|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Ali Bulaç
'Yeni Dünya Düzeni' çabuk eskidi
Cümlede bir belirsizlik var. "Biz" kim oluyor? ABD mi, NATO ülkeleri mi? Doğu Avrupa ve Balkanlar'dan bugün için bir tehdit söz konusu değil. Belli ki asıl hedefte İran ve Rusya var. Hangisi daha öncelikli sorusunun cevabı net değil; İran da olabilir, Rusya da. Bugüne kadar İran, Bush'un ilan ettiği "şer ekseni" içinde yer alan üç ülkeden biri. Diğerleri Suriye ve Kuzey Kore idi. Kuzey Kore "şimdilik kaydıyla" gündemden düşmüş gibi. Suriye neredeyse Türkiye'nin büyük performans göstererek yapmaya çalıştığı arabuluculuk sonucunda İsrail ile bir anlaşma imzalamak üzereydi ki, Kafkasya'da kriz patlak verdi. Demek oluyor ki, Suriye yeni kompozisyonda kendine yeni bir yer ve konum belirleme durumunda kalabilir. Rusya'nın tam da krizin patlak verdiği günlerde Beşşar Esad'ı Moskova'da ağırlaması elbette tesadüfi değil. Rusya ayrıca, 1990'lardan bu yana pek ihmal ettiği Arap ülkelerine de gülücükler dağıtıyor. Soğuk Savaş'ın sona ermesi çok şeyi değiştirdi. Arap dünyası büsbütün savunmasız ve çaresiz kaldı. Amerika, İngiltere ve İsrail istedikleri gibi cirit attılar. Afganistan'ın bu hale düşmesinde Sovyet Rusya'nın günahı çok büyük, ama yine de Sovyetler olsaydı Amerika ve NATO bu ülkeye bu kadar rahat giremeyecekti. Irak'ın başına gelenler ortada. İşgal, acımasızca yüz binlerce Müslüman'ın hayatına mal oldu. Milyonlarca insan ya ülke dışına göç etti veya kendi toprakları üzerinde göçmen durumuna düştü. Bütün bunlar olurken, Rusya'nın kılı kıpırdamadı. Hatta 11 Eylül saldırısından sonra, "terörle mücadele"de Amerika'nın yanında yer aldığını ilan etti. Rusya'nın bu tavrının sebebi, sadece yeniden güç kazanıp toparlanıncaya kadar "zaman kazanmak" değildi elbette; "acaba Amerika ile bölge üzerinde ortak bir hegemonya kurmak mümkün mü" sorusunu test etmek istedi. Rusya bu beklentisinde yanıldığını çok geçmeden anladı. Batı, sınırsız kazanç hırsıyla ve yeryüzünün tamamını hegemonyası altına alma dürtüsüyle hareket ediyor. Kimseyle paylaşmıyor, elinde bulundurduğu zenginliği, dünya nüfusunun yüzde 80'inin yoksul ve baskı altında tutulmasıyla sağlıyor. Küreselleşme ideolojisinin bilmediği tek kelime adalet! Rusya bu gerçeği tecrübe ile anladı. Bir anda baktı ki, İran hedef tahtasına yerleştirilirken, aslında kendisi köşeye sıkıştırılıyor, Batı'dan ve Güney'den kuşatma altına alınıyor. Radar sistemleri, füze savunma rampaları, dün nüfuz sahası içindeki ülkelerin NATO'ya alınıp kendisine karşı konumlandırılmaları vs. Her yerde parmağı olan İsrail, bir anda Gürcistan'da da ortaya çıktı. Saakaşvili gibi hoşgörüsüz liberal Hıristiyan ve aşırı milliyetçi lidere askerî yardımlarda bulunuyor, Gürcü ordusunu eğitiyor. Ne alaka, diye sormaya gerek yok. Çünkü hemen yanı başında İran ve Rusya var. Kafkasya'da baş gösteren kriz, 1990 sonrası kurulmasına çalışılan yeni düzenin ne kadar kırılgan olduğunu dramatik bir biçimde ortaya koymuş oldu. Hatırlayalım, o günlerde Baba Bush, 'Amerika 100 yıl sürecek yeni bir dünya düzeni kuracak' diyordu. Bazen uluslararası kuramlar, stratejik teoriler insanın dizginlemez arzuları, hükmetme dürtüleri ölçeğinde sınırsız ve kontrolsüz olabiliyor. Yeni Dünya Düzeni de, gerçekçi ve akılcı bir temelden yoksun olarak; sömürme, hegemonya kurma ve istila etme tutkularının bir sonucu olarak formüle edilmişti, diğer bütün arzular gibi geçici oldu. Deneysel olarak tek kutupluluğun mümkün olmadığı anlaşıldı. Şimdi oturup birçok şeyi yeniden düşünmenin zamanıdır. NOT: Geçen yazımda Ahmedinejad'ın cuma namazı kıldığı Sultanahmet'te tekbir getiren cemaatin Emrullah Hoca tarafından uyarıldığını yazmıştım. Uyarıyı yapan imam hatibin bir başkası olduğunu öğrendim. Gazete haberinden hareketle sebep olduğum yanlıştan dolayı hem Emrullah Hoca'dan hem okurlarımdan özür dilerim. Bu makale toplam 214 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||