| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Taraf Gazetesi gerçek bir “basın sorumluluğu”yla, büyük bir olayı gün ışığına çıkardı. Gayrınizami harp birimlerinin yeniden düzenlenmesi ve kapsamının genişletilmesi… Yapılan düzenleme yürürlüğe sokulmuş, daha doğrusu yürürlükteymiş. Kadrolar genişletilecekmiş. Bu yüzden, “milli hisleri kuvvetli eleman”lar aranmaktaymış. Türkiye’nin geleceğini etkileyecek en önemli olay bu olmasına rağmen, kimse oralı olmamış görünüyor. Bizi ilgilendiren, bu yapılanmanın sivil uzantısı. Yoksa, pekala devletin birimleri, yasalara dayalı olmak ve hukuk devleti ilkelerine uymak şartıyla, kendi işlerini yürütmek için, kurumsal mensubiyet çerçevesinde birtakım organizasyonlara gidebilir. Ama bir kurum doğrudan kendi mensubu olmayanları da içine alan bir örgütlenme içine girerse, orada büyük sorunlar yaşanır. Bu konuda biraz yorum yapalım.. Elbette bu “milli hisleri kuvvetli”ler kabzımallar veya inşaat işçileri arasından seçilmeyeceğine göre, etkin yetkin kişilerden oluşturulur. Haberde özlük hakları ile ilgili bir bilgi yok; ama belli bir işi olan, yani bir yerden maaş alan kişilerin bu örgütlenmeye dahil edileceğini söyleyebiliriz. Böylece ayrı bir bütçe ve kadro tahsisi zorunluluğu olmaz. Sadece merkezde yer alan ve resmi görevle atanan kişilere bu tahsisat yapılır. Sonuçta, toplumun her kesimine elini uzatabilen ve oralarda dilediği her oluşumu, her sivil toplum kuruluşunu, her partiyi “etkileyebilen” bir hiyerarşik yapı kurulmuş olur. Daha önemlisi, ortalıkta resmi görevlilerden hiç kimse görünmez. Böyle bir örgütlenme istihbaratsız iş göremeyeceğine göre, bu örgütlenmenin sivil uzantıları aynı zamanda istihbarat elemanı olmuş olur. Her yanımızı “ispiyoncular” sarar. Onlar harp yapılması gereken alan veya konu her neyse, orada gölge savaşçılar olarak “harp” ederler. Öyle ya, bu kadro durduk yerde etkinlik gösteremeyeceğine göre, onların “etkin oluşları”na da zemin hazırlamak gerekir. Bu da sadece genel olarak toplumda, özel olarak belli yerlerde sürekli hadiseler tezgahlamakla elde edilir. Örneğin “ülke tehlike altındadır, tüm ulusalcılar memlekete sahip çıkmalıdır…” propagandası. Bu yapılanma çok büyük bir taraftar bulur. Buna kimsenin şüphesi olmasın. Tehlike de işte burada başlar. *** Aynı düzen, aynı model… Fark ise, emperyal odakların emrindeki bir gladyo yerine “ulusal gladyo!” Soğuk savaş yıllarında Nato üyesi bütün ülkelere “Sovyet işgali” gerekçesiyle –ki bir paranoyaymış, bugünden geriye bakınca anlıyoruz- böyle bir örgütlenme onaylattırıldı. Şayet işgal olursa, böyle bir savaş verilmesi gerekebilirdi. Herkes böyle kandırıldı. Bu gladyo Türkiye’yi 12 eylül faciasına taşıdı. Acaba bu ulusal gladyo daha mı güzel olacak? Kesinlikle hayır… Korku çağları geri gelecek. Kendi alanının dışına çıkan bir yapılanma kurumlar arası çatışmaya yol açar. Sonuçta en kuvvetli olan baskın gelir. Böylece sivil alan ve benzer kurumlar bu kuvvetlinin egemenliğine girer. Ayrıca bu yapılanmanın maksadı da belirsizleşir. Onu eline geçiren, toplumu dilediği ortama sürükleyebilir. Örneğin bugün başörtüsü üzerinde bir baskı var. Daha doğrusu “türban üzerinden verilen bir egemenlik mücadelesi” yaşıyoruz. Bir gün bu örgütlenme kanalıyla bu gerginliğin her alana taşınmayacağını kim garanti edebilir? Alan dışına çıkan gizlilikte “fesatlık” barınır. Başka bir husus: Seçilecek elemanlarda aranan bu “milli hisleri kuvvetli”den kasıt nedir? Belirsiz. Çünkü bu ülkede yaşayanların büyük çoğunluğunun milli hisleri kuvvetlidir. Bunun bir ölçme aracı mı var? Yok. O halde bu yapıya, merkezin her dediğine kayıtsız şartsız itaat edecek kişiler alınır. Yani sivil bir ordu… Bugün Türkiye’de gayrınizami harp uygulanmasını gerektirecek ne gibi bir gerekçe var? Sadece siyasi iktidarla devletin bazı kurumları arasında bir sorun var; bir doku uyuşmazlığı var. Ahali arasında bir problem yok. *** Bu gelişme dehşet vericidir. Bu örgütlenme denetlenemez, bu örgütlenme, işi dış düşmana karşı ülkeyi korumak olanların halkın içine el atmasıdır. Eski gladyonun, emperyal örgütün kalıntılarının ne olduğunu gördük. Onun geçmişte ülkede yaptığı operasyonlar daha sızmadı bile! Fakat emperyal gladyo en sonunda çeteye dönüştü. Bu yeni gladyo da muhtemelen sivil ahaliyi provake etmekte kullanılacak… Zira bu yeni gladyonun, ülkenin en önemli sorunlarına çözüm üretmesi mümkün değildir. Mesela bölücülüğü ele alalım… Bu gladyo bölücülüğü nasıl engelleyecek? Ortaya çıkan ayrışmayı nasıl yok edecek? Türkiye asıl şimdi elden gidiyor. Daha önce oligarşi tasfiye edilecek dediydim, ama yanılmışım; Türkiye tasfiye edilecek… Hem de bunu, bu vatan için her şeyi yapacağını söyleyenler yapacak… “Türkiye” cenazesini, onu en çok sevenler kaldıracak! Şemdin Sakık’ın önceki gün basında yer alan tespitleri yabana atılmasın! Tüm belediyeleri ele geçiren bir DTP, artık Güneydoğu’yu idare eden güç olmuş olacaktır. DTP kapatılınca ertesi gün yerine yenisi kurulur ve bir haftada örgütlenir. Bu yeni parti etnisite üzerinden siyaset yapar. Bunu bilmek için falcı olamaya gerek yok. Kaotik dönemlerde etnisite, en kolay siyaset yapma biçimidir. Ve tabii oy toplama gerekçesi… Bir örnek… Ege’de bir Yörük köyünde DTP’ye 3 oy çıkıyor. Muhtar kişisel merakından, günlerce kafa patlatıyor “Bizim köyden kim bunlara oy verebilir?” diye! En sonunda, üç ihtiyarın yanlış mühür basmış olabileceğine kanaat getiriyor. Fakat o sıralarda biri “Sizin köyde Kürt kökenli gelin var mı?” diye soruyor ve muhtar durumu anlıyor. 30-40 yıl önce köye gelin gelmiş üç Kürt kökenli kadın varmış. Artık öyle “o köylü” olmuşlar ki, kimsenin aklına gelmemiş bu durum. Gladyonun hiçbir türü etnik bölücülüğü durduramaz. Etnik bölücülüğü engellemenin tek yolu, gerçek demokrasidir, sivil projeler üretmektir. Bu ulusal gladyo ise sadece militarist mantıkla görev yapar. O, ülkede iki kuvvet görür: Mavi ve kırmızı… *** Boşuna mı uğraşıyoruz bu ülke daha demokratik, insanlarımız daha özgür olsun diye? Bu çağları çocuklarımıza nasıl anlatacağız? Onlara nasıl “bu ülkeye sadık olun, geleceğinizi bu ülkede kurun” diyeceğiz… Onlar bir bilinmez el tarafından idare edildiklerini ve bir figüran olmaya mahkum olduklarını anladıklarında, yaşanmış hayatları boşa çıkmayacak mı? Asıl sorun, genç kuşakların her türlü değeri rafa kaldıracak bir ruh hali içinde yetişmeleri. İyi de, ulusal gladyo bu genç insanların beyinlerine nasıl girecek? Bu makale 1,395 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |