SON HABERLER
Ekrem Dumanlı
Ekrem Dumanlı
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Kaosla yargı önünde hesaplaşmak

Kim ne derse desin, Türkiye dün yeni bir döneme girdi. Siyaset tarihimizde bir ilktir Ergenekon davası. İlk defa sivil yargı, cuntacılık suçlamalarını nazar-ı dikkate alarak bir iddianame hazırladı.

Dün kameralar karşısına geçen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Ergenekon soruşturmasına dair iddianamenin tamamlandığını ve mahkemeye sunulduğunu duyurdu. Artık dava İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde. Böylece 2 bin 455 sayfadan ve 441 klasörden oluşan bilgi ve belgeler tarihe mal oldu. 48'i tutuklu, 38'i tutuksuz 86 sanık "silahlı örgüt kurmak, o örgüte üye olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs, patlayıcı madde bulundurmak, atmak ve bu suçları özendirmek" gibi suçlamalarla karşı karşıya. Aralarında emekli üst rütbeli komutanların da bulunduğu sanıklar için "askeri itaatsizliğe teşvik, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeler temin etmek, kişisel verileri kaydetmek, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" gibi suçlamalar da yöneltiliyor.

Evet, aynen böyle: Türkiye, ilk defa devlet içinde örgütlenen ve halkı birbirine düşürecek her türlü eylemi göze alan bir örgütü yargılayacak. Daha önce de bu topraklarda cuntacılık suçundan, darbecilik iddiasından dolayı yargılananlar oldu; ancak ilk defa sivil ve bağımsız yargı, gladyo tipi bir örgütlenmeyi yargı karşısına çıkarıyor. Talat Aydemir'in, Fethi Gürcan'ın vs. yargılanmasını askerî rejim yapmıştı. Yani darbe girişiminde başarılı olan ve ülkeyi ele geçiren komutanlar, kendilerini devirmek için örgütlenen diğer cuntaları yargılatmıştı. Zaten o gün bu gündür şu keskin soru hep yöneltilir: "Darbe yapmak için örgütlenenler başarılı olunca kahraman, başarısız olursa hain mi ilan edilmeli?" Doğru bir soru. Çünkü bu ülkede "darbe şartları oluşsun" diye bekleyen, hatta o şartların oluşması için eylem planları yapan bazı kişiler, iktidarı silah zoruyla ele geçirdi ve yaptıklarının hesabını kanun karşısında vermedi. Oysa darbe öncesi yapılan psikolojik harp taktikleri, sadece insan haklarını ihlal etmedi; aynı zamanda sosyal dokuyu ve siyasî yapıyı altüst etti. Darbe sonrası cuntacıların uyguladığı cinayet, işkence gibi vahşi metotların hesabı hiç sorulamadı.

Şimdi ilk defa yargı demek istiyor ki; "Ülkenin demokratik yollarla seçilmiş hükümetine karşı komplolar düzenlemek, suikastlar planlamak, bombalar patlatmak, halkı birbirine düşürmek, askeri itaatsizliğe tahrik etmek vs. bir suçtur ve bunun hesabını vermeniz gerekir". Çok önemli bir gelişme bu!

Bu kadar hayatî bir konuyu sabote etmek için demagoji üretenler tarihî bir yanılgı içinde çırpınıyor. Ergenekon iddianamesini boşluğa itecek laflar üretiyorlar. Dünkü Star'ın manşetine göre, bu davayı savsaklayacak laflar üretmek üzere örgüt mensupları yoğun bir uğraş içinde. Özellikle iki generali savunuyor gibi yapıp "Dağ fare doğurdu" demek için çırpınıyor Ergenekon sempatizanları. Konu şu an tutuklu bulunan ne eski Jandarma Komutanı Şener Eruygur, ne Hurşit Tolon; ne şu, ne bu. Konu gayet açık: Ya bu ülkede Ronin tipi yapılanmalar içindeki gladyolar cirit atacak, diledikleri gibi at oynatacaklar veya hükümetlere muhalefetin ancak demokratik yollarla olacağını, aksini yapanın suç işleyeceğini herkes görecek. Maalesef Türkiye'de olaylar hemen kişiselleştiriliyor. Şahıslar önemli değil ki! Asıl mühim olan, ülkeyi kaosa sürüklemek amacıyla örgütler kurulmasına karşı çıkmak. Kim kendini daha "vatansever" görebilme hakkına sahip ki! Kim başkasını "hain" diye yaftalama hakkını kendinde görebilir ki! Ve kim silah zoruyla ülkeyi yönetme yetkisini kendinde bulabilir ki!

Hiç lafı dolaştırmaya gerek yok! Türkiye, cuntacılığın, komiteciliğin, darbeciliğin ne kadar vahim sonuçlar doğurduğunu bizzat yaşadı. Artık bugünden sonra hiç kimse sabahtan kalkıp akşama Türkiye'yi karıştıramaz; bunu deneyen de hesabını kanunlar karşısında verir. Meseleyi kişilere indirgemeden herkes bu tarihî noktada kendine bir saf tutacak: Ya demokrasi veya diktatörlük. Daha ötesi yok; çünkü bunun kadar tarihî bir fırsat hiç olmadı.

zaman
Bu makale toplam 448 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.5880, Satış 1.6080; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.0100, Satış 2.0400
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi