Haber10 Arama
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Ara Rejimde İktidar Rüyası Görmek

Ankara, yaşaması kolay olduğu kadar, insanın içini karartan özellikleriyle de ön plana çıkan bir kenttir. İnsana karamsarlık ve korku veren Ankara havasının, son yıllarda giderek arttığına şahit oluyoruz. “Ergenekon Operasyonu” kapsamında ortaya çıkan ilişkilerin Ankara ağırlıklı olması da, bu görüşü doğrulamaktadır.

2002 yılından bu yana, Ankara’nın her bir köşesine çöreklenmiş kimi insanların, “Türkiye için yeni kurtuluş reçeteleri” yazmayı görev edindiklerini izliyoruz. Her köşe başı, bu tip insanlarla dolu. Kendilerine önder olarak da, Atatürk’ü aldıklarını ifade etmeye özen gösteriyorlar! Asıl çarpıcı olan ise; 1920’lerin kafasıyla, 2000’lı yılların Türkiye’sini kurtarmaya çalışmalarıdır!

Bu tür insanları motive eden temel faktör ise ara rejim dönemlerinde görev üstlenebilmektir. Dünya ve Türkiye gerçeklerini anlayamayacak kadar düşünce yoksunu olmalarının yanı sıra, ne olursa olsun iktidara ulaşma arzusu arasında bocalamaktadırlar.

Peki, sistem nasıl işliyor biliyor musunuz?

Sistem gayet basit işliyor. Parası olan bir sendika ağası veya güce tapan bir işadamı ortaya çıkıp bir masa kuruyor. Bu toplantılar için ise genellikle şehir merkezi dışındaki bir otel tercih ediliyor. Masanın etrafına; kerameti kendinden menkul birkaç akademisyen, yeterli miktarda eski siyasetçi müsvettesi, bir iki rektör ve birkaç emekli güvenlikçi, tercihen paşa, toplayabilen, ülkeyi kurtarmaya hazır olduğuna inanıyor!

Türkiye “kurtarma” duygusu, “ne olur beni başbakan yapın” deyip, ulusal ve uluslararası güç odaklarının, istihbarat örgütlerinin, ağzının içine bakıp bekleyen insanların sayısını artırdı. Aslında, bu insanların çoğunluğunun ortaya koyabileceği en ufak bir değer yok. Tek beklenti; ara rejim döneminin başbakanı, bakanı, milletvekili ve bürokratı olabilmek.

“Beni başbakan yap” diye isimlendirilebilecek bu toplantıların müdavimleri ise hep aynı kişiler. Mesela bir kaçını sayalım; Sinan Aygün, Mehmet Haberal, Namık Kemal Zeybek, Ali Müfit Gürtuna, Süheyl Batum, Ufuk Söylemez, Mustafa Özbek, Yaşar Okuyan, Yaşar Nuri Öztürk… Bu isimlere, aracılar üzerinden zemin kapmayı hevesli Rıfat beyi de eklemek gerekir!

Tarihi ve siyasi hareketleri okumaktan yoksun olan bu ve benzeri insanların gördükleri tek rüya iktidar olma rüyasıdır. Milletin evlatları üzerinden kavgalar ve ayrışmalar geliştirerek ara rejim dönemlerinin “muktedirleri” olmayı hayal ediyorlar.

Anlayacağınız gibi Ankara kulisleri; gerçek yaşamlarında anlam ifade edemeyen, onun bunun eteğine sarılarak siyaset yapılabileceğini sanan ve kapı kulluğu üzerinden muktedir olama rüyaları gören bir sürü insan ile dolu.

Bekledikleri tek şey bir koltuk. Bu koltuk için feda etmeyi göze aldıkları ise koca bir ülkenin ve milletin geleceği! Değer mi? Değmez. Ama bu insanların gözleri kararmış. Milleti kandırmak için de Samsun çıkarmasından, Kurtuluş savaşından, Sakarya zaferinden ve Atatürk’ten bahsederler. Sanırsın ki yaşadığımız dönem, 1920’ler.

Sembollere dayalı milliyetçiliği yücelten bu tip insanların hiç birisi için milletin tercihi önemli değildir! Onlara göre millet; cahil ve değiştirilmeye uygun saf “köylülerdir”. Halbuki millet onlardan, onlarca adım önde. Bu gerçeği anlamaktan da çok uzaklar.

Soğuk savaş koşullarına göre düşünen, örgütlenen ve kendilerini kurtarıcı sanan bu insanlar, sahip oldukları düşüncelerinin, zamanımızda anlam ifade edemeyeceğini dahi kavrama yeteneğine sahip değiller. Çoğunluğunun, ruh sağlığı sorunu yaşadığı açıktır. Çünkü, siyasete girmeden ve mücadele vermeden kendini “kurtarıcı” görme hali, hastalıklı bir ruh halidir!

Dönüp; “Beyler, bu ülkede toplum mühendisliği tutmuyor, aklınızı başlınıza alın ve milletin hayrı için yapabildiğiniz işlerle uğraşın…” deyince de, kafaları basmıyor. Kafaların bastığı tek yol komitacılık ve darbeciler ile iş tutma. Demokratik süreçlerin dışında olmaya özen göstermeleri de bunun işareti. Çünkü, millet nezdinde karşılıkları yok!

Bu tip insanlara birkaç soru sormak gerekir;

İki veya üç yıl süren ara rejim iktidarında pozisyon kapmak için millete ihanet etmeye değer mi?

Gittiğiniz yolun doğru bir yol olmadığını görmeniz için daha kaç insanın kanına gireceksiniz?

Milletin evlatlarının canı ve ülkenin geleceği üzerinden iktidar rüyası görmekten ve kendinizi “kurtarıcı” sanmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?

Yeter… Millete rağmen siyaset ve iktidar olmaz!

farukadnan@gmail.com

Bu makale toplam 3649 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.5850, Satış 1.6050; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.0150, Satış 2.0450
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi