|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Yasemin Çongar
Erdoğan’ın Kafkas planı Erivan’sız yürümez
Üstelik fuzuli de gelmez bana, abes de. İlla ki cesaret gerektirmesine, imkânsızı reddeden inadına saygı duyarım. Yenilgiyi göze alan, kaybetmekten gocunmayan özgüvenine özenirim. Hayır, gülüp geçmem göle maya çalana; “gerçekçi değil” deyip omuz silkmem. “Yatutarsacılığı” evet biraz delice ve evet epey zekice bulurum. “Yeni”nin mimarlarının “ya tutarsa” diyebilenler olduğuna inanırım çünkü. *** Başbakan Erdoğan’ın Moskova ve Tiflis’e götürdüğü “Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Projesi” teklifi, tam bir “ya tutarsa” egzersizi... Gerçekçi olup olmadığına, altyapısının sağlam kurulup kurulmadığına bakarak kolayca eleştirilebilecek bir girişim. “İçi boş” bulunabilir; “tutmaz” denebilir; “lafta kalmaya mahkûm” sayılabilir. Erdoğan’ın “rol çalma çabasında” olduğu söylenebilir. Bütün bu eleştirilerde doğruluk payı da olabilir... Ama bence bunlar, Ankara’nın teklifinin önemini azaltmıyor. Erdoğan’ın Rusya ve Gürcistan liderlerine sunduğu, önümüzdeki hafta Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na da anlatacağı Kafkas planının ham ve uçucu görünmesini, nihai bir zaaf saymıyorum. Tek başına, “ya bu teklif üzerinden bölgede yeni ve çok taraflı bir konuşma başlarsa” diyebilmenin bile, Ankara’nın teklifini büsbütün fuzuli olmaktan çıkardığını, hatta epey zekice kıldığını düşünüyorum. *** “Ya tutarsa” zihniyetine değer vermek, mayanın tutması için gerekeni yapmanın önemini gözardı etmeyi gerektirmiyor. Tam tersine... “Ya tutarsa” diye atılan muzip ve delice adımların gerisini getirmenin yolu zekice bir fikri takipten geçiyor. Başbakan Erdoğan’ın, birbirinden sadece siyaseten değil şahsen de nefret eden, içlerinden “büyük” olanı “küçük” olanı devirmeye karar vermiş, askerleri gibi temsil ettikleri çıkarlar da çatışan iki lidere götürdüğü teklifin havada kalmaması için de buna ihtiyaç var. Erdoğan, önceki akşam Moskova’da Rusya Başbakanı Putin’e, ardından dün Tiflis’te Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili’ye sunduğu, haftaya da Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’e anlatmaya hazırlandığı projenin kaderinin bu fikri takibe bağlı olduğunu görmeli. Kulağa hoş ama ilk anda pek çok kişiye de “içi boş” gelen bu projenin Putin ve Saakaşvili’den prensipte “olumlu” tepki alması bir başlangıç. “Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Projesi,” Başbakan’ın Tiflis’teki sözleriyle özetlersem, “bölgede barışı egemen kılmanın yollarını açacak bir platform” olarak tarif ediliyor ve Putin ile Saakaşvili’nin bu tarife itiraz etmemesi, bu tarif çevresinde yeni bir konuşma başlatmayı benimsemesi bile önemli. Bundan sonraki adım, Kafkasya’da istikrardan, işbirliğinden, barıştan söz edince akla gelen bütün tarafları, ama bütün tarafları, bu tarif çevresinde ortak bir platformda yer almaya ikna etmek olmalı. Dolayısıyla, Ankara’nın yolu Erivan’a çıkıyor. *** Erdoğan’ın Kafkas planının tutması için, bu planın Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine dönük adımlarla desteklenmesi şart. Bunun için zemin ve zaman elverişli. Ankara’dan edindiğim izlenim, Cumhurbaşkanı Gül’ün 2010 Dünya Kupası eleme grubundaki Ermenistan-Türkiye maçını izlemek için 6 eylülde Erivan’a gideceği yönünde. Ermenistan’ın maç için Erivan’a gidecek Türk vatandaşlarına 1-6 eylül arasında vize uygulamayacak olması da hem Gül’ün ziyaret kararını kolaylaştırmaya hem de ziyaretin ortamını iyileştirmeye dönük önemli bir jest. Ben Erdoğan’ın ve yakın çevresinin, “Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Projesi”ni ortaya atarken, Ermenistan’ın da bunda yer alması gerektiğini bildiğini, hatta projeyi biraz da “ya Erivan’la normalleşmenin yolunu açarsa” diye düşünerek şekillendirdiğini düşünüyorum. Bu düşüncem doğruysa, Erdoğan gelecek hafta Bakü’ye Türk dış politika kararları üzerindeki fiili Azeri blokajını kırmaya kararlı bir lider olarak gidecektir. Putin ve Saakaşvili’ye ilettiği “yatutarsacı” teklifi Aliyev’e de sunarken, Kafkasya’nın kuzeyinde de, güneyinde de, Osetya’da olduğu gibi Karabağ’da da sorunların çözümü için yeni ve bölgesel bir konuşma başlatmanın önemini vurgulayacaktır. Bu konuşmanın anlamlı olabilmesi için, Ankara-Erivan arasındaki sınırlı diyalogun yerini düzenli diplomatik bağların alması şart. Erivan’daki futbol maçı, normalleşmenin başlama düdüğünü çalmak için de bir fırsat. Türkiye bunun önündeki Azeri engelini aşmalı. Ermenistan’la mevcut bütün sorunların halli de, Dağlık Karabağ’da hakkaniyetli bir çözüm yönünde Ankara’nın ağırlık koyabilmesinin yolu da buradan geçiyor. Kafkaslar’da barış gibi iddialı bir projeyi “ya tutarsa” diye ortaya sürebilen özgüven, Erivan’a doğru kararlı bir adımı da attırabilmeli. Erdoğan bölgede “yeni”nin mimarı olmak istiyorsa eğer, bunu yapmak zorunda. TarafBu makale toplam 4 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||