Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
17 Mayıs 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : ABD Doları (USD) 1.8160, Satış 1.8260 - Avro (EUR) 2.3100, Satış 2.3250
Deniz Gökçe
Deniz Gökçe
Çin’den korkulmalı mı?
Deniz Gökçe
Çin ülkemizin tepesine her tür ucuz ithalattan dolayı bir kabus olarak çöktü. Ancak aslında Çin, biz dahil tüm dünya için, hem bir fırsat hem de bir tehdit.

Çin’den korkulmalı mı? Çin ülkemizin tepesine her tür ucuz ithalattan dolayı bir kabus olarak çöktü. Ancak aslında Çin, biz dahil tüm dünya için, hem bir fırsat hem de bir tehdit.

Bugün büyük bir işbirliği içinde olan ABD ile Çin, acaba bir gün aralarında gerçekleşecek rekabeti, düşmanlığa çevirebilirler, kavga ve savaş çıkabilir mi? Bu soru hem bizde hem de dünyada birçok kimsenin kafasına takılan bir soru.

ABD şu anda 293 milyon nüfusa sahip, Çin ise 1300 milyon kişi. ABD’nin GSYİH sayısı 2004 sonu itibarıyla 11.735 milyar dolar, yani kabaca dünya üretiminin dörtte birini yapıyor. Çin ise 1662 milyar dolar nominal GSYİH üretiyor. ABD dünyadaki hammaddelerini terawatt saat olarak 28714 düzeyinde tüketiyor, Çin ise 12.656 ile hızla yaklaşmakta. ABD, Çin’e 35 milyar dolar ihracat yapıyor. Çin ise ABD’ye 197 milyar dolarlık ürün satmakta. Çin’e yılda dünyanın her yanından 62 milyar dolar yabancı sermaye yatırımı girmiş, ABD ise yılda 121 milyar dolar yabancı sermaye yatırımı alıyor. ABD 2004 yılında 454 milyar dolar askeri harcama yapmış, Çin ise (2003 sayıları ile) 56 milyar dolarlık yıllık askeri harcama yapmakta.

Der Spiegel dergisi Singapur’un kurucusu, babası, ülkeyi büyük bir refah düzeyine çıkartan ve Çin asıllı, 80 yaşındaki, eski başbakan ve bölgenin en önemli liderlerinden Lee K. Yew ile konuşmuş. Aşağıda bu konuşmadan alınan bazı tezleri aktarıyoruz. Der Spiegel soruyor ve Lee K. Yew cevap veriyor.

Dünyanın ekonomik ve siyasi merkezi yavaş yavaş Batı’dan Doğu’ya kayıyor. Bu yüzyıl Asya yüzyılı mı olacak?

Tarihi göz önüne alırsak 18 ve 19’uncu yüzyılda Çin ve Hindistan dünyanın toplam üretiminin yüzde 40 kadarını yapıyorlardı. Bu iki ülke yeniden globalleşen dünya ile ticari ilişkiye başlayınca, yani içine kapanmayı bırakınca, geçmişteki durumlarına geri dönmeleri süreci başladı. Sürpriz yok yani! Dünyanın merkezi, böyle bakıldığı takdirde, haliyle, Atlantik’ten Pasifik’e koyacak demek doğru.

Peki siz Singapur açısından baktığınızda korkmuyor musunuz?

Bu gelişmelerin gelişini 1980’li yıllarda açık seçik görmüştüm. Ekonomik açıdan bir şeyler yapmamız gerek, yapıyoruz da. Çin henüz hukukun geçerli olduğu, entelektüel mülkiyet (marka, patent, sinai haklar, taklit gibi konulardan bahsediyor) ve güvenli üretim sistemlerinin olduğu bir yer değil. Bu nedenle de biz üretimimizi biomedikal, ilaç gibi entelektüel mülkiyetin korunduğu alanlara kaydırıyoruz. Çin’in bu alanlara girecek ortamı yaratması çok zaman alacak.

Peki Batı, Çin’den korkmalı mı?

Korkmak aptalca olur. Eğer Çin 1949 yılında komünizmi seçmemiş olsa idi, bugün Asya’nın kaplan denen büyük ekonomik güçleri, Japonya, Kore, Singapur ve Hong Kong değil, sadece Çin olacaktı. Çin kendini dünyadan isole etiği için ekonomik gelişme Asya’nın kenarlarında gerçekleşti. Şimdi normale dönülme süreci yaşanıyor. Her ne kadar Çin dış bilgi ve yardım almadan uzay programını başarı ile yürütüyor ise de, birçok alanda Batı’ya yetişmeleri için çok zaman ve emek gerekli. Belki ABD veya Alman otomotif sektörü korkmalı, çünkü otomotiv artık basit teknoloji ile üretilen ve Çin’in kolaylıkla kapabileceği bir üretim alanı (commodity), ama birçok üründe de Çin’in yarışa girmesi için kırk-elli yıl gerekiyor.

Çin hükümeti Çin’in barışla yükseleceğini söylüyor, onlara inanılmalı mı?

Komünist sistemden piyasa sistemine tam geçiş için en az kırk-elli yıla ihtiyaçları var ve bu geçiş ancak barış ortamında gerçekleşebilir. Geçmişteki Almanya ve Japonya gibi güçlü olabilmek için savaş peşinde koşmaları anlamlı olmaz. Bu tür hataları tekrar etmemeleri gerek. Veya Ruslar gibi ABD ile silah yarışına girip, burada yaptıkları aşırı harcamalar ile sivil tarafı ihmal etme hatası sonucu çökmemeleri gerek. İlginç bir risk konusu da bir yandan pişmekte! Komünist ideolojisi yavaş yavaş ölürken, utanacak bir şey kalmayınca, Çinliler büyük bir hızla ulusalcı hale geldiler, Japonya’ya karşı yapılan gösterileri gözden kaçırmamak gerek.

Çin çok büyük askeri harcamalar yapmakta ve bir de ortada ABD ile çatışmaya götürülebilecek Tayvan gibi veya Kuzey Kore gibi konular var. Japonya ile de ciddi gerilim yaşanıyor, burada risk yok mu?

Çin’in askeri yatırımı okyanusta damla gibi, çok fazla değil. Sadece ABD’nin Tayvan’a müdahale etmesini caydırmaya dönük bir girişim içindeler. Çin, Tayvan konusunda kendi milliyetçilerini ikna edici bir sonuç almazsa, Çin liderleri zor durumda kalırlar, bu nedenle sert pozisyon alıyorlar. Kuzey Kore sistemi ise bir süre sonra, yani uzun vadede açılmaya mahkum olacak, ortadan kalkacak. Japonya ise olayı büyük ölçüde gerilimi yumuşatmaya çalışıyor, onlar ABD’ye endeksli kalmaya mahkumlar.

(Not: Der Spiegel’de yayınlanan uzun bir görüşmeden özetlenerek derlendi)

Bu makale 195 kez okundu.

YAZARIN SON YAZILARI
» Uyuyan dev: Orta Asya
» Avrupa 'Kararsız Kasım'
» Fırat-Dicle suyu kimleri ilgilendiriyor?
» Fransa şampiyondan daha iyiydi
» İtalyanlar hak etti
» Dolara ne olur?
» Vlademir savaşı başlattı..
» Çin’den korkulmalı mı?
» Orta sahasız futbol yok
» Para kurulu nereden çıktı?
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
"Yargıya artık Kemalistler giremez"
Doç. Dr. Osman Can: 'Önceden Yargıtay'da Danıştay'da hep Kemalistler çoğunlukta olduğu için sadece Kemalistler geliyordu; şimdi işler tersine döndü"
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı