- |
|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Perihan Mağden
Yeni bir ordu
Sözlerini Nil Karaibrahimgil yazdığı için de o kadar güzel olabilir, ama Sertap Erener’in “Yeni bir aşk/ Yeni bir iş” -o lâzım, bu lâzım, diye giden, onun sesinin ahengini belki de en iyi veren bir şarkısı var. Vardır. “Bunlar için yeni bir ben lâzım”, diyor en manalı satırında. (Ben şarkı sözlerini hep uzaktan/ taksilerden/ müesseselerden bildiğim için, kendi sözlerime çevirip hatırlıyorum, maalesef. 3 aşağı 5 yukarı böyledir sözleri yani.) Bakın Ergenekon ne güzel oldu! 2 Çok Mühim General ve hatta bir tanesi (konuşmayanı, ketum ve asık suratlı olanı) Eski Jandarma Komutanı - içeri girdi! Bir de “Ben jandarma subayı değilim,” demiş Eruygur kumandanı olduğu “branşı” horrr görerek. Astsubay Haklarının Yılmaz Savunucusu Umur Talu’dan okudum. Ben astsubay bünyesinden olsaydım, yeminle Mor Kalp (en yüksek nişanı) filan verirdim/verdirtirdim U. Talu’ya. Öylesine canpare savunuyor haklarını (Ordu’nun içinde bir nevi paryalanan, anladığım) yıllardır astsubayların. Sonuç olarak: darbe girişimciliği iyi bir halt değildir/ Askeriye tarafından o ya da bu unsurlar/ kamplar tarafından demokrasinin habire darbelenmesi arzu edilir bir durum değildir. En mühimi: habire darbecilikle ihtimalleriyle bir ülkenin Siyasi Vesayeti’ni elinde tutmak Hakiki Ordular’a yakışır bir özellik değildir. Mesajları tahayyül edemeyeceğiniz yaygınlıkta kitlelere (Fanatik Kemalistler dahil) ulaştı. Ulaşıyor. Açık saçık olmasa (Kemal Dinciler arasında) “latan” düzeyde dahi olsa, şu an tam takdir edemeyeceğimiz kadar kabul gördü-emin olun. Bu nedenle “Sağolsun Ergenekon davası!” Ben mesela bizim arka bahçeye Zekeriya Öz’ün küçük bronz bir heykelini diktirmeyi düşünüyorum. Birileri de birilerinin kıymetini bilmeli! Ve de hayatı Türkiye Cumhuriyeti Savcıları tarafından darbeli matkaplanan habire, birinin kaderiymiş demek arka bahçesine Savcı Heykeli (Başı) diktirtmek! Ergenekon Davası HİÇ BİR ŞEYE yaramadıysa, BU İŞ’e yaradı: Türk Halkları’nın ordusuyla yakınlığını “sağlıklı” ölçülere indirmeye! Çok mühimdir. Çok saygı duyulası. Benim ölçülerime göre çoğu zaman (Milliyet ve onun yaşlı baykuş kadrosu kadar olmasa da) İrrasyonel Laikçi+Kemalist 1 Çizgi’de seyreden Vatan Gastesi’nin geçen günki manşeti Askeriye’nin Almanya’dan almaya kalktığı 6 adet feci pahalı denizaltı üstüneydi, mesela. Alan pişmanmış (bir-iki ülke) kullanamıyormuş bu fahiş fiyatlardaki denizatlıları. Ama bizim Debdebeli ve Para İçinde Yüzen Ordumuz “Hayır, geliştirdiler ve de giderdiler hatalarını” mantığıyla. ( Bu mantığın komisyonunu hesap ediniz.) Gönlübolca ALTI ADET sipariş edivermiş. HESAP VEREBİLİRLİK! Bu güne dek Askeriyemiz alımları+satımları+bombalamaları/ Milli Eğitim Bütçesi’ne basan bütçeleri için hesap vermedi. Gerek görülmedi. Yedikleri, pardon satın aldıkları önlerinde, satın almadıkları (henüz) arkalarındaydı. E, dile kolay. 30 yılık bir iç savaşı, karanlık mı karanlık-finanse etmek kolay değildir. Biz ettik. On tane GAP gerçekleştirebilirdik. Güneydoğu’yu ihya edebilirdik. Bilgisayarcılar Diyarı olabilirdik. Hayır! Biz savaşımızı finanse ettik. Onca bombalanan topraklar! Onca yangın! Onca köy! İnsansızlaştırılmış köyler. Bizim Kürt köylerimiz- dünyanın en güzel yerlerinde dağlarında bayırlarında. Bir bomba kaça mal olur? Gözdağı bombaları peki? Onlar kaça patladı bize? Değer miydi? Değeri neydi? Şimdi Vatan Gastesi bile bu fantezi denizaltı alımlarını sorgular gibi yapıyorsa- Yeni bir dönemeçteyiz Askeriyemiz’le. İşte bakın kaçakların durumu (kaç kaçağımız var: beş yüz bin mi? Kaç Kenan? Doğulu? İngilizce öğrenmekte?) bambaşka oldu. Mahkeme kararı olmadan vatan çocuklarımız apar toparlanamayacaklar “vatani göreve”. Profesyoneller yapsın o işi. Yapabilir. Memleket zengin. Askeriye’nin OYAK’ı Avrupalılar’ı tedirgin edecek büyüklükte. Ordumuz profesyonelleşsin artık! Ben; biliyorsunuz, asker kaçaklarına Vicdani redçi olmadıkları için karşıyım. Ve de benim mesela Askeriye’ye verebileceğim bir oğlum yok. Olamaz da. Ama Normal Bir Askeriye’yle- diyelim kızımı Kuleli Askeri Lisesi’ne bile koyardım isterse. Neden olmasın? Owen Wilson’ı “adam olsun” diye Askeri Lise’ye yollamış ailesi. Böyle bir adet var Amerika’da. Baş edemedikleri çocuklarını Askeri Lise’de disipline ettiriyorlar. Tabii bunlar laf-ü güzaf. Geyik şakalamaları. Yani Ordu’nun kendi işi var. Ordu kendi işini yapsın. İdareye+eğitime talip olmasın. Bize yeni bir ordu lâzım. Hesap veren bir Ordu. Seçilmişlerin iktidarını kabul eden. Kendini bütün güçlerin üstüne konumlamayan. Yanında, eşitinde, emrinde konumlayan. Muasır Medeniyet Ordusu. Ergenekon Davası hanımlar beyler, Bu Topraklar’da tahayyül edemediğiniz kadar (henüz) Askeriye’nin kendi görev tanımını yeniden ve sağlıklı bir biçimde yapıp/ sınırları ihlâl etmemesi kararlılığını edinmesi üstüne hayatımızın fırsatıdır. Değerlendirelim! Laikçi+Kemalist+Anti- Pervane kisvesi altında irrasyonel ve utanmaz sular koyvermeyelim. Güzel bir gündür. Kıymetini bilelim. radikalBu makale toplam 719 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||