|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Mehmet Ali Birand
Artık AKP durmalı, CHP'de germemeli...
Toplum, aylarca süren bu gerilimden artık yoruldu. Sürekli kavgalardan da bıktı. Artık bir süre gerçekten dinlenmek istiyor. Allahtan meclis tatile girdi de, siyasetin nabzı bir süre yavaşlayacak. Ancak uzun vadede de, hem muhalefet, hem de iktidar tutumlarına mutlaka ince ayar yapmak zorundalar. * * * Kararın ertesi günü, galiba en doğru manşeti Radikal gazetesi atmıştı. Türkiye Oh dedi... Gerçekten de, toplumun çok geniş kesimi, Akp’ye kızan ve yaklaşımını eleştirenler dahi, zaman içinde kapanmanın ülkeye getirebileceği zararları gördüler ve onlar dahi, kapatılmamadan yana döndüler. Bundan dolayı genel bir Oooh, sesi çıktı. Artık olan oldu, bundan sonrasına bakmamız gerekiyor. Eminim siyasetçilerimiz de farkındadırlar. Bu toplum, son dönemin geriliminden yoruldu. Sürekli kavgadan bıktı ve bir süre dinlenmek istiyor. Liderlerin birbirlerini yerden yere vurmadıkları, partilerin düşman kardeşler gibi davranmadıkları bir ortam özlüyor. Siyasetin tatile girmesi, herkese derin bir nefes aldıracak.Ancak önemli olan, bundan sonrasıdır. Genel beklenti, hem iktidar partisinin, hem de muhalefetin tutumlarına ince ayar yapmaları ve genel yaklaşımlarını değiştirmeleri yönünde. İktidardan beklenen açıkça ortada. Artık , İslamcılık kokan demeçleri bırakın... Artık ,belediyelerinize hakim olun ve kırmızı sokaklardan , gizli kuran kurslarına kadar bir dizi eylemi durdurun. Artık , türban ve İmam Hatip Okullarıyla uğraşmaktn vazgeçin. Artık ,gerçek işinize bakın... Muhalefetin de yapması gerekenler var. Artık , gerilim dolu demeçleri bırakın. Uzlaşı ve diyaloğu ön plana çıkarın. Sürekli şekilde “ Akp önce şunu yapmalı, önce bunu kabullenip açıklamalı ki, biz de...” diyen başlayan koşullu yaklaşımlar yerine, somut politikalar üretin. Şu ilk günlerde, özellikle Cemil Çiçek ve Adalet Bakanı M.Ali Şahin’in itinalı söylemleri, bundan böyle daha dikkatli davaranacaklarını söylemeleri, Deniz Baykal’ın TV’lerden gelen söyleşi isteklerini reddetmesi, Onur Öymen’in dahi göreceli şekilde ılımlı sözler sarfetmesi ümitleri arttırıyor. Bu yaklaşımın devamlı olması da, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın elinde. Hasan Cemal’in de yazdığı gibi, Başbakanın tutumu önümüzdeki dönemin tonunu saptayacak. Muhalefet ne kadar hırçın olursa olsun, asıl yönlendirici Başbakan’dır. İktidarı elinde tutan kişi, isterse tansiyonu düşürür, isterse arttırır. Erdoğan, isterse Akp’yi tartışmaların dışına çıkarabilir. Kaygı duyan kesimi tatmin edebilecek adımlar atabilir. Erdoğan isterse, tam aksini de yapabilir ve gerilimi sürdürebilir. Artık top, Başbakan’ın ayağındadır. AB reformlarını mumla aradınız mı? 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlayan ve Anayasa Mahkemesinin son kararıyla noktalanan süreç içinde, hemen herkesin unuttuğu, Avrupa Birliği süreciydi...İşin garip yanı, bütün bu olaylar yaşanırken, en muhalifinin dahi özlem duyduğu da AB sürecinde bir yana bırakılan reformlardı. Yaşadığımız anormalliklerin tümü, Avrupa Birliği Kopenhag Kriterlerini görmezden gelmemiz nedeniyle ortaya çıktı. Laikliğin korunmasından başlayın, Ergenekon’daki gözaltına alınmalara, adalet reformundan tutun, temel haklara kadar her aksayan madde, Kopenhag Kriterlerinde mevcuttu ve biz görmezden geldik. Artık gözle görülen köy kılavuz istemiyor. Özellikle iktidar partisi, AB reformlarını rafta tuttukça başına gelenleri görmüş olmalı ki, kolların sıvanacağının işaretlerini veriyor. Bütün bu kavgalar, AB sürecine ivme kazandırıyor. Muhalefet dahi, sözcülerinin konuşmalarından anlaşıldığına göre, tüm eleştirilerine rağmen, AB sürecinin canlandırılması gerektiğini söyler oldular. Tam zamanıdır. Bundan böyle, kolları sıvayıp harekete geçme, tozlu raflarda kalan AB dosyalarını indirip hareketlenmek gerekiyor. Bunu yapmakta çok kolay. Teknik çalışmaların bir bölümü tamamlanmış durumda. Yeter ki, Başbakan bir işaretini versin ve siyasi iradeyi ortaya koysun, yeter. Bu köşeyi izleyen okurlarım çok iyi bilirler. Avrupa Birliğinin Türkiye’ye nasıl katkıda bulunacağını ısrarla yazarım ve savunurum. Son yaşananlar, bu konuda ne kadar haklı olduğumu tekrar gösterdi. Gelin bu ülkeyi 1 inci lige çıkaralım. Bunun tek yolu da, Kopenhag Kriterlerini uygulamaya sokmaktır. postaBu makale toplam 833 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||