|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Adnan Faruk
Vatanseverlik ve Siyaset Bu mu?
Yakın tarihimize ilişkin ortaya çıkan her yeni bilgi ve belge, “vatanseverlik ve vatanseverlik üzerinden geliştirilen siyaset bu mu?”, sorusunu sormamıza neden oluyor. Ülkenin ve milletin geleceği adına kimlerin ne tür ilişkiler içinde olduğunu okumak, geleceğe ilişkin kaygılarımızı yeniliyor. Kendilerini “vatansever” sanan, millete ve milletin tercihlerine rağmen “durumdan vazife çıkarmayı” görev kabul eden bir sürü insanın, kirli işleri deşifre oluyor. Son yıllarda olan biten, demokrasi dışı süreçlerin parçası olan ve şuan kırmızı bültenle aranan bir paşa, Cem Uzan ile yaptığı görüşmede, siyasi bir lidere akıl vermeyi, güvenlik görevi olarak kabul edebiliyor! Varlığı, milletin tercihi ile anlam bulması gereken Uzan ise “Paşam paletleri bir çalıştırsanız aslında…” Önerisinde bulunabiliyor. “Durumdan vazife çıkaran” ordu görevlilerinin, siyasetçilerin, işadamlarının ve gazetecilerin oluşturduğu “darbe hazırlık çalışmalarına” ilişkin günlüklerden sonra ortaya çıkan yeni bilgiler daha da vahim. Bu bilgiler; atanmış bürokrasinin, millete ve milletin tercihlerine rağmen, ülkeyi yönetmek için ne tür oyunlar kurduklarını ortaya koymaktadır. Şimdi şu diyaloglara bir bakın; “Önümüzdeki 1-1.5 sene içinde çok radikal kararlar almak veya kadere razı olmak mecburiyetindeyiz. Bu hükümetten halkın ümidinin kalmaması lazımdır. Medya patronları denetim altına alınmalıdır.” “Amaç devleti ele geçirmektir. Her türlü sertlik ile mücadele edelim. Taviz vermeyelim. İyi basına ihtiyacımız var.” “Başbakan ile özel görüşmelerde hakaret etmek lazımdır. YÖK Başkanı, İstanbul Üniversitesi Rektörü gibi laik kesimin önde gelenleri ziyaret edilmelidir.” “Yapılmasını istediğimiz konular MGK'da gündeme getirilmemeli, Başbakan Genelkurmay Karargahına davet edilerek görüşme yapılmalıdır. Emekli general ve amirallerin TSK’leri ve ülke güvenliği konularında TSK adına fikir belirtmelerinin önüne geçilmelidir.” “Kamusal alanda türbana müsaade edilmemesi, YAŞ kararlarının yargıya açılması gibi konularda kesinlikle taviz verilmemelidir” Bu ifadeler kimin diye merak mı ettiniz? Bu ifadeler ve öneriler, bir kısım üst düzey komutanlarının 15-16 Temmuz 2003 tarihinde yaptıkları, “ülke sorunlarıyla ilgili” değerlendirme toplantısında tutulan notlardan alınmış. Yani, devletin ve milletin güvenliğini korumak ile sorumlu olan kişilerin ifadeleri! AK Parti iktidarı ile birlikte ortaya çıkan rahatsızlığın temel nedeninin, ABD’nin Türkiye’de ‘partner’ olarak siyasi iktidarı tercih etmesinin yattığını defalarca yazmıştık. Ortaya çıkan belgelerden biri bunu doğrulamaktadır. ABD’li neocomlarla ilişkisi olan ve “Taksimde bomba patlatma, Anayasa Mahkemesinin eski başkanına suikast girişimi” gibi senaryoların tartışıldığı toplantı ile ismi gündeme gelen Zeyno Baran’a, “ABD’nin AKP’yi desteklemekten vazgeçirilip, Kemalizm’e nasıl ikna edileceği” konusunda rapor hazırlattırılmış. ‘Özel Rapor’ başlığıyla sunulan belgede, “Pentagon, Beyaz Saray ve Dış İşleri Bakanlığı dahil, Amerikan yönetiminin tümü Türkiye’nin demokratik açıdan önünün açılması ve Avrupa Birliği’ne girmesi için genel olarak; askerin etkisinin azaltılması ve Kemalizm’e karşı çıkılması açısından AKP hükümetinin desteklenmesini bir politika olarak kabul etmiş durumdadır” tespiti yapılmıştır. Aynı raporda, AK Partiye ve Türkiye’ye ilişkin bu tespitlerden sonra, ilgililere şu tavsiyelerde bulunuluyor; “Kemalizm’in anlatılması ve ılımlı İslam modelinin taşıdığı riskler konusunda yaşanmış tecrübeler ve bilgilerin paylaşımı suretiyle Amerikan tarafı ikna edilebilir. Bu faaliyetler emekli veya muvazzaf askerler, büyükelçilerden oluşacak bir grupla, sivil toplum kuruluşlarından sağlanabilecek maddi destekle yürütülebilir.” İşte; “AKP’yı bırak benimle iş tut” isteğinin somut ifadesi… Ortaya çıkan tüm bilgilerden sonra sorulacak soru şu; “vatanseverlik ve vatanseverlik üzerinden geliştirilen siyaset bu mu?” Bu ise biz yokuz. Millet; açık, şeffaf, demokrat, sosyal devlet özelliklerini önceleyen ve vatandaşına karşı laik bir tutum sergileyen siyasetsen yanadır. Hoşumuza gitse de, gitmese de AK Parti, demokratik süreçlerin sonucu olarak, milletin oyu ile iktidara gelmiştir. Hem de, kendilerini devletin yerine koyan kesimlerin; 367 dayatmasına ve ‘gece yarısı’ bildirisine rağmen, ikinci kez iktidara taşınmıştır. Sözün kısası; yaşadığımız bu günleri, olabildiğince iyi değerlendirmek zorundayız. Devletin içine çöreklenmiş olan çetecileri, devletten aldığı gücü kullanarak düşüncesini millete dayatmaya çalışanları, kendi hırsları adına milletin değerleriyle kavga etmeye soyunanları ve varlıklarının anlamlı olabilmesi için ‘kaos’ çıkarmak isteyenleri deşifre etmek ve hukukun karşısına çıkarmak zorundayız. Ne dersiniz? farukadnan@gmail.com Bu makale toplam 3569 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||