- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Mehmet Kamış
Ergenekon'un damarına girildi
Güngören'deki aşağılık eylemin hemen ertesi günü Kerkük'te bombanın patlatılması biraz fazla göstere göstere provokasyon. Eskiden bu işleri biraz daha örtülü yaparlardı. Bu aynı zamanda, şer cephenin eski oyunları deşifre olduktan sonra yeni taktikler geliştiremediklerini gösteriyor. Eski tezgahı yeniden uygulamaya sokarak 'ya tutarsa'yı oynuyorlar. Bir o yana bomba bir bu yana bomba, canı acıyan toplumu galeyana getirecek birkaç provokatif söz, işlem tamam diye düşünüyorlar. Ama bu oyun çok fazla deşifre oldu. Güngören ve Kerkük'te meydana gelen olaylar Ergenekon iddianamesinde damara girildiğinin bir göstergesi olarak tarihe geçecek. Taşeronun kim olduğunun hiç ama hiç önemi yok. Bu eylemleri, Ergenekon'un PKK koluna ya da Dev-Sol koluna ya da DHKP-C koluna yaptırmış olabilirler. Kimlerin yaptığının şimdilik bir önemi yok. Önemli olan bunun ne anlama geldiği. Ben doğru yolda gidildiğinin bir işareti olarak görüyorum. İddianamenin; Türkiye'deki pek çok faili meçhul cinayeti, provokasyonları, komplo çalışmalarını ifşa eden, ortaya döken, bağlantıların çözülmesini sağlayan çok önemli bir çaba ve çalışma olduğu ortada. Ama Türkiye'nin kanundışı örgütlenme yapısını yani gerçek Ergenekon çetesini tam olarak ortaya koymadığı da kesin. Türkiye'yi istendiği zaman bir darbe ortamına çekebilmek, yargı darbesini organize edebilmek, 28 Şubat sürecini yönetmek, Veli Küçük'ün, Muzaffer Tekin'in tek başına yapabileceği bir iş değil, bunu herkes görüyor. Hatta Şener Eruygur'un, Hurşit Tolon gibi üst düzey komutanların da üstesinden gelebilecekleri bir iş değil. Türkiye'nin gerçek Ergenekon'u, medyayı sevk ve idare edebilen, yargıya sözünü geçirebilen, üniversitelere müessir, holdingler üzerinde hatırı olan özellikler taşıyor. Bu yapı aynı zamanda PKK'yı yönlendiriyor, DHKP-C'yi yönetiyor, Türkiye'nin ihtiyacı olan(!) her türlü şerri karşılıyor. Bütün bunları şu anda tutuklu bulunan isimlerin tek başına yapabilme ihtimalleri neredeyse yok. O nedenle gerçek Ergenekon'un henüz küçük bir kısmı deşifre edilebildi. Ergenekon davası sürecinde PKK'nın eylemlerini artırması bekleniyordu. Ancak aklı selim bir kafayla baktığınızda, devlet içindeki gayri nizami yapılanmanın deşifre edildiği bir zamanda, ülkenin bir hukuk devleti olmaya karar vermeye çalıştığı bir süreçte eylemler neden hızlandırılır ki? Neden gayri nizami işlerin, devlet içindeki çetelerin güçlenmesine zemin oluşturacak kaotik ortam için çaba gösterilir? Bu bile tek başına Ergenekon ile PKK arasındaki bağı ispatlıyor. Son bir söz de Anayasa Mahkemesi'ne. Bölgenin, ülkenin böylesine karışık olduğu bir zamanda Anayasa Mahkemesi kapatma davasını görüşüyor. Çok söylendi ama yine söylemekte fayda var; ortada elle tutulur hiçbir suç yok. Hatta Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre cezayı gerektiren hiçbir eylem olmuş değil. Bütün bunlara rağmen bu ülkeyi böylesine kritik bir süreçte başsız bırakacak bir karar tarih boyunca unutulmaz. zamanBu makale toplam 616 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||