-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Adnan Faruk
Adnan Faruk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Milleti Asker ile Korkutmak!

Demokratik geleneğin kökleştiği ülkelerde siyasilerin tek güç ve meşruiyet kaynağı, millet ve milletin seçimlerde kullandığı oydur. Bunun yanı sıra, devletin güvenliğini sağlamakla görevli olan askerlerin yegane meşruiyet kaynağı ise siyasi iradeye ve yasalara tabi olmaktır.

Ancak ülkemizde bu yaklaşımın, sadece “söz” ile ifade edilen bir tutum olduğunu biliyoruz. Buna ilişkin onlarca müdahale ve askere dayanarak siyaset yapmayı demokratik mücadele sanan siyasal anlayışlar bulunmaktadır. Yani, milletin oyu ile anlam bulması gereken siyaset ve ülke yönetimi, milletin iradesi dışı unsurlardan destek ve meşruiyet arama çabasına dönüşmektedir.

Hayali korkular üreterek kendine görevler icat etmenin somut göstergesi ise “milleti asker ile korkutma” çabası içinde olmaktır. Bu yaklaşım; politik ve siyasal önermelerini millet ile paylaşmayı beceremeyen, ülkenin sorunlarına çözüm geliştirme konusunda yetersiz kalan, milletin değerleri ve kutsalları ile kavgalı olan, kendini “devletin sahibi” gibi konumlandıran, dayatmacı, dışlayıcı, yok sayıcı ve kavgacı anlayışların başvurduğu yöntemdir.

Aslında millet, siyasilerin bu tür çabalarını fazla ciddiye almamaktadır. Ancak asıl sorun, kendini ülkenin sahibi gibi konumlandıran, hukuk ve demokrasiyi yok sayan ordu içindeki kimi unsurların çabalarıdır.

AK Parti iktidarı ile birlikte hazırlıkları deşifre edilen darbe çalışmaları, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin süreç, Anayasa Mahkemesinin 367 kararı, TBMM’nin 411 oy ile yapmış olduğu Anayasa değişikliğinin yüksek mahkemece yok sayılması, AK Partiye yönelik kapatma davası ve son olarak da kamuoyuna yansıyan “Genelkurmayın Türkiye’yi biçimlendirme planı” türünden çalışmalar, demokrasi dışı unsurların, hukuk dışı çabalarıdır.

Bahsettiğimiz çalışmaların ortak özelliği, “milleti asker ile korkutma” zemini üzerinden yapılmasıdır. Demokratik tutumdan nasiplenmemiş kimi siyasetçi, bürokrat, soğuk savaş dönemi anlayışı ile düşünen emekli unsurlar, medya içindeki taraftarları ve bunların tümüne rol biçen ordu içindeki unsurların oluşturduğu bu yapının temel hedefi, milletin iradesini sınırlandırmak olduğu açıktır.

Milleti, milletin evlatları olan askerler ile korkutmayı siyaset yapmak ve ülkeyi yönetmek sanan çevrelerin, son çalışmasının oldukça geniş bir zemine oturduğu ve kısmen de olsa gerçekleştirildiği, son olaylar dikkate alındığında, görülmektedir. “Yargıçları ordu çizgisine çekmek, medyayı kullanmak, TSK muhaliflerini yıpratmak, kanaat önderlerini yönlendirmek ve DTP’ye ilişkin çalışmalar” gibi başlıkları içerdiği ortaya çıkan çalışmanın, farklı bir darbe girişimi ve demokratik sürece müdahale olduğu açıktır.

Kamuoyuna yansıyan “Bilgi Destek Faaliyet Eylem Planı’na” ilişkin Genelkurmay Başkanlığı açıklaması, neredeyse, belgeyi doğrular nitelikteydi. “Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarında, Komuta Katı tarafından onaylanmış böyle bir resmi evrak veya plan bulunmamaktadır.” Bu ifade, ordu içinde kendi başına hareket etme kabiliyetine sahip kesimlerin olduğunu deşifre etmektedir. Milleti, milletin evlatları olan askerler ile korkutmanın ne denli kontrol dışına çıktığını ele veren bir ifade!

Evlatlarımızı, ülkenin güvenliği için emanet ettiğimiz komutanlar çıkıp; “Türkiye’de hukuk dışı uygulamalara izin vermeyiz. Olayı araştırıp gerçeği ortaya çıkaracağız. Türkiye’nin güvenliğinden sorumlu olarak milletin iradesine teslim olmuşuz…” demek yerine, "O gazeteyi finanse eden kim, siz ona bakın; bakın sadece o gazetenin finansörü diyorum..." diyebiliyor.

Yani, belge ile yapılan açıklama arasındaki tüm ipuçlarını görmememiz, yok saymamız ve açıklamayı tatmin edici bulup teşekkür etmemiz bekleniyor!

Bu yol doğru bir yol değil. Güç devşirmek için evlatlarımızı bize karşı kullanmayı yöntem bellemiş olanların, bu tür tutumlarını gözden geçirmeleri gerekiyor! Her geçen gün, içinden çıktıklarını söyledikleri millete ve milletin değerlerine yabancılaştıklarını görmeleri gerekiyor!

Organize işlerden (!) medet umanların, milletin ne olduğunu anlaması için herkes kendi ailesinden bir askerlik anısı anlatsa?

Mesela; küçük kardeşim, PKK terör örgütünün ortaya çıktığı ilk dönemlerde, komando olarak askerlik yapıyordu. Askerliğinin son altı ayını, Güneydoğu dağlarında geçirdi. Uzun bir süre, ondan haber alamadık. Annem ve babam, kardeşimden, bir haber alabilmek umuduyla, sürekli radyo dinliyorlardı. Askerliğinin bu sıkıntılı sürecinde, dağ taş gezerek, her türlü sıkıntıya rağmen terör örgütü ile mücadeleden kaçmamıştı.

Şimdi; bu mücadele için canını ortaya koymuş kardeşim mi daha vatansever, yoksa kardeşimin kızlarının başörtüsünü sorun olarak ortaya koyan kesimler mi daha vatansever? Çocukları, atalarının dünyaya yaşattırdığı şanlı Çanakkale direnişini yerinde görsünler ve vatanseverliğin, milliyetçiliğin, ülke sevdasının ne olduğunu yaşasınlar diye, gidiş-dönüş 2.500 km yol yaparak, Çanakkale’ye götüren, şehitlerimizi ziyaret eden kardeşim mi daha milliyetçi, yoksa milletin tercihini içine sindiremeyen ve milleti evlatlarımız üzerinden korkutmaya çalışan kesimler mi daha milliyetçi?

Eminim ki hepimizin ailesinde buna benzer onlarca örnek var. İşte bu. Biz böyle bir milletiz! Bu arada; bizi, bizim çocuklarımız üzerinden korkutmaya çalışanların çocuklarının nerede askerlik yaptığını da sormuyoruz!

Kısacası akıl daneleri, bahsettiğimiz organizasyonun içinde olanları, bir kez daha, fena bir biçimde işletiyor. Çünkü; milleti, milletin evlatları olan askerler ile korkutmaya çalışmak, sonuç verici bir tutum değildir.

farukadnan@yahoo.com

Bu makale toplam 3266 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.1870, Satış 1.1970; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7640, Satış 1.7800
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi