|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Ekrem Eraslan
Başörtüsü, Ergenekon, Kapatma davası, YAŞ...
Bu yaz oldukça hızlı bir gündemle geçti-geçiyor. Yaz sıcaklığı, ekonomik sıkıntılar, kuraklık bile gündem de yer alamadı. Şok dalgaları ile birlikte şaşkınlıklar daha da büyüyor. Her an, her şeyin yaşanabileceği bir ülke olduğumuz kanaati iyice yerleşti. Artık, ne olsa kanıksamayacak bir hale geldik. * * * Başörtüsü sorununun net bir şekilde çözülmesi beklenirken, kördüğüm oldu ve rafa kaldırıldı. Artık kimse konuşmak ya da bir şeyler yapmak enerjisini kendisinde bulamıyor. Uzun bir zamanın geçmesini beklemek düşüncesi herkesin dilinde olmasa da aklında var. Garip bir şekilde zamanın sessizce bu konuyu halledeceği inancı, bu kararla birlikte daha da yerleşik bir hal aldı. Böyle olunca da sabır dağlarının eteklerinde diz çöküp beklemeye devam edilecek… * * * Ergenekon yılların masalımsı bir konusu olmakla beraber bir yıldır elle tutulur gözle görülür bir hal almıştır. Özelliklede son operasyonlarda yüksek rütbeli birçok emekli askerin gözaltına alınıp tutuklanması, bu konuda ciddi bir direnç noktasının kırıldığının ve devlet işleyişinde yeni bir eksen oluştuğunun işareti olmuştur. Burada iki önemli yanılsama var. Bunlardan birincisi ve genelde TSK hakkında negatif önyargıları olan muhafazakâr kesimlerin düşündüğü gibi, bu operasyonlar karizmatik başbakan ve güçlü hükümetin komuta kademelerine rağmen yaptığı bir operasyon değildir. Bu operasyonlar tam bir işbirliği içerisinde yapılmıştır. Ortak hedef edinilmiş olan iki önemli kurum işbirliği yaparak bu tehlikeyi bertaraf etmişlerdir. Diğer bir yanılgı ise; bu sürecin darbelerin önünü kapattığı ve demokrasiyi güçlendirdiği düşüncesidir. Bu yaşanan süreç cuntacılığın ve cunta üzerinden darbe yapmanın önünü kesmiştir. Kısaca; Türkiye’de cunta kurmak ve cunta marifetiyle darbe yapmak zorlaşmış olmakla beraber, TSK’nın, komuta kademelerinin hiyerarşisi içinde darbe yapma gelenek ve imtiyazına halel getirecek herhangi bir girişim veya düzenleme söz konusu değildir.ABD izin verdiği veya desteklediği için darbe yapanlarla ABD desteklemediği için veya izin vermediği için darbe yapamayanlar hukuk ve halkın karşısında hesap vermedikçe darbelerin bittiğine ve demokrasinin sarsılmaz bir şekilde yerleştiğine inanmak pek mümkün değildir. Ergenekon konusunda her şeyi altına alan çatıyı burada zikretmemek mümkün değildir. Ülkemizde, devlette tabanı olmayan İslamcılık ve sosyalist solla özdeşleşmiş ABD karşıtlığı ve antiemperyalist söylemin, devlette çeşitli derinlikleri olan ve şimdiye kadar yaptıkları yaramazlıklara göz yumulan ulusalcı organizasyon eliyle yeni bir yaramazlıkla küçük bir ihtimalde olsa iktidar olmasının önüne geçilmiştir. Kısaca; antidemokratik yollardan iktidardan uzaklaştırılmak istenen Akparti bundan memnundur. Ordu hiyerarşisini bozacak cunta organizasyonlarının hedefi olan-olabilecek komutanlar bundan memnundur. “Derin Devlet” korku ve efsaneleriyle yaşayan her türlü bilinmezliğin ve çirkinliğin kaynağı bilinen olayların müsebbibinin bulunmasından (ya da iddia edilmesinden) halkımız memnundur. Unutmadan… Tabi ki büyük patronda bundan çok memnun!!! * * * Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle, süreci başlayan kapatma davası nihayet sonuçlandı. Ekonomik ve siyasal manada güven ortamı da devletin tepesinde esen uyum rüzgârlarıyla yeniden oluşturulmakta. Şüphesiz ki Anayasa Mahkemesi memleket için en doğru kararı vermiştir. Hatta karar açıklanırken mahkeme başkanı siyasilere bir güzel nasihat etmekten de geri kalmamıştır. Kapatılmaya kesin gözü ile bakılırken, partinin kapatılmaması olumlu bir sürpriz olmuştur. Mahkemenin kararı kadar önemli bir hususta dikkat çekmektedir. O da, Türkiye’de işleyen bir devlet aklının ve kararının ortaya konulmuş olmasıdır. Hiç kimse sanmasın ki, bu bir anda kaldırılan parmaklarla ortaya çıkmış bir karardır. Bu karar, memleketin ahvalini her şeyin üzerinde tutan ortak bir devlet kararıdır. Önümüzde ki günlerde başbakanın, gerek parti yönetimi gerek hükümette gerekse bazı söylem ve tavırlarında bunun izlerini net bir şekilde görmek mümkün olacaktır. * * * YAŞ’ta ilk kez ihraç kararı çıkmadı. Yani bir nevi ilk kez yargısız infaz yapılmadı. Ana Muhalefet Partisi CHP buna çok üzüldü ve kızdı. Mutsuzluğundan dolayı genelkurmayı ikinci kez hedef aldı. Garabetteki derinlik karşısında söylenebilecek pek bir şey olmamakla beraber, CHP ile vücut bulan modern gericiliğe rağmen YAŞ kararları da ülkede yeni oluşan eksene uygun gidişatta önemli bir köşe taşı olmuştur. Yaş kararları konusunda her seferinde yeni bir beklenti ve gerilimin oluşmaması için yapılacak demokratik açılımlar çerçevesinde yargı yolu mutlaka açılmalıdır. Yinede unutmamalı… “Birkaç çiçekle bahar gelmez” Bu makale toplam 1597 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||