Haber10 Arama
  SON HABERLER
İsmail Küçükkaya
İsmail Küçükkaya
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Gül-Erdoğan yer değiştirir mi?

Siyaset kulisleri dün en çok, “Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan yer değiştirir mi?” sorusunu tartıştı. Bence “pozisyonlarını” kesin değiştirirler hem de Gül’ün görev süresinin dolacağı 2012 veya 2014’te...

Kapatma davasından hemen sonra Başbakan Erdoğan’ın İstanbul’da yakın arkadaşlarıyla buluştuğu akşam yemeğinden dışarıya, “Erdoğan siyaseten yasaklanırsa, o süre boyunca, Anadolu’yu dolaşacak, adeta sivil toplum lideri gibi karış karış bütün illeri gezecek” bilgisi sızmıştı. Olası bir siyasi yasağın süresinin beş yıl olduğu, Cumhurbaşkanlarının da artık beşer yıllığına iki kez seçilebileceği düşünülünce o sözlerin ne anlama geldiği daha net anlaşılır.

Mahkemeden “parti kapatma kararı ve Erdoğan’a siyasi yasak” çıksaydı bile ben, Gül’ün de Çankaya Köşkü’nden inmekte tereddüt etmeyeceğini, Erdoğan’ın bu gelişmeyi destekleyeceğini düşünüyorum.

Çukurambar Zirvesi haklı olarak çok konuşuluyor. O görüntü Cumhurbaşkanı Gül için hiç iyi olmadı.

Peki ama Gül bu riski neden aldı, Erdoğan’la niçin o kritik tarihte, gizlice buluştu?

Bakınız, buluşma pazar gecesi gerçekleşti. Kapatma davasının final turları pazartesi günü başladı. Kararın o hafta çıkacağı neredeyse kesindi. Hatta hükümet kanadı, “Pazartesi veya salı günü sonucun açıklanacağını bekliyoruz” havasındaydı.

Gül-Erdoğan buluşması “son dakika zirvesiydi.” Belki de ertesi gün veya en geç içinde bulunulan haftada parti kapatılabilirdi. Erdoğan siyasi yasak alabilirdi. Sizce böylesi bir durumda Gül ile Erdoğan herhangi bir şekilde görüşebilir miydi? Gül, siyaseten yasaklanmış bir Başbakan’la görüşemeyebilirdi. Başbakan Erdoğan’ın, “böyle bir gelişme durumunda o anda istifasını açıklayacağı” bile konuşuluyordu.

Gül ve Erdoğan’ın ilişkilerinin bazı yorumcular tarafından “rekabet ve çatışma ekseninde” değerlendirildiğini biliyoruz. Buna hiç katılmadığımı daha önce de çok yazdım. Her ne kadar aralarında ekip, deneyim, düşünce yapısı ve hayata bakış açısı farklılıkları olsa da siyaset yapma biçimi olarak Gül-Erdoğan arasında kesinlikle işbirliği temelinde ilişki yürütülüyor. Dengeli, hesaplı, güvene dayalı bir istişari mekanizmayı işletiyorlar. Bildik siyasi kalıpların dışında hareket ediyorlar.

Dün itibarıyla ortaya çıkan çok önemli gelişmeler sadece Çankaya Köşkü-Başbakanlık arasındaki aktör değişikliklerinin değil, siyasetin bütün kurum ve kuruluşlarının pozisyonlarının farklılaşmasını işaret ediyordu.

Siyasetin bütün aktörleri yer değiştiriyor

Türk siyasetinin haritasının sınırları da değişiyor, renkleri de.

Irak’ın kuzeyine yapılan kara operasyonunun sonlandırılması ardından muhalefet ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında polemik yaşanmış, hükümet ise TSK’ya sahip çıkan açıklamalar yapmıştı. Yüksek Askeri Şûra’dan ihraç kararı çıkmamasına CHP sert tepki gösterince aynı görüntü tekrarlandı. Genelkurmay’ın CHP’ye yanıt veren sert bildirisinin gazetelerde yayımlandığı gün Cumhurbaşkanı Gül, TSK’ya sahip çıkan yazılı bir açıklama yaptı.

Siyasetin bütün köşe taşları yerinden oynuyor, ezberler bozuluyor. Tarihi bir dönem yaşıyoruz.

Silahlı Kuvvetler, kendi kurumsal itibarını korumak adına pozisyon ayarlaması yapıyor, toplumsal algısına yönelik düzenlemeler gerçekleştiriyor. Kurum içi mekanizmasını çalıştırıyor, özgün disiplin anlayışını kamuoyuna kapalı bir anlayışla ele alıyor. TSK, değişen dünya düzeniyle uyumlu, Türkiye şartlarını göz önüne alan, orta ve uzun vadeli planlamalar yapıyor. Silahlı Kuvvetler’in altın silahı caydırıcılıktır; sanırım bu konuda çalışmalar ağırlık kazanacak.

Bu süreç, CHP’yi de yeni bir siyasal mecraya doğru sürükleyebilir. Başta TSK olmak üzere çeşitli kurumlardan daha bağımsız bir siyasi çizgi izleyebilir. Sosyal demokrat eksen yerli yerine oturabilir. Kurumsal ittifak demeyelim ama yakın iletişim görüntüsünden onlar da kurtulmak isteyebilir. Dün Kılıçdaroğlu, ikinci bir açıklama yaparak eleştirilerini sürdürdü. CHP’nin yeni duruşunu sürdürürken ince ve rafine bir üslup kullanması gerekiyor. TSK’yla yakın durmayı bir kompleks haline getirmek de yanlış olur. Önemli olan sınırları iyi çizilmiş çerçevedir.

MHP’nin geçen seneden beri izlediği politikalar kendisini sivil alanda siyasete kaydırmıştı.

Yeni bir siyaset izliyorlar.

Yaşadığımız günler iktidarı ve muhalefetiyle, askeri ve yargısıyla bir restorasyon dönemini işaret ediyor. Herkes yıprandı, herkes yoruldu. Yaşananları tek cümleyle şöyle özetleyebiliriz: “Çatışma içinde uzlaşma, uzlaşma içinde çatışma”.

akşam
Bu makale toplam 1144 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.5750, Satış 1.5950; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.0050, Satış 2.0320
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi