-
  SON HABERLER
Gülay Göktürk
Gülay Göktürk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Kırılan kol yen içinde kalırsa...

Vakit Gazetesi köşe yazarı Serdar Arseven'in şimşekleri üstüne çeken son yazısını okumadınızsa mutlaka bulup okuyun.

Yazının başlığı "Ben Isırırım Ama Köpeklerin Yalamasına Bile Müsaade Etmem" (Anlamayana not: Burada köpek, Arseven'in "Müslüman" olarak görmediği geniş kesim olmuş oluyor!) "Deniz Feneri meselesiyle neden ilgilenmediğimi soruyorlar" diye giriş yapan Arseven, bakın yayın çizgisine yön veren temel ilkeyi nasıl ortaya koyuyor:

"Önyargılıyım. İtham Müslüman'a yönelikse 'iftira' derim, kafire yönelikse 'doğru' derim (...) Çifte standartlarım var. Bu çifte standartlar nasıl mı işler? Basit; itham Müslüman'a yönelmişse 'iftira olduğu önyargısından' hareketle çıkarım yola. (...) Haksız servet artışı varsa, bunun acısı mutlaka çıkacaktır. Ahirette de dünyada da. O hesapları kendi içimizde sorabiliriz. Bu benim tavrımdır. Ben; bir Müslüman'ı, hele bir fasık saldırıyorken, asla yıpratmam.

Üstadın anlayışındayım. Belki kendim ısırırım Müslüman kardeşimi. Lakin köpeklerin yalamasına dahi müsaade etmem. Hele tarassut köpeklerinin asla." Tabii, insanların çifte standartlı olma hakkı da var. Ama bunu marifetmiş gibi ilan eden kişi, bir haberciyse, hem de sıradan bir haberci de değil, bir gazetenin Ankara temsilcisiyse, varın o gazetenin inanılırlığını siz hesap edin.

Evet, burada ciddi bir problem var ama işin bu boyutu daha ziyade Vakit Gazetesi'ni ilgilendiriyor. Benim bu meseleyi bir yazı konusu yapmamın sebebi ise Arseven'in bir dobralık gösterisiyle ortaya koyduğu bu anlayışın -her zaman böyle açıkça ifade edilmemekle birlikte- aslında son derece yaygın olması; daha da önemlisi, bu ahlak anlayışının dünyanın tepesinde dolanan fenalıkların en başında gelmesi...

Düşünün... Arseven bir Müslüman olarak kendisi kadar Müslüman olmayanları düşman görüyor... Onun gibi fanatik nice Türk milliyetçisi de Türk olmayan herkesi düşman olarak görüyor ve millet olarak yaptığımız bütün hataları - haksız savaşlar, katliamlar, kıyımlar dahil- "köpeklere" karşı savunmayı da başlıca milli görev sayıyor. Milliyetçilik, milli meselelerde "haklı kim" sorusunu sormayı ihanetle özdeşleştirerek, bütün toplumların hakkaniyet bilincini körleştiriyor.

Tarikatlar, cemaatlar kendi içlerinde işlenen nice günahı "tarikatlarını düşmanlar karşısında yıpratmamak" gerekçesiyle örtbas ediyor. Dernekler, sivil toplum kuruluşları bu yüzden içten içe çürüyüp çöküyor. Siyasi partiler bu yüzden bir türlü yolsuzluklardan, hırsız uğursuzlardan başını alamıyor.

Bir zamanlar Polonya Komünist Partisi içinde Stalinci yönetim tarafından yürütülen büyük kıyım sırasında yargılanan birçok inançlı komünist kendileri hakkında düzenlenen düzmece itirafnameleri neden hiç ses çıkarmadan kabul ettiler ve bile bile idama gittiler biliyor musunuz? Eğer gerçekleri açıklarlarsa, düzmece iddianamelere itiraz ederlerse partinin ve komünizmin itibarı sarsılır diye...

Arseven'in nerede uygulansa orayı çürüten "kol kırılır yen içinde kalır" ilkesinin tahribatı toplumsal düzlemde kalmıyor; bireysel ilişkilerimize sızıp onları da zehirliyor.

Her Allahın günü kocasından yediği dayaktan kan kusan ama dışa karşı "kızılcık şerbeti içtim" diyen milyonlarca kadın aklı sıra ailesini koruyor. Hadi en son örneği de verip bitireyim: Kocasının geceleri gizlice koynundan çıkıp kızının yatağına süzüldüğünü bilen ve yıllarca üç maymunu oynayan kadın da dışa karşı ailesinin “şerefini” korumak adına yapıyor bu şerefsizliği.

bugün
Bu makale toplam 438 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.6850, Satış 1.7100; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.1100, Satış 2.1450
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi