|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Adnan Faruk
Başbakan ve Çevresi
Başbakan Erdoğan’a ilişkin yapılan olumlu değerlendirmelerden birisinin de, “işi bilen, çalışkan ve yetenekli insanları bir araya getirip onlarla çalışması” olduğu söylenir. Yani; iyi bir ekip oluşturan, onlarla birlikte yola devam eden ve söyleyecek sözü olan herkesi dinleyen tutumunun başarısında belirleyici olduğu görüşü yaygındır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Başbakanlığı dönemlerinde ortaya çıkan başarılarda, bu çalışma yönteminin olumlu katkısının olduğu bilinir. Yönetici konumundaki kişilerin; çalışmayı seven, üretken, söyleyecek fikri ve projesi olan kişilerle çalışabilmesi ayrı bir yetenektir. Aslında önemli bir ayrıcalık olarak ortaya çıkan bu tutum, savunulan düşüncenin sürekliliği, başarılı olması ve rasyonel bir siyasal geleneğin oluşması açısından da önemlidir. AK Parti iktidarında da bu tutumunu sürdüren Başbakan ile çevresi arasında büyük farklılıkların olduğu gözlenmektedir. Başbakanın aksine çevresinin, Ankara bürokrasisinin belirgin özellikleri olan; “tek adam olma özlemi”, “her şeyi ben kontrol edeyim”, “başkalarının iktidar gücünü etkileyebilecek yakınlığa girmesini engelleme” ve “düşünce hırsızlığı üzerinden yerini sağlamlaştırma” türü bir anlayışın içinde oldukları açıkça görülmektedir. Kendileri dışında farklı birisinin ortaya çıkmasını sınırlayan, hatta engelleyen ve “Ankara bürokrasisinin” temel karakteristiklerini içselleştirmiş olan kişilerin bu tutumları; Erdoğan’ın, AK Parti üzerinden oluşturmaya çalıştığı siyasal düşüncenin olgunlaşması, devlette demokratik bir dönüşümün sağlanması ve bunun rasyonel bir zeminde kurumsallaşmasının önündeki problemlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır. Başbakanın çevresine egemen olan bu tutum, iktidardaki çelişkiyi dışa vurmanın yanı sıra, ülkemizin yaşadığı birçok sorunun çözümsüzlüğüne de neden olmaktadır. Bu tutum; bakanlar, parti yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları, il yöneticileri, danışmanlar, AK Parti iktidarının birlikte çalıştığı bürokratlar ve iktidara düşünsel destek veren çevrelere kadar geniş bir kesime nüfuz etmiş durumdadır. Bu kişilerin büyük bir çoğunluğu; kurdukları ilişki ağını gizlemeye, ilişkilerine (gerçekte olmayan) “derin” bir boyut kazandırmaya, birlikte çalışacakları kişileri “cemaat ve/veya grup” özellikleri üzerinden değerlendirmeye, düşünsel konuları “liberal” kesimlere havale etmeye ve “akçeli” işlerin yürütülmesi konusunda ise farklı kişilikler ile çalışmaya büyük bir özen göstermektedirler! Bu tutumu, “bireylerin tercihi” şeklinde değerlendirmek mümkün olabilir. Ancak millete sunulan; Türk siyasal sisteminde rasyonel bir siyaset geleneği oluşturma ve devlette demokratik bir dönüşümü gerçekleştirme perspektifi dikkate alındığında, bireysel tercihlerin yönetim anlayışına egemen olmasını anlamak ve anlayışla karşılamak güçleşmektedir. Siyasetin; siyaset içi ve siyaset dışı müdahaleler nedeniyle kurumsallaşamadığı ülkemizde, ülke yönetiminde iz bırakmalarına rağmen, rasyonel, şeffaf ve katılımcı bir siyaset oluşturamamış partilerin karşılaştığı sonun ne olduğu, açıkça bilinmektedir. Gücün, iktidarın, iktidar nimetlerini yüceltmenin, bu nimetleri kalıcı nimetler sanmanın ve farklılıkları sınırlandırmanın ne tür sonuçlar doğurduğunu merak edenler, ANAP’in siyasal serüvenünü inceleyebilirler. Sonuç olarak; AK Parti, sanılanın çok ötesinde, büyük ve dünya siyasal sistemi için önem taşıyan bir ülke olan Türkiye’yi yönetmektedir… Türkiye’nin çözüm bekleyen, yüzlerce sorun bulunmaktadır… Ve bu sorunların çözümü için söyleyecek fikri olan herkesin katkısına ihtiyaç vardır… Süreç bu çerçevede ve ülkemizin içinde bulunduğu koşullar dikkate alınarak değerlendirildiğinde; oturdukları koltukları başkalarına kaptırma korkusuyla yaşayan ve bu korkudan uzak durabilmek için bürokratik geleneğin kurallarına sarılan insanların, ülkemizin sorunlarının çözümüne katkı sunmaları mümkün değildir. Bu nedenle; yerel seçimlerin yaklaştığı bu dönemde AK Partinin, kendine nüfuz etmiş olan bu ve benzeri olumsuz tutumları gözden geçirmesi, muhalefetin olmadığı ülkemizde (!), ülkenin geleceği açısından, büyük bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. farukadnan@gmail.com Bu makale toplam 3977 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||