-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Ekrem Eraslan
Ekrem Eraslan
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Ak Parti'nin kapatılmaması değerlendirilebildi mi?

İki yıllık yüksek tansiyon, Ak Partinin kapatılması davasının sonuçlanması ile birlikte sona erdi. Siyaset kendi mecrasına dönerken devlet kurumları arsında Ergenekon operasyonu bile ciddi çatlaklara neden olmadı. Türkiye kendi içine dönük olan yüzünü daha dikkatli bir şekilde dışarıya çevirme şansı yakaladı. Hükümet ve Ak Partide yine yeniden bir başlangıçla kaybettiği enerjiyi toplayarak yola koyulacak.” diye düşünüyorduk…

Sonra sırası ile bu düşüncelerimiz ya da hayallerimiz tek tek yıkıldı. Memlekette durumlar yine aynı tas aynı hamam… Başbakan ilk günlerde yeni bir milat olarak kabul edilebilecek açılımlarda ve söylemlerde bulundu. Özellikle Edibe SÖZEN’in garip çalışması ve Şaban DİŞLİ’nin şaibeli konumu hakkındaki tutumu bunu kuvvetlendirir nitelikteydi.

Aynı şekilde, devir teslim töreni öncesinde Askerle hükümetin ekranlardaki sıcaklığı ve samimi duruşu, alanlarına saygı ile yaklaşımları dikkat çekecek kadar güzeldi. Yargı ise yaşanan süreci bir kan davasına dönüştürmeme olgunluğu ile rutin çalışmaları içerisinde yerini almıştı.

İlk günlerde yeni bir sinerji yaratacak en önemli beklenti ise yaldızları dökülmüş bakanlar kurulunda ve parti genel merkezinde bir takım değişikliklerin yapılması idi. Ama başbakan bir türlü bu adımı atmadı. Özellikle de siyasi ortamın müsait olmasına ve kendi elini güçlendirmesine rağmen yeni dönemin köşe taşı olacak bu düzenlemeye gitmedi. Beklentiler karşısındaki ilk olumsuz nokta bu adımın atılmaması oldu. Hemen ardından Genelkurmay başkanlığının TSK adına korgeneral düzeyinde Ergenekon soruşturması kapsamında cezaevinde bulunan emekli orgeneralleri ziyaret etmesi ikinci bir olumsuzluk halkasını ekledi umut beklentilerine. Ardından Başbakan aynı günlerde gündemin en çok konuşulan iki ismi ( Şaban DİŞLİ ve Turgut ALTINOK) ile birlikte ilk başta alışıldık şekilde göstermesi gereken tavrı, geçte (!) olsa göstererek kameralar karşısında arzı endam eyledi. Aynı günlerde Genelkurmay başkanı da bildik formatların dışında daha çok sosyal ve ekonomik vurguların ön plana çıktığı Güneydoğu gezisinde bulundu.

Ve yeni sinerji ve yeni dönem beklentilerini bitiren son olay: Başbakanla Aydın DOĞAN’ın artık magazinleşmeye yüz tutan mahalle çekişmesi… Doğan grubunun maksatlı yaklaşımına başbakanın öfkeyle ve Brezilya dizileri tarzında “arkası yarın”ları olan açıklamaları yeni bir dönem arayışı ve beklentisi içerisinde olanları karamsarlığa düşürmüştür. İlginç bir tesadüftür ki; başbakan parti kongresinde verip veriştirirken Cumhurbaşkanı Söğüt’te ölçüden, uzlaşıdan ve birliktelikten bahsediyordu. Başbakan Deniz Feneri konusunda sertleştikçe, çevresindeki halka daralmakta ve iddialar yakın çevresine kadar sirayet etmektedir. İlk günlerde, vatandaşın “başbakan haddini bildiriyor” düşüncesi yavaşça “başbakanla acaba bir ilgisi mi var?” noktasına kaymaktadır. Bu çekişme, kemikleşmiş partili seçmen için parti toplantı ve salonlarında alkış tutulacak bir durum olurken, toplum ortalaması açısından can sıkıcı bir hal almıştır. Burada doğan grubunun para kaybı dışında başka riskleri olmamakla beraber başbakanın kayıpları oldukça fazla olacaktır. Özellikle de güç kaybedecektir. Çok geniş parti kadrolarını takip ve kontrol etme imkanı olmadığından her gün yeni bir yolsuzluk haberi çıkması kaçınılmazdır. Başbakan parti ve devlet işleyişinde bunun önüne geçmek yerine garip bir savunu ve sahiplenme tavrı geliştirecek olursa sahip çıktıkları ile birlikte kendiside erozyona uğrayacaktır.

Başbakanın, güçsüz düşmesi; zorunluluk haline gelen bir takım değişiklikleri bakanlar kurulunda ve parti yönetiminde ve hatta yerel yönetimlerde bazı kritik kentlerde yapmasına mani olacaktır. Her gün biraz daha derinlik kazanan, adı konulmadık ekonomik krizle birlikte siyasi gerilimin sürmesi bazı zararları daha kısa sürede ve katlanılmaz bir şekilde ülkenin ve başbakanın önüne koyacaktır. Bu nedenle başbakanın geç kalmadan yeni bir sinerji ortaya koyarak topluma umut vermesi gerekmektedir. Aydın DOĞAN’la yaşanan polemik ve benzerlerini milletvekilleriyle il başkanlarına bırakmalı , kendisi ise ülkenin gerçek gündemine biran önce geri dönmelidir.

Başbakan, ekonomik parametreleri küresel krizle birlikte hızla bozulan, bölgesel istikrarsızlığı genişleyerek derinleşen, enerjide dışarıya tamamen bağlanan, tarımdaki açmazları stratejik bir boyuta ulaşan bir ülkenin başbakanı olarak bu gidişata dur demez ve Aydın DOĞAN,Kemal KILIÇTAROĞLU gibi isimlere laf yetiştirmeye devam ederse, salonlarda bol alkış ile tezahürat, sandıklarda ise az oy almak gibi bir sürprizle karşılaşabilecektir.

Bu makale toplam 564 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.7000, Satış 1.7250; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.1250, Satış 2.1580
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi