- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Murat Yetkin
Başbakan açıklamak için neden bekliyor?
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan’ı adını vererek hedefe koyduğu haberini, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte Erivan’a indikten hemen sonra aldık. Biz Ankara’dan Erivan’a uçtuğumuz sırada Erdoğan, İstanbul’da Türkiye’nin haber gündemini değiştiren konuşmasını yapmıştı. Cumhurbaşkanlığı ekibinin yüzü bu haberle gölgelendi. Zamanlama çok ilginçti. Gül’ün tarihsel önem taşıyan Ermenistan ziyareti, Türkiye’nin haber gündemi açısından bir anda ikinci sıraya düşmüştü. Erdoğan bu salvo için neden bir gün daha sabredip, Gül’ün dönüşünü beklememişti? Açıklamalarının neden o gün yapılması gerekiyordu? Başbakan, konuşmasında Deniz Feneri derneğinin Alman yasalarına göre usûlsüz para transferi yaptığına ilişkin Alman savcılığının açtığı davanın Doğan grubu gazete ve televizyonlarınca haber yapılmasına tepki gösteriyordu. Dünyanın her yerinde haber niteliği taşıyan iddianamenin duyurulması haberinin de, Doğan’ın özelleştirme ihalesi yoluyla sahibi olduğu İstanbul Hilton oteli arazisine konut projesi izni alamamasına bağlıyordu. Doğan, kendisiyle ilgili olarak gerekli yanıtları verdi. Bu yanıtlar arasında en ilginç noktalardan birisi, kendisinin Başbakan’a Hilton oteli için değil, Ceyhan’da rafineri yatırımı yapmak için izin verilmesi talebiyle gittiğini, Başbakanın rafineriyi (Putin ve Berlusconi adını da katarak) Ahmet Çalık’a söz verdiğini söylediğini, Hilton arazisini ne yapacağını ise Erdoğan’ın kendisine sorduğunu açıklamasıydı. CHP lideri Deniz Baykal, dün düzenlediği ayrıntılı basın toplantısında bu konuya özellikle dikkat çekti, açıklama istedi. Başbakan Erdoğan dün bu konuda bir açıklama yapmadı. Sorulması gereken başka sorular da var. Diyelim Doğan, bir dahaki cumartesiye dek Erdoğan’ı memnun edecek bir şey söylerse, Erdoğan o zaman şimdi yanlış gördüğü bir konuyu açıklamayacak, ya da soruşturma gerektiren bir konuysa, kapatacak mı? Baykal dün “Bunun adı hukukta şantajdır. 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir bunun cezası. Başbakan’a şantaj yapmak yakışır mı?” dedi Başbakan Erdoğan’ın bir hafta beklemeden ne biliyorsa her şeyi açıklamasında kamu yararı açısından fayda var. Aksi halde, kamu zararına bir işlemi örtbas etmiş olmayacak mı? Erdoğan yalnız Aydın Doğan değil, kim hakkında yanlış giden ne biliyorsa gereğini yapabilecek makamda oturuyor. Ergenekon soruşturması nedeniyle daha önce karanlıkta kalan pek çok nokta (iddianameye karışmış pek çok dedikodu ve yakıştırmayla birlikte) medyada yayınlanıyor diye tepki göstermeyen Başbakan’ın Almanya’daki bir usûlsüzlük davasının haber yapılmasına tepki göstermesi acaba neden? Yalnızca Başbakanın medyanın tümünü hizasına getirememiş olmasından mı kaynaklanıyor? Yoksa başka nedenler de var mı? Örneğin, Şaban Dişli’nin Bakanlar Kurulu ve MYK’daki tartışmalı toplantılar ardından AK Parti yönetiminden istifasına giden sürecin ardından benzeri bir sürecin Deniz Feneri soruşturmasında RTÜK Başkanı Zahit Akman’ı da içine alacak şekilde kamuoyuna yansımış olması da etken olabilir mi? Baykal dün basın toplantısında, Alman savcılığındaki iddianamenin yayımlanmasından sonra RTÜK Başkanı hakkında soruşturma açılmasının Başbakanın iznine tabi kılındığına da dikkat çekti. Oysa iddianame doğruysa ve Akman’ın Deniz Feneri e.V. ile bağlantılı ve yayıncılıkla uğraştığı yazılı OFWG e.G. şirketinde, aynı anda (dört ay kadar bir süre) RTÜK üyesiyken yönetim kurulunda bulunmuşsa, o zaman RTÜK yasasının 9’uncu maddesine göre “görevinden çekilmiş” sayılıyor. Umarım meslektaşımız bu usûlsüz durumun gerçek olmadığını kanıtlayabilir. Kimbilir, tıpkı Dişli’nin o belgeyi okumadan imzalaması gibi, Akman da RTÜK üyesi ve başkanı olmanın telaşıyla, Almanya’daki yönetim kurulu üyeliğinden çekilmeyi unutmuş olabilir. Başbakanın, özenle seçtiği ekibinin usûlsüzlük suçlamaları nedeniyle fire veriyor oluşuna tepkisini artık saklamaktan vazgeçerek, bu tip haberlerin yapılmasını sindirmek amacıyla bu çıkışları yaptığını düşünmek istemeyiz. Bu Türkiye’nin bir parçası olmak istediği Avrupa demokrasileri değil, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine özgü bir davranış kalıbı olurdu. Başbakanın danışman kadrosunda bunun yanlış bir medya stratejisi olduğu konusunda kendisini uyaracak deneyimli isimler var. RADİKALBu makale toplam 1267 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||