etmiş olamaz. Yasalar vardır ve suçlar bu yasalar çerçevesinde cezalandırılmalıdır… Ve bunu herkes savunmalıdır.

Özgürlüğümüzün garantisinin ötekinin özgürlüğü olduğunu içten benimsemedikçe, bizden farklı olanın temel hak ve özgürlüklerine en az onlar kadar sahip çıkmadıkça, toplumsal ruhun yeniden inşası mümkün değildir. Evrensel ilkeler tavır alışlarımıza egemen olmadığı sürece, duruşumuz ilkeli olmadığı müddetçe, konumumuz ve çizgimiz ne olursa olsun, sadece ikiyüzlü oluruz. İkiyüzlülerden ise erdemli bir toplum neşvünema bulmaz. İnsanı erdemli kılan, mensup olduğu siyasal veya etnik grup, taşıdığı zihniyet değil, sırf insanlık uğruna sergilediği ilkeli duruştur.

milaykokturk@gmail.com

Bu makale toplam 725 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.6900, Satış 1.7200; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.1150, Satış 2.1600
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi