-
  SON HABERLER
Cengiz Çandar
Cengiz Çandar
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Hrant’ın Rüyası...

Arkasından alçakça vurulduğu ve kaldırımın üzerine yüzükoyun kanlar içinde uzandığından bu yana, Türkiye’de onun adının anılmadığı bir gün bile geçmedi. 19 Ocak 2007’den, o Cuma gününden bu Cuma’ya bir arşiv taraması yapılsa, Hrant Dink adı geçmeyen tek bir günü olmadı Türkiye’nin.

Kimbilir, belki yıllar ötesinden, ileriden geriye bakıldığında Hrant’ın vurulduğu gün Türkiye’de birçok şeyin “miladı” olarak görülecektir.

Hrant, tanıyanlarının kolaylıkla tanıklık edebileceği, tepeden tırnağa bir coşku ve duygu adamıydı ve bu topraklara yurtseverlikte kendisini hiç kimseyle yarıştırmayacak ölçüde güçlü bir tutkuyla bağlıydı.

Ve, o Hrant’ın hayatındaki tek değilse belki de en büyük “misyonu” Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin kurulması, sınırların açılması ve halklar arasında düzenli temaslar kurulması, özetle ilişkilerin normalleşmesi idi. Yaşamının son yıllarını anlamlandırdığı tüm çabası bu amaca kilitlenmişti.

Dolasıyıyla, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı sıfatıyla yarın Erivan’a hareket edecek, orada Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile yanyana Türkiye-Ermenistan futbol maçını izleyecek olması, tam anlamıyla “Hrant’ın rüyası” idi.

Başka hiçbir gerekçe olmasa bile, biz Hrant’ın dostları, onu sevenler, Cumhurbaşkanı Gül’ün Ermenistan’a gitmesini hararetle desteklerdik. Hrant’a vicdan borcumuz gereğiyle.

*** *** ***

Bundan üç yıl önce, 5 Kasım 2005’te Hrant Dink, TESEV’in kendisinden istediği “İki Yakın Halk İki Uzak Komşu” başlıklı çalışmasını tamamladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dünkü yazının sonunda, Erivan’a gitmeden önce okumasını önerdiğim tek kitabı bu, Hrant Dink’in. Kitap kendisinden isteyenler ve yayımlaması gerekenler zamanında yayımlamadığı için bu yılın, 2008’in Haziran ayında Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından yayımlanabildi. İyi ki de yayımlandı. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin elimizde bir kılavuz, nasıl götürülmesi gerektiğine ilişkin bir pusula var şimdi.

“İki Yakın Halk İki Uzak Komşu” okunduğu vakit, Hrant Dink’in, duygulu coşkulu kişiliğinin yanısıra, ne kadar önemli bir “düşünce adamı” olduğu da ortaya çıkıyor. Değme siyaset sosyolojisi uzmanının, siyasi davranış kuramları üzerinde çalışmış değme siyaset bilimcinin kaleme alabileceği türden bir kitap “İki Yakın Halk İki Uzak Komşu”.

Kitabın yazarı Ermeni dünyasını üç bölümlü görüyor: “Bir tarafta Ermenistan devleti ve halkı söz konusu, bir tarafta dünyanın dört bir yanına dağılması Diaspora ve tabii ki bir de aktörel gücü çok sınırlı da olsa Türkiye Ermenilerinin varlığı.”

Sözünü ettiği bu “aktörel gücü çok sınırlı” olan Türkiye Ermenileri, onun kişiliğinde Ermeni dünyasının en önemli şahsiyetini üretti. 19 Ocak 2007’de İstanbul’da arkasından kahpece vurularak kaldırımlara kanlar içinde serilen kendisini. Onun alçakgönüllülüğü, kendisini böyle takdim etmesini elbette engellerdi ama bunun böyle olduğunu biz biliyoruz.

Peki o, Hrant kendisini nasıl tanımlıyordu?

Kitabın giriş bölümündeki satırlara göz atalım:

“Benim iki kimliğim var, ikisinin de bilincindeyim. Birincisi Türkiyeliyim, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyım... İkincisi de Ermeniyim. Üstelik her ne kadar Türkiye Ermeni toplumunun bir parçası olsam da aynı zamanda Ermenistan’ın ve dünyaya dağılmış Ermeni Diasporası’nın da moral bir parçasıyım, o insanların soydaşıyım.

İşte tüm bu nedenlerle birileri tek bir nedenle dahi Türk-Ermeni ilişkilerinin düzelmesini istiyorsa, benim nedenim onlardan en azından iki kat daha fazla. Beni hangi kimliğimle ele alırsanız alın, farketmez...

Her iki halimle de Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin düzelmesi ve Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi için gayret göstermek, önümdeki en vazgeçilmez görev olarak durur.”

*** *** ***

6 Eylül, yani yarın, bir yandan Türkiye’nin yakın tarihinin en utanç verici sayfalarından birinin 6-7 Eylül’ün (1955) yıldönümüdür. Öte yandan, belki de Türkiye’yi 21.Yüzyıl’a rahat ve sağlam biçimde yerleştirecek bir “büyük tarihi barışma”nın, Ermeni Sorunu’nun çözümü doğrultusundaki “yeni sayfa”nın yıldönümü olarak ileride anılacaktır.

Hrant Dink kitabının “sonsöz”ünde “Temel soru şu: Türkiye ‘Ermeni Sorunu’nu nasıl halledecek?” diye soruyor. Kısa cevabı şöyle:

“Batı’nın Türkiye’ye karşı sık sık sermaye olarak kullandığı sorunu, sorun olmaktan çıkarmanın bir tek yolu var, o da Ermenilerle doğrudan diyalog yolunun bulunması.

Bu diyalogun kanallarını üç ayrı noktadan açmak gerek. Başta Türkiye ile Ermenistan arasında devletten devlete ve toplumdan topluma ilişkilerin geliştirilmesi; ikincisi Türkiye Ermenilerinin sorunlarının herhangi bir dış dayatmaya ve uyarıya gerek bırakılmadan halli; üçüncüsü de dünyanın her tarafına yayılmış olan ve Anadolu hasretiyle yanan Anadolu kökenli Diaspora Ermenilerinin tekrar kazanılması.”

Erivan’a, “Hrant’ın rüyası” ile gidiyoruz.

Erivan’da geçireceğimiz her lahza, Hrant Dink önünde saygı duruşudur...

HÜRRİYET
Bu makale toplam 572 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.6850, Satış 1.7100; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.1100, Satış 2.1450
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi