-
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Kürt Sorununun Çözümü için Yeni Bir Fırsat!

Çözüm bekleyen yüzlerce sorunun bulunduğu ülkemize, “bu gürültünün arkasında bir film dönüyor”, dedirtecek türden bir atmosfer egemen oldu. Bir yandan iktidara baskı kurmak için “haçlı seferi” başlatmış bir medya grubu, öte yanda ise AK Parti iktidarı süresince, “bak nasıl hortumculuk yaptığınızı açıklarım haa” diyen bir iktidar anlayışı!

Sahicilikten uzak bu “kavganın” tarafı olmak, konuşulması ve çözüm bulunması gereken daha önemli sorunlarımız unutturmak anlamına gelecektir. İsteyen, bu horoz dövüşünün tarafı olabilir, ben değil…

Horoz dövüşünün tarafı olmadan; kafa yormamız, tartışmamız, konuşmamız ve çözüm yolları bulmamız gereken temel sorunlarımızdan birisi de, her gün gençlerimizin canına mal olan PKK terörü ve Kürt sorunudur. Çünkü artma eğilimi içeren ve biçim değiştirme özelliğine sahip olan PKK terörü ve PKK terörü üzerinden oluşturulmuş Kürt sorununun çözümü için radikal adımlar atılmaz ise sorunun, içinden çıkılmaz hal alacağı açıktır.

Bu sorunun çözümüne ilişkin tartışmaları yenilemenin birkaç nedeni var. Bu nedenlerin birincisi, 30 Ağustos tarihi itibariyle Genelkurmay Başkanlığına atanan İlker Başbuğ’un sergilediği tutumdur.

Devletin ve ordunun bu konudaki temel eğiliminin, kişilere göre değişmeyecek kadar net ve belirgin olduğunu biliyorum. Ancak, süreci yöneten kişilerin kimi çıkışları ve yaklaşım farklılıkları, sorunun çözümüne kapı aralayabilir. En azından, üslup farklılığının, tartışma sürecini olumlu etkileyeceği açıktır.

Buradan hareketle, İlker Başbuğun 2007 yılında Diyarbakır’da yaptığı açıklamayı yeniden düşünmek lazım. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı ve şimdinin Genel Kurmay Başkanı olan Başbuğ, devletin PKK’ya katılımı engellemekte başarısız olduğunu ifade ederken, bazı noktaların altını çizmişti. Başbuğ; “Başarılı olsaydık, bu mücadele sürecinin bugünlere gelmemesi lazımdı. Başarısızlık tamam ama son bir yıl için söylemiyorum, 23 yıllık süreci kastediyorum. Bu alanda adım atmamız gereken adımlar var” diyor.

Başbuğun o günkü sözleri analiz edildiğinde; (1) PKK ile sadece askeri mücadele, sorunu çözmez. Bu mücadelede ne kadar başarılı olursanız olun, örgüte katılım devam ettikçe sıfırlanması mümkün değildir. (2) Katılımın engellenmesi için bunu besleyen koşulların düzeltilmesi gerekir. Bunlar ise ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi alanların konusudur. Bunu yapması gerekenler de siyasilerdir.

2007 yılında yapılmış olan bu değerlendirmenin benzerini Org. Başbuğ, Genel Kurmay Başkanı olarak, bölgeye yaptığı ziyarette yineledi. Terör örgütü ile mücadele eden unsurların komutanı olan Başbuğun, bu özeleştirisinin ve tutum farklılığının üzerinde durmak gerekiyor.

Öncelikle siyasi iktidar ve diğer tüm partiler; ordunun ortaya koyduğu özeleştiri üzerinde düşünmeli, öneri sunmalı ve iktidar da sürecin sahibi olarak tutum belirlemelilerdir. Turgut Özal dönemini bir kenara bırakırsak, PKK terör sorununun tüm iktidarlar tarafından, orduya ve güvenlik güçlerine havale edildiğini biliyoruz. Belki ordu iktidarları, bu sorunun çözümünde tarafı yapmadı, belki de iktidarlar taraf olmak istemedi!

Geçmişte olanı tartışmak, şuan için, yersiz. Çünkü şuan ordunun en üst kademesindeki kişi, çözüm sürecinin gelişebilmesi için siyasilerin katkısının gerektiğini ifade ediyor. Hem de kamuoyu önünde bunu söylüyor.

PKK terörü ve Kürt sorunu konusunda ordunun bundan önceki temel yaklaşımının, “birini iyice cezalandır, bak diğerleri yapıyor mu?” şeklinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Kürt sorununun bu noktaya gelmesinde, bu tür politikaların etkili olduğunu, eski komutanların kendileri de anlattı. Ama şimdi farklı bir ses çıkıyor. Sorunu, her boyutu ile tartışmak istediğini ifade eden bir ses…

Aslında Başbakan Erdoğan’ın, Kürtleri “eşit vatandaş ve din kardeşi” olarak tanımlayan ifadesi ile “siyasallaşmayı teşvik etmeliyiz” sözü ve Başbuğun açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, benzer şeyleri söylemek istedikleri görülecektir.

Bu sorunu yeniden tartışmamızı gerektiren ikinci sebep ise yaklaşan 2009 yerel seçimleridir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, 2009 yerel seçimleriyle ortaya çıkabilecek kimi sonuçlar ve terör örgütünün bu sonuçlar üzerinden yapacağı çalışmaların, ülkeyi içinden çıkılmaz mecralara götürebileceğini tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok!

Siyasal sistemin işleyiş aracı olan seçim süreçlerinde yaşanan her türlü değişim, yine seçimler aracılığıyla yoluna girebilir. Ancak, Kürt sorunu konusunda, zamanında atılamayan adımların neden olacağı kayıpların telafisi mümkün olmayabilir. Çünkü Türkiye’nin tüm sorunlarının kaynağında PKK terörü ve Kürt sorunu bulunmaktadır. Bu nedenle dikkatlerin her zaman bu sorun üzerine yoğunlaşması gerekiyor.

İşte tam da bu noktada yapılması gereken, uzun bir süredir kaybettiğimiz “devlet aklını” yeniden oluşturmak için, Erdoğan ve Başbuğ’un ortaya koydukları iradeleri birleştirmektir. Bu kez de, bu sağlanamaz ve şiddet ve şiddet yanlıları egemen olursa vay halimize!

farukadnan@gmail.com

Bu makale toplam 3764 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.6950, Satış 1.7200; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.1220, Satış 2.1550
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi