- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() İsmail Küçükkaya
Yargının zirvesi: “Sistem sorunlu”
Yargının ve siyasetin gündemi nicedir birbirine paralel ilerliyor. Siyasal tartışmalar uzunca bir zamandır bazı soruşturma ve davaların ekseninde yürüyor. Kapatma davası, Ergenekon soruşturması ve şimdi de Deniz Feneri tartışmaları sadece siyaseti değil, yargıyı da gündemin üst noktalarına taşıyor. Peki üst yargı makamları neler düşünüyorlar, yaşananlara karşı neler hissediyorlar, bir süredir bunun yanıtını arıyorum. Bir dizi görüşme yaptık, bunlardan birisi de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek. Önce HSYK’nin bizim yargı sistemi içindeki yerine bakalım: Türkiye genelindeki tüm hakim ve savcıların en üst düzey çatısından bahsediyoruz. Hakim ve savcıların atama ve sicil gibi işlemleriyle onlara yönelik soruşturmaların karara bağlandığı 7 kişilik bir kurul, yargının zirvesi. Adalet Bakanı kurulun doğal üyesi ve başkanı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı da doğal üye, onun dışındaki beş üye Yargıtay ve Danıştay’dan seçilerek geliyorlar. Bakan ve müsteşarın Kurul’daki varlığı yıllardır sorgulanıyor. Kadir Özbek işte bu kurulun Başkanvekili. 1974 Ekim’inde Ağrı Diyadin’de hakim olarak başladığı görevini şimdi Türk yargı sisteminin en üst noktasında sürdürüyor. Cuma günü, yüksek yargı muhabirimiz Ersin Bal’la birlikte ziyaretine gittiğimiz Kadir Özbek’in önceliği “yargı bağımsızlığı”. Burada ciddi bir yapısal sorun görüyor. “12 Eylül’den önceki yüksek kurulu arıyoruz. Şu anda sistemde sorun var” diyor, Yüksek Hakimler Kurulu’ndan bahsediyor. “12 Eylül öncesinde olan ve bugün eksikliğini hissettiğiniz şey nedir?” diye soruyorum. Şöyle yanıtlıyor: “Hayati konu, Teftiş Kurulu’nun bize bağlanmasıdır. Şimdi Adalet Bakanlığı’na bağlı. Bu sorun, yargı bağımsızlığı bakımından can alıcıdır.” HSYK bağımsız bir kurum, ama bu konuda sıkıntılar var. Kadir Özbek gerçek bağımsızlığın peşinde. İşe, kendi evinin önünden başlıyor. Makam odasındaki Adalet Bakanlığı flamasını çıkartmış. “Olmaz, burası siyasetten bağımsızdır” diyor. Görüşmemiz, kurul toplantılarının da yapıldığı iç odada gerçekleşiyor. Dikkatimi pencerenin yanındaki Adalet Bakanlığı flaması çekiyor. Özbek, “Makam odasındakini çıkarttım, orası HSYK Başkanvekili’nin. Buradakini de çıkarmayı düşündük ama nezaketen vazgeçtik. Çünkü Kurul toplantıları bu salonda yapılıyor ve Adalet Bakanı da katılıyor” diyor. Böylece bir çeşit orta yol bulunmuş. Kadir Bey sembolik gibi görünen, önemli adımlarını anlatıyor. İlk defa HSYK’ye özel bir amblem yaptırıyorlar. HSYK kimliği hazırlatıyorlar. Şu anda Adalet Bakanlığı internet sitesinden girilen “HSYK WEB” sayfasını bağımsız hale getiriyorlar. Özbek, “Bu girişimler tamamlanınca bağımsızlık duygusu önce kendi üyelerimizden başlamış olacak” diyor. Ergenekon’a bakış... Güncel tartışmaları soruyoruz, “Durum iyi değil, yargının tartışmaların dışında tutulması lazım” diyerek söze giriyor. Sohbet ediyoruz, o bölümleri yazmıyoruz. Ama Başkanın “sistem adına” dile getirdiği ve milletimizin bağımsız yargıya güvenini esas alan yakınmalarını anlıyoruz. Birçok konuda “bekliyorlar”, ama “takip de ediyorlar.” Kendi deyişiyle “her şeyin kaydı alınır. Yargı mutlaka kazanır.” Masasında Ergenekon soruşturmalarıyla ilgili şikayet mektupları duruyor. En sonuncusu iki gün önce Atatürkçü Düşünce Derneği’nden gelmiş. HSYK Başkanvekili burada çok doğru bir çerçeve çiziyor ve kırmızı çizgisini şöyle açıklıyor: “Bir adli soruşturma yürütülüyor. Bunun her türlü baskıdan uzak bir şekilde ilerlemesi ve sonuçlanması lazım. Önceliğimiz yargı bağımsızlığıdır. O, yargının işlemesinin teminatıdır. Ama öte yandan şikayetler de var. Hakikaten hukuki hatalar yapıldı mı, insan hakları ihlal edildi mi, savunma hakkının kullanılması engellendi mi? Bunlara elbette bakılır, şikayetler değerlendirilir. Ama savcı ve hakimlerin görevlerini yapmaları, takdirlerini kullanmaları esastır. Olayı bütünlüklü değerlendirmek zorundayız. Şu aşamada bir şey yapılamaz. Aksi halde yargıya gölge düşer.” Edindiğim izlenim, HSYK Başkanvekili’nin güncel tartışmaları, hukuku ilgilendiren çok küçük detaylarına kadar büyük bir titizlikle izlediği yönünde. Bir takım endişeleri olduğunu da anlıyorum. Ama bunları bir zamanlama meselesi olarak görüyor ve yargı sürecinin sonuçlanmasını bekliyor. Tam yanından ayrılmamıza yakın, Adalet Bakanlığı’nda görevli bir bürokrattan gelen davetiyeyi bize gösteriyor. Davetiyenin üzerinde “Sayın Kadir Özbek Adalet Bakanlığı Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Üyesi” yazıyor. Bu ibareye itirazları var. “Bu neyin davetiyesi?” diye soruyorum. “Siz geçenlerde kamu kurumlarının lüks otellerde iftar vermesini doğru bulmuyorum yazmıştınız ya” diyor ve ekliyor, “İşte bu da kamunun bir iftar daveti.” akşamBu makale toplam 305 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||