-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Gülay Göktürk
Gülay Göktürk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Hristofyas’la aynı cephede

Talat’la ilk tur görüşmelerin ardından İsveç’e giden Rum lider Dimitris Hristofyas, Stockholm Dış Politika Enstitüsü’nde bir konuşma yapmış ve burada, Türkiye’de bazılarının tüylerini diken diken edecek şeyler söylemiş.

Bir kere, Kıbrıs’ın iki kesiminin de anavatanlarıyla bağlarını koparması zamanının geldiğini söylemiş. Ayrıca, Kıbrıs’a Türkiye’den göç edenlerin geri gönderileceğini, şu anda en önemli sorunun ise kuzeydeki Türk askeri olduğunu belirtmiş.

Ama konuşmanın asıl dikkat çekici yanı çizdiği saflaşma tablosu…

Basında yer alan haberlere göre Hristofyas, Kıbrıs sorununun çözümüne Türkiye’de bazı kesimlerin engel olduğunu söyledikten sonra, uluslararası bir saflaşma tablosu çizmiş:

Mehmet Ali Talat, Başbakan Tayyip Erdoğan ve AB yanlısı kesimi kendisinin de içinde yer aldığı demokrasi cephesi olarak tanımlamış. Karşı kesimi oluşturanları da derin devlet, ordu ve devlet içindeki anti-demokratlar ve AB’ye karşı olanlar olarak saymış.

Tabii, Kıbrıs’ı her zaman en büyük “milli dava” olarak görenlerin asla anlayamayacağı bir perspektif bu. O yüzden de Hristofyas’ın çizdiği bu saflaşma tablosuyla Talat’ı son derece zor duruma düşürdüğünü sanıp sevinebilirler de…

Oysa bu tablo, en azından Annan Planı’nın gündeme gelmesinden bu yana son derece belirgin bir biçimde ortada.

Bundan beş yıl önce, büyük bir gazeteci grubu olarak Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin düzenlediği bir geziyle Kıbrıs’a gittiğimizde Denktaş yanlısı basın daha geldiğimiz gün ne başlık atmıştı biliyor musunuz? “Verheugenciler Kıbrıs’ta”

Doğrusu ben hiç gocunmamıştım bu başlıktan. Çünkü o anda orada oluşan saflaşmanın yerel değil, uluslararası bir saflaşma olduğunu biliyordum. Ve bu saflaşmada Denktaş’ın yanında olmaktansa, Verheugen’in yanında olmayı tercih ediyor; onu kendime Denktaş’dan daha yakın hissediyordum.

İki yüzbin nüfusu kapsayan bir seçim, dünya çapındaki bir saflaşmanın arenası olmuştu. Bir safta açıklık, özgürlük ve 72 milletin birbirine karıştığı kozmopolit bir dünya hayali; öbür tarafta içe kapalı, gizli kapaklı, ötekine düşman ve despotik düzenleri koruyan çifte dikenli telleri takviye telaşı... Saflaşma bu kadar evrensel olduğu içindir ki, Denktaş seçim çalışmalarını Türkiye’den, Verheugen de Brüksel’den yürütüyordu.

Bugün de durumun farklı olduğu söylenemez. Çözüme direnen kesimler de aynı, çözüm için ter dökenler de…

Hristofyas’ın sözünü ettiği “Kıbrıs’a Türkiye’den gelenlerin geri dönmesi’ meselesi de anlaşma için aşılması en zor noktalardan birini oluşturuyor.

Yıllardır, adanın Türk kesiminde Hataylılar’ın Reyhanlıların, Kırıkhanlıların, Samandağlıların mahalleleri,

Diyarbakırlıların, Samsunluların köyleri dizi dizi… Her biri Akdeniz’in göbeğindeki bu adada kendi gettolarını kurmuş, kendi dillerini konuşuyor, taş Rum evlerinde gecekondu hayatı yaşıyorlar. Türkiye’den gelenlerin büyük çoğunluğu Ada’nın en geri sosyo-kültürel grubunu oluşturuyor, ekonomik olarak işçi sınıfı -altı koşullarda çalışıyor ve yaşıyor. Bu durum epey zamandır Kıbrıslı Türklerle Türkiyeliler arasında huzursuzluklara yol açmaya başlamış. Giderek daha çok

Kıbrıslı Türk, Türkiye’den gelen hızlı göçün Kıbrıs’ın kültürel yapısını bozduğunu düşünüyor.

Hatta bu konuda Kıbrıslı bir Türk tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne açılmış bir dava bile var. Bu davada Türkiye “işgal ettiği ülkeye nüfus aktarmakla” suçlanıyor.

Bütün bu faktörler birlikte düşünülürse ve 1974’ten bu yana Türkiye’den gidenlerin sayısının, şu anda adadaki

Kıbrıslı Türkleri aştığı göz önüne alınırsa, “Kıbrıs Davası” dediğimiz şeyin, çoktandır Kıbrıslı Türklerin davası olmaktan çıkıp Kıbrıs’taki Türkiyelilerin davasına dönüştüğü görülür.

Tabii bir de Türkiye ve Kıbrıs’ta “çözümsüzlükten beslenen” küçük kliklerin davası...

bugün
Bu makale toplam 301 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.7000, Satış 1.7250; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.1250, Satış 2.1580
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi