- |
|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Ömer Lütfü Mete
Siyah ve beyaz konforu
Toplum önünde görüş beyan edenler, fikri tercih ve hakkaniyet duyarlılığı ile değil de tamamen ideolojik yandaşlık tutkusuyla hareket ettikleri için yol gösterici olamıyorlar. Bu hay huy içinde; zaten istisna olan özgür, bağımsız ve ilkeli yorumcuları da kutuplardan birine yamama adeti vicdan kanatıyor, umut kırıyor. Dünkü yazım üzerine bir okurun (Ş.G) yapıştırdığı yafta buna ilginç bir örnek: 'Sayın Mete Bey, son yazınızla siz de dönme devşirme Türklük düşmanlarıyla aynı yerde saf tutmuşsunuz...' Cümle içindeki bazı kavramlar, bu okur ile yakın sayılabilecek dünya ve hayat görüşüne sahip bulunduğumuza hükmettirebiliyor. Meselâ büyük kamu varlıklarını özelleştirme konusunda kendisiyle aynı fikirdeyim. Böyle bir okurun gözünde 'saf değiştirmiş' olmayı sıradan tepki bir sayamıyor ve kendimi sorguluyorum: 'Saf değiştirmek mi? Kamu önünde görüş beyan ederken daha önce hangi safta idim ki?' Dünya görüşüm ve yaşayışım itibariyle -kaçınılmaz bir dereceden- taraf olmakla birlikte fikir beyan ederken herhangi bir safın adamı gibi davranmadığımdan eminim! Böyle iken bazı okurlar hakkımda niye ve nasıl aksine kanaate kapılmışlar? Meselenin kendimle hesaplaşmam gereken tarafı bu. Toplum için ise sorun daha derin: Sayılı birkaç keskin gözlemci hariç, kimse kimsenin özgür vicdani kanaatiyle fikir beyan edebileceğine ihtimal tanımıyor! 'Filanca yorumcu benim tuttuğum fikre ve siyasete karşı eleştiri getiriyorsa kesinlikle karşı safın adamıdır veya o safa geçmiştir.' Genel bakış bu. Böyle bir anlayışın yaygınlaşıp kemikleşmesinde de en büyük vebal yargı adamlarında! İşlerini ideolojik, siyasi ve dini inanışlarından dahi özgür ve bağımsız şekilde yürütemeyen yargı adamları maalesef adalete güven duygusunun baş kıyıcıları olmuşlardır. Yargının bu vahim düşkünlüğünün kesin kanıtı da, en yüksek yargı organımız olarak Anayasa Mahkemesi'nin karar oylamalarındaki dağılımdır: Görüyoruz ki, ideolojileri (A) olanlar (A) lehinde, (B) olanlar da (B) lehinde oy kullanmaktadırlar. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının oluşmasında üyelerin hukuki bakışlarını, vicdanlarının değil ideolojik duruşlarının belirlediğini, oyların dağılımından çok açık biçimde anlıyoruz. Bu da kararların sadece hukuk kaygıları ile şekillendiğine ilişkin inancı yok etmekte, en yüksek yargı organını maalesef azınlık iktidarının temel dinamiği konumuna oturmaktadır. Durumu içtenlikle böyle görüyor, böyle inanıyor ve böyle yorumluyorum. Fakat alıntı yaptığım okur ise muhtemelen iktidara yönelik eleştirilerimi de bildiği için bu yorumlarımı 'saf değiştirmek' olarak mühürlüyor. Üstelik bir de buna kolay bir gerekçe geliştiriyor: 'Bu yazılarınızla siz de daha kıyak bir maaşla...' Demek maaş ha... Şahsen; para için saf değiştirdiğine ve birilerine yağcılık yaptığına inandığım kişiliksiz bir yazara tek satır yankı vermem! Ancak, öyle sanıyorum ki bu ve benzeri yankılar veren okurlar, hakkımda geliştirdikleri hükümlerden emin değiller ama kolayına kaçıp bir kalemde suçluyor ve rahatlıyorlar. Kutuplardan birinde olmak büyük konfor: Her şeyi, siyah ile beyaz kavgasına indirir geçersin... bugünBu makale toplam 454 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||