|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Adnan Faruk
Piyon PKK ve Biz
İstanbul Güngören’deki bombalı saldırı, Bakü Ceyhan petrol boru hattına yönelik saldırı ve en son olarak da Erzincan Kemah’ta, askerlerimize karşı kurulan mayınlı tuzak üzerine, PKK’nın Rusya tarafından kullanıldığına ilişkin yazılar yazıldı. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki; terör örgütlerinin tümü, dünya devletlerin verdiği destek oranında varlıklılarını sürdürmektedirler. Zaten de bunun aksi mümkün değildir. PKK da, farklı devletler ve farklı istihbarat örgütlerince desteklenen ve yeri geldiğince kendi ulusal çıkarları için kullanılan bir terör örgütüdür. Bu konuda, herhangi bir kafa karışıklığı yok. İşte son günlerde Kafkaslarda yaşanan Gürcistan - Rusya savaş üzerine Rusya’nın, PKK piyonunu bize karşı sahneye sürdüğünü söylemek yanlış olmaz. Herhangi bir ülkenin başka bir ülkeye karşı terör örgütlerini kullanmasını haklı gösterecek hiçbir gerekçe kabul edilemez. Bununla birlikte, “iyi ilişkiler” içinde olduğumuz ifade edilen Rusya’nın, Türkiye’ye karşı terör saldırılarını desteklemesi de kabul edilemez. Türkiye’nin, NATO üyesi bir ülke olarak, SSCB’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan kimi devletlere askeri eğitim ve malzeme desteği vermesi, Türkiye’ye yönelik terör saldırılarının gerekçesi olarak değerlendirilemez. Türkiye’nin askeri eğitim desteğini alan ve ABD - NATO ile kurduğu ilişkiler üzerinden Rusya’ya efelenen Gürcistan, karşısındaki kişinin, Rusya’ya ruhunu ve kişiliğini veren, ulusal çıkarı için her türlü gücü kullanma konusunda tereddüt göstermeyen Putin’in olduğunu unuttu! Bu tavrıyla Gürcistan, hem kendini ateşin içine attı, hem de bizim başımızdaki belayı azdırdı. İşte tam da bu noktada, PKK terör örgütü üzerine, yeniden düşünmemiz gerekiyor. Sahiden; yabancı devletlerin ve istihbarat örgütlerinin kullandığı, hatta kuruluşunda “bizim istihbarat örgütümüzün de katkısının olduğu” dillendirilen PKK terör örgütünü neden bitiremiyoruz? Bırakın bitirmeyi, neden kontrol altına dahi alamıyoruz? Neden terör sorununu yönetilebilir bir noktada tutamıyoruz? Sahi neden? Hadi, birlikte düşünelim; 24 yılı aşan bir terörle mücadele… Teröre kurban verilen onbinlerce insanımız… Terör örgütünün toplumsal zemin bulmasına katkı sağlayan uygulamalar… PKK terör örgütü, örgütün yürüttüğü silahlı saldırılar ve devlet tarafından uygulanan yanlış politikalar üzerinden üretilen etnik kimlik sorunu… Vatandaşlarımız arasına sokulan nifak tohumları… Konuşulmayan, tartışılmayan ve dünyadaki gelişmeleri gözeterek yenilenmediği izlenen terörle mücadele konsepti… Saldırıdan saldırıya aklımıza gelen, “bu iş artık bitmeli” sözleri… Ve bunlara benzer onlarca cümle sıralayabiliriz. Asıl soru şu; dünya da bizden başka hangi ülke, teröre karşı verdiği bunca mücadeleden sonra, terör örgütüne ilişkin değerlendirmeyi, “yabancı ülkelerin piyonu” ve “iç düşman” tezleri üzerinden yapmayı sürdürür? Peki bu, tutarlı bir değerlendirme olarak kabul edilir mi? Bu tür bir değerlendirme, iki bin yılı aşan geleneğe sahip olduğunu ifade eden bir orduya, yakışan bir değerlendirmemidir? Bakın terör örgütü PKK, bu süreçte onlarca kez, taktik değiştirdi. Şuan dahi, örgüt merkezinden bağımsız hareket etme ve toplumsal gerginliği tetiklemeye yönelik eylemler yapma özelliğine sahip, “Devrimci Karargah Birliği” diye ifade edilen, ayrı bir örgütlenmeye gidildiği belirtiliyor. Son eylemlerin de bu yapı tarafından gerçekleştirdiği söyleniyor. Sonuç olarak; PKK terör örgütü ve örgütün neden olduğu terör saldırıları, yeni bir perspektif ile değerlendirilmeli ve en azından yönetilebilir bir noktaya geriletilmelidir. Bunu yapmayı başaramazsak, daha çok ülke bize karşı, PKK ve PKK benzer onlarca piyon üretir ve kullanır. Piyonlarla uğraşmaya razımıyız? farukadnan@gmail.com Bu makale toplam 4001 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||