-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Milay Köktürk
Milay Köktürk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
İstifa şovu ve “profesörün oyu” sorunu

Yeni rektörler atandı, ortalık neredeyse ayağa kalmış gibi gösterildi. İstifa haberleri güya “kamuoyunu sarstı”.

Ne mi oldu? Hiçbir şey olmadı… Kimse kelimenin gerçek manasında istifa etmedi. Yani kimse üniversitedeki o fildişi kulesini, o sığınağını terk etmedi. Sadece idari görevlerinden ayrıldı o kadar. Zaten yeni rektörün göreve başlamasıyla, idari kademedekiler nezaketen istifalarını sunarlar. Bu, genel bir teamüldür.

Basın, bu teamülü bile, Cumhurbaşkanlığı makamını yıpratmak için kullandı. Tabii istifa edenler de şov yaptılar. Bu şovun tek nedeni, sahip oldukları makamın ayrıcalıklılıklarını kaybetmekten başka hiçbir şey değildir.

Şayet mevcut durumdan, gerçekten vatan-millet uğruna rahatsızlık duyuyorlarsa, öğretim üyeliğinden istifa edip halka karışsalardı ya! Hem de kitleler halinde… İşte o zaman üniversiteler gerçekten sarsılırdı. Fakat bunlar istifa edip üniversite kürsülerini terk etmezler. Bilirler ki, o zaman kimse onlara dönüp bakmayacak. Onlar da sadece dekanlıktan, başhekimlikten filan ayrılırlar. Bunu da büyük bir olaymış gibi kamuoyuna duyururlar.

İdari görevlerin anlamı nedir?

Dekanlık veya diğer idari görevlere gelmenin veya ayrılmanın çok da ehemmiyeti yoktur. İşler yürür. İş, akademik çalışmaların ve eğitim faaliyetinin sürdürülmesidir; onu da dekan veya diğer idari kademedekiler değil, doğrudan hocalar yürütür. Dekan X değil de Y olmuş, ne fark eder? Hiçbir şey. Sadece yetkin olan, kurumu biraz daha güzelleştirebilir; o da uzun zaman zarfında, o kadar.

***

Bu satırların yazarı, rektörlük seçimlerinin tam demokrasi esasıyla, salt çoğunluk ilkesine göre, iki turlu yapılmasını savunmaktadır. Bu konuda 2003 yılında öğretim üyelerinden teklif istendiğinde, bu fikrine uygun teklifi de vermiştir.

Biz bugüne bakalım…

Mevcut uygulamada, hocalar asla tam demokratik seçim yapamazlar. Hocalar, profesöründen yardımcı doçentine kadar, sadece “kimin rektör olamayacağını” belirler. Mesela 10 kişi aday olmuşsa, en yüksek oyu alan 6 kişi YÖK’e bildirilir. Yani rektör 4 kişi elenir, rektör olamayacakları tescil edilir. Hocaların rektörlük seçimlerindeki irade beyanı bundan ibarettir. 6 kişiden 3’ünü YÖK eler, geri kalan 3 kişiden 2’sini Cumhurbaşkanı eleyip bir kişiyi rektör atar. Yasa böyledir.

Bunun pratikteki anlamı şudur: Profesörler, akademisyenler, yani memleketin en seçkin insanları diye tanımlanan bu kişiler, kendi iradelerini tam olarak tecelli ettirecek bir seçim yapma hakkından mahrumdur….

Son atamalarda ortalığa dökülüp demokrasi nutukları atan bu aydınların (!) önce bu sorunu dile getirmeleri gerekirdi! Entelektüellik bunu gerektirirdi. Ama onlar, kendi ayrıcalıklılıklarını kaybetmekten doğan öfkeleriyle ortalığa döküldüler.

Birçok kişi de dile getirdi; önceki yıllarda da oy esasına bağlı atanma olmazdı, bugün ortalığı birbirine katan bu insanların hiçbirinin o zamanlar sesi çıkmazdı…

***

Demek ki “profesörün oyu”nun daha isabetli olduğuna ilişkin tez geçerli değildir. Daha önemlisi, profesör oyu -ki bu kavramı mecazi anlamda kullanıyoruz, aslında kastettiğimiz, genel olarak akademisyen oyudur- çok hazin bir gerçeği dile getirmiştir son seçimlerde…

Nasıl mı? Hanedanlığı onaylayan insanlar kitlesinin varlığını… Eski rektör yasal engel dolayısıyla aday olamıyor; yerine eşini gösteriyor. Ve o üniversitedeki yüzlerce akademisyen, bu hanedanlık zihniyetine oy veriyor. Bu, ne kadar trajik, hatta rezalet bir durum!

Hanedanlığa onay veren bir zihniyet ilkel bir zihniyettir. Bir kulluk zihniyetidir; kula kulluk, başka hiçbir şey değil. Hanedanın müennes kanadına verilen bu oyun açıklaması, siyasal görüş olamaz. Acaba o üniversitelerde, aynı siyasal görüşü paylaşan daha yetkin bir akademisyen yok muydu da, o sevgili meslektaşlarım hanedan üyesine oy verdi?

Ne kadar yazık!

Bu makale toplam 1054 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.3480, Satış 1.3680; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.8300, Satış 1.8570
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi