|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Oral Çalışlar
AKP neyi temsil ediyor?
AKP, ‘siyasi İslamcı’ bir parti midir? Kendileri hayır dese de bence o gelenekten geliyorlar. ‘Siyasi İslamcılık’ nedir, diye sorarsanız değişik tarifler yapılabilir. Bence siyasi İslamcılık, dini duyarlıkları siyaset alanına taşıyan siyasi bir akımdır. Bu dini duyarlık çok değişik boyutlarda ifade edilebilir. Örneğin İBDA-C bir siyasi İslamcı akımdır. Şiddet dahil her türlü aracı kullanarak İslamcı bir devlet kurmak temel hedefleridir. Saadet Partisi (SP) de siyasi İslamcı geleneğin partisidir. Milliyetçi-devletçi vurguları öne çıkaran bir partidir SP. Bu alanda birçok siyasi akımdan söz edilebilir. İslamcı akımların tahlili bile başlı başına derin bir araştırma konusudur. İslam tarihi siyasi mücadeleler tarihidir. İslamcı akımların siyaset dışında olması mümkün değildir. *** AKP, İslamcılığın neresindedir? Erdoğan’la Erbakan arasındaki farklar nelerdir, kopuş hangi temellere dayanıyor? Bu kopuş sürecini anlayabilmek için Türkiye’deki ekonomik değişim buna bağlı toplumsal değişimi incelemek gerekiyor. Bu köşede zaman zaman sözünü ettiğim bazı rakamları bir kez daha tekrar etmek istiyorum. Türkiye Gümrük Birliği’ne girmeden önce 1995 yılında 35 bin 709 milyar dolar civarında ithalatı, 21 bin 637 milyar dolar civarında ihracatıyla toplam 57 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine sahipti. 12 yıl sonra Türkiye’nin ithalatı 169 bin 987 milyar dolara çıkarken, ihracatı da 107 bin 154 milyar dolara ulaştı. Toplam ihracat 277 milyar dolar civarında gerçekleşti. Sonuç olarak Türkiye’nin dış ticaret hacmi 12 yıl içinde tam 5 misli, yani yüzde 500 büyümüş oldu. Bu ithalat ve ihracatın yüzde 50’sinden fazlası ise AB ülkeleriyle gerçekleşiyor. Yani Türkiye, dünya ile ve özellikle AB ülkeleriyle büyük bir ekonomik ilişki büyümesi yaşamış durumda. Bu ithalat ve ihracatın giderek Anadolu’ya yayıldığını da görüyoruz. Son 20 yıl içinde Anadolu’nun birçok kentinde Avrupa ve Batı’yla ticaret yapan, ürününü satan yeni bir burjuvazi oluştu. Ayrıca İstanbul’da özellikle Tahtakale çevresinde de bir değişim yaşandı. Tahtakale esnafı yurtdışına ihracatını hızla artırırken, ithalat alanında da bir büyüme dikkat çekti. Türkiye ekonomik olarak büyürken, aynı zamanda Anadolu ve İstanbul’da üretim kalitesinden, hizmet kalitesinde bir gelişme yaşandı. Marks’ın ünlü sözü, “İnsanın bilincini üretim araçlarıyla ilişkisi belirler” burada bir kez daha kendini kabul ettirdi. Anadolu’nun ve Tahtakale’nin muhafazakâr kesimleri ticaret ve sanayi içinde dışa açıldılar. Geçmişte içeriye yani Anadolu’ya üretim ve ticaret yapıyorlardı. Söz verdikleri malı zamanında yollamak, üretim kalitesini tam tutturamamak sorun olmuyordu. Avrupa’ya mal göndermeye başladıkları andan itibaren karşılarına yeni ölçüler çıktı. Malı bir gün geç göndermeleri bile bir ceza konusu oluyordu. Hele ürün kalitesindeki bir eksiklik, hata bütün malın geri dönmesine yol açıyordu. Uluslararası rekabet, piyasa ve pazar koşullarına uymayı da beraberinde getiriyordu. Bu süreç, ticaret ve sanayi alanında bir zihniyet değişikliğini de beraberinde getirdi. ‘Anadolu Kaplanları’ artık evrensel ölçülere göre üretim ve ticaret yapıyorlardı. Eskiden Anadolu’ya yönelik yürüttükleri ticaretin kalıpları değişmiş, modern bir anlayış onları etkilemeye başlamıştı. *** Tayip Erdoğan ve arkadaşlarının Necmettin Erbakan’dan kopuşunu bu ekonomik değişim içinde bir yere oturtmak anlamlı sayılabilir. Sonuç olarak AKP, geçmiş ‘Milli Görüş’ geleneğinden farklı olarak Avrupa Birliği’ni olumlu görüyor. ‘Muhafazakâr demokrat’ diyen yeni bir tanımla kendini ifade ediyor. Modern dünyanın bir parçası haline gelmeye çalışıyor. AKP bir grup siyasetçinin karar vermesiyle ortaya çıkan bir akım değil. İslami kesimdeki kendine özgü ‘moderleşme’nin, toplumsal dönüşümün ve değişmenin siyaset alanındaki yansıması. O nedenle ‘Siyasi İslamcı’ demek her şeyi ifade etmiyor. AKP, aynı zamanda İslami kesimdeki modernleşmenin de taşıyıcısı bir rol oynuyor. Tabii AKP, sırf değişimle ifade edilebilecek bir siyasi parti değil. İçinde yetiştiği, otoriter ortamın, kültürün de ürünü. Tayip Erdoğan batılı bir siyasetçi değil. Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu AKP’yi de, Erdoğan’ı da otoriterleştiren bir etki yapıyor... AKP’nin zaafları, yanlışları o kadar çok ki. Muhafazakarlığından gelen engelleri de saymakla bitmeyecek genişlikte... Yer burada bitiyor. Perşembe günü AKP’ye muhalefet konusunu da ele alacağız... RADİKALBu makale toplam 1056 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||