- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() İsmail Küçükkaya
TSK’da paradigma değişimi...
İtibar araştırmalarının dün yayımlanan en sonuncusuna göre, “Türk Silahlı Kuvvetleri zirvedeki geleneksel yerini” açık ara koruyor. Halkın yüzde 84’ü en fazla güvendiği kurum olarak TSK’yı gösteriyor. Dorukta kalmak o noktaya ulaşmaktan daima daha zordur. En tepedeki pozisyonu koruma başarısının, “değişime açık olmakla” yakından ilgili olduğunu düşünürüm. Formülü, “gelenek içinde değişim, değişim içinde gelenek” diyerek, ya da “muhafaza ederek değişmek, değişerek muhafaza etmek” şeklinde açıklayabiliriz. TSK’nın halkın güveni endeksinde zirvede durabilmesini böyle değerlendiriyorum. Silahlı Kuvvetler’de devir-teslim günlerindeyiz. Önceki gün Jandarma Genel Komutanlığı’nda komuta devir-teslimi yapıldı, dün Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki töreni izledik, yarın ise Genelkurmay Başkanlığı’nı Orgeneral Başbuğ’un, Orgeneral Büyükanıt’tan teslim alacağı törene davetliyiz. 30 Ağustos gecesi de Gazi Orduevi’nde 30 Ağustos Resepsiyonu ile yeni döneme girilmiş olacak. Komuta kademesinin yenilenmesiyle TSK’da, -söylediğim formülasyon çerçevesinde- bir paradigma değişikliğinden söz edebiliriz. Önemli bulduğumuz ve başka gelişmelerin habercisi saydığımız için konuyu gündemde tutuyoruz. “İlker Başbuğ’un astsubay açılımının” somut adımlarından birisi olarak, OYAK’ın bazı iştiraklerinin yönetim kurullarına astsubayların getirildiği haberini aldık. OYAK’a bağlı Bursa ve Adana çimento fabrikalarının denetim kurulu üyeliklerine iki astsubay atanmış. Demek ki “güçlü söylem etkili adımlarla beraber yürüyor.” Dün, yüzlerce astsubaydan mesaj geldi, çok mutluydular. Sevincini ifade edenlerden birisi 76 yaşındaki Ethem Güley, “bu bizleri onore eden bir devrimdir” diyordu. Yakın tehdit bölücü terör... Orgeneral Işık Koşaner’in iki gün üst üste yaptığı açıklamalar gerçekten birbirini tamamlayan ve içeriği ve teorik düzeyi yüksek konuşmalardı. Jandarma Genel Komutanlığı’ndaki törende konuşan, “bir giden paşa” değildi. Evet, Jandarma’dan ayrılıyordu ama Kara Kuvvetleri’nin başına geliyordu. Üstelik teamüller iki yıl sonrasında Genelkurmay Başkanlığı’na oturacağını gösteriyor. Ayrıca hatırlayalım: Koşaner geçen hafta Başbakan Erdoğan’la görüşmüştü. İşte bu isim, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakan’ın izlediği, televizyonların canlı yayınladığı bir törende Avrupa Birliği reformları kapsamındaki kimi düzenlemelerin güvenlik güçlerinin terörle mücadelede elini zayıflattığından yakındı. Koşaner somut birtakım isteklerde bulundu. Gerçekten önemli değil mi? Jandarma’daki açıklamalar “TSK’nın tehdit algılamasını ve önceliklerini ortaya koyması bakımından” kritikti. Gerek Işık Koşaner, gerekse Atila Işık törendeki konuşmalarında Atatürkçü düşünce sistemi ve Cumhuriyetin temel niteliklerine dair net vurgular yaptılar. Böylece TSK’nın değişmeyez görüş ve duruşunu sergilediler. Laiklik anlayışı açısından komutanlar arasındaki fark ancak nüans düzeyinde kalır. Başka spekülasyonlara şahsen hiç inanmam. Bununla birlikte, Jandarma’da laiklik çok ön plana çıkarılmadı. Bence, -şu anki havaya göre- ilerleyen günlerde bu konuda bir gerginlik yaşanmayacak. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu türban ve kapatma davalarındaki kararlar yeni bir durum yarattı, bir sınır çizgisi çekti. İktidar kanadı, bu anlamda yeni tartışma yaratacak adımlar atmayacağına dair her fırsatta güçlü mesajlar veriyor. O halde şu anda yakın tehdit anlamında öncelik bölücü terörle mücadeleye kaydırılıyor. Koşaner ve Işık Paşaların konuşmalarında dikkatimi çeken unsurlardan birisi de “diğer kuvvet komutanlıklarıyla yakın ilişki ve tam işbirliği, Emniyet Genel Müdürlüğü başta olmak üzere bütün güvenlik güçleriyle gerçek bir anlayış bütünlüğü içinde çalışma vurgusu” oldu. Bunu önemsedim. Kurum ve kuruluşların, sahip oldukları temel prensiplerin ve taşıdıkları hassasiyetlerin karşılıklı anlayışı ve kabulü temelinde devletin zirvesinde bir normalleşme dönemine giriyoruz. Kara Kuvvetleri’nde gördüklerimiz Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki törende Koşaner’in konuşmasını önceki açıklamasıyla tek bir metin gibi okumak mümkün. Bu kez küreselleşmenin yarattığı tehditler konusu ağırlıklı olarak işlenirken, ulus-devlet ve üniter yapı ile laik devlet sistemine dönük hassasiyetlere vurgu yapıldı. Çağımızda, dünya koşullarının zorladığı etnik kimlikçilik ve mikro milliyetçilik gibi konulara duyarlı olmamız gerektiğinin altını çizdiler. İlker Başbuğ’un, Genelkurmay İkinci Başkanı iken düzenlediği ‘Küreselleşme Sempozyumu’nun izlerini Koşaner’in konuşmasında görmek etkileyiciydi. Koşaner, dün laiklik ilkesinin altını çizme konusunda kararlıydı. “Türk Silahlı Kuvvetleri ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir” cümlesi önemliydi. Orgeneral Başbuğ ise konuşmasında iç güvenlik konusundaki kapsayıcı bakış açısını ifade etti. Burada terörle mücadele-terörizmle mücadele ayrımına dikkat çekerken, “atılması gereken adımlar için sağlık ve eğitim dahil” ifadesiyle “işsizlik faktörünü” gündeme taşıması kritikti. Tören sonrasındaki davette Hilmi Özkök ilgi odağıydı. TSK, komuta kademesinin şekillendiği devir-teslim haftasında iç ve dış güvenlik bakımından önemli gördüğü tutum ve düşüncelerini bir kez daha kamuoyuna anlatma fırsatı bulmuş oldu. AKŞAMBu makale toplam 873 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||