|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Ömer Lütfü Mete
Aydınlanma İmanı (III)
Gömleğinin ilk düğmesini 'Aydınlanma İmanı' ile yanlış ilikleyen Müslüman, ibadetinde dikkatli, öğrenmeye gayretli dahi olsa hayatını aldanışlar dizisine dönüştürebilir. İnsan bizzat kendisini deney alanı gibi incelerse böyle bir aldanışın nasıl biçimlenip geliştiğini kavrayabilir. Ancak temel bir şartla: En güvendiği ibadetlerini bile şeytanın daha baştan zehirlemiş olabileceğini hiç aklından çıkarmayacak... Allah ile insanın birlikteliğini 'Efendi ve Kul' ilişkisine benzeterek anlamlandırıyorsak ibadetimizi 'yaratılanın yaratana hizmeti' gibi algılayıp nasibimizi tıkarız. Bu algı, 'Münezzeh Allah' inancını yıkar da farkına varamayız. Olacak şey mi; biz ibadet adı altında hizmet borçluyuz, Allah da alacaklı! Bu, 'Kral Tanrı' algısına dönüştür. Müslüman kişi Rabbini 'Kral Tanrı' gibi sinsi bir benzetmenin içinden geliştireceği abartılarla tanımaya yönelmişse, şeytan onun beynine kendi dininin alt yapısını kurmuştur! 'Kral Tanrı' algısı ile zehirlenmiş Müslüman, şeytanın beyninde kuracağı süsleme atölyesine karşı kayıtsızlaşır. Rabbine hizmet eden mutlu ve iyi Müslüman olduğu vehmiyle uyur, Allah'ın münezzehliğini bilinç ve yüreğinden dışladığını göremez hale gelir. Şeytan da kazandığı zaferi kutlamaya başlar. Sır; ibadet denen Allah ile iletişim deneyini gerçekleştirirken ciddi olmak ama yaptıktan sonra unutabilmekte... Dünyeviliği kutsatıcı katil batı uygarlığının karanlık ruhundan yeryüzüne yayılan 'Aydınlanma İmanı', gayretli Müslüman'ın bilinçaltına, ibadetleriyle zirveye tırmandığı şartlanmasını kökleştirir. Bir kere inanıp dini vecibelerini yerine getirdiği takdirde sürekli yükseleceğine şartlanan Müslüman, kırılma ve geri dönüşten münezzeh olduğu vehmine kapılır da anlayamaz! Sanki kendi hidayeti, ibadetleri sayesinde teminat altındadır ve dalalete karşı delinmez bir zırh kuşanmıştır. Oysa Allah ona ölünceye kadar imtihan içinde olacağını bildiriyor. Buna zihninin itirazı da yoktur. Fakat ibadet birikimini şeytan ona hissettirmeden öyle abartmıştır ki, zihnen kabul ettiği imtihanın sürekliliği gerçeği, duygu ve davranışlarına yansımaz, yalancı güven ve sığ mutluluk sürer... İbadet, kendisine saygısı olan her insanoğlunun 'Yaratıcı' bildiği Yüce Varlık ile iletişim kurma deneyi... Böyle insan, ibadet ederken var oluşuyla ilgili ciddi bir durum değerlendirmesi yapmaktadır. Her hakiki ibadet denemesi esasen tapılan güce 'ilişkimizin bilincine varmaya çalışıyorum' demektir. Bu ise edeptir; insanın kendi öz saygısının yansımasıdır. Edep, tapmaya çalıştığımız güce 'Hakiki varlık yalnız sensin, ben de sayısız yaratıklarından sadece biriyim' demeyi bize öğretir. 'Aydınlanma İmanı' bahsini niye mi bu kadar uzattım? Önce kendi nefsime söz geçirebilmek için! Ayrıca, bu ilhamı veren bazı ibadet, himmet ve hizmet sahiplerinin gönüllerine selâm ulaştırabilmeyi umuyorum. Bazı kardeşlerimizin 'Nasılsa bizden değil' rahatlığı içinde başkalarına karşı dikkatsiz davranışları, kötü bildikleri bir kısım insanlara haksızlık yapma ihtimalini hiç hesaba katmayışları, kurunun yanında yaşı yakma riskini umursamayışları içimi ürpertiyor... bugünBu makale toplam 537 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||