-
  SON HABERLER
Milay Köktürk
Milay Köktürk
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Beni de dinleyin!

Telekulakçılar, size değil halkıma sesleniyorum… Ey halkım, beni siz dinleyin; herkes birbirini dinliyor, biz de birbirimizi dinleyelim! Gizli saklı değil, ayan beyan konuşup söyleşelim, dinleyelim ve dinlenelim.

Bir dinleme furyasıdır devam ediyor. Dinlenen dinlenene, dinleyen dinleyene. Tüzel kişilikler, yüksek bürokrasi öyle olmuş ki, sanki duvarlar delik deşik; biri içerde “hop” dese dışarıda “top” diye yankılanıyor. Yüksek düzeylerdeki devletlülerin duruma vaziyet ediş biçimleri biz sokaktaki insan için hep “meçhul” kalmıştı; şimdi bu yüksek görevlilerin nasıl eylem icra ettiklerini öğreniyoruz.

Bu “açık toplum” durumunu çok seviyorum. Hiçbir şey gizli kalmıyor. Gerçi birileri “bilgi kirlenmesi, psikolojik savaş”, “taktik ve strateji” diyor ya, olsun…. Şu kısacık ömrümüzde “Anadolu’da modern zamanlar” adlı bir macera filminde bilfiil görevdeyiz. Bizatihi aktör olmasak da –iyi ki değiliz-, birinci dereceden izleyici olarak görevdeyiz. Heyecan dolu gelişmeler, aksiyonlar, yakalananlar, yakalanması gerekeni teşhir ettiği halde kendisi kovuşturulanlar… Ama “ne nerede nasıl niçin” soruları artık çok kolay cevaplanabiliyor. Bilgilenmekten daha güzel ne var!

Bugünlerde moda yol, tabii bu eylemin mağduru olamayanlar açısından da kendini öne çıkarma yolu, dinleme-dinlenme iddiaları. Türkiye’nin seçkin simalarından Zekeriya hoca bile dinlendiğinden şüpheleniyormuş. Gerçi “Sayın Beyaz, sizi zaten magazin programlarında dinliyorlar, niye ayrıca mesai harcasınlar?” demek içimden geçiyor. Ama hocayı mazur görüyorum, uzun zamandır kapısını çalan olmayınca, kendini önce ergenekoncu ilan etti, baktı yine kapısını çalan yok, bu sefer de “dinlenen” oldu.

Bu şu demektir: Özü itibarıyla vahim olan dinlenme hadisesi bile, siyasal ve bürokratik elit veya kapıcıları tarafından “öne çıkma, gündeme oturma” getirisi sağlayan bir “güncel rant” haline dönüştürüldü.

Ey halkım

Aylar önce sitemizdeki yazarlardan birinin “Oligarşi tasfiye edilecek; bu kaçınılmaz. Ortada yoğun bir savaş var, iyice kızıştı, durun bakalım daha neler olacak, ortalığa daha neler saçılacak” dediğini hatırlıyorum. Haklıymış… Gündeme her gün yeni bir “bomba” düşüyor. Önemli gelişmelere tanıklık etmekten başımız döndü. (Bir de “bu milletin hafızası zayıf” derler; külliyen saçma! Bu kadar yoğun olaylar karşısında, hangi birini akılda tutacaksınız.) Eskiden çok duyduğumuz şu bir söz vardı; “Bir konuşursam Türkiye sarsılır!” sözü… O da anlamını kaybetti. Artık hiçbir şey Türkiye’yi sarsamaz. Hiçbir şey bizi şaşırtamaz, şok edemez.

Neler öğrendik neler!

Mesela mevcut seçkinci sistemle mücadele ettiği imajı veren gazetenin bile, saçma sapan bir konuşmayı, sanki büyük olaymış gibi sunarak, birilerinin ekmeğine yağ sürebileceğini…. Kamuoyu “Önder Sav ne dedi?” diye meşgul edilip durdu. Ne demişse demiş; çok mu önemli? Hayır… Bu ülkede, geleceğimizi etkileyecek en büyük sistem suikastleri, yani darbe tertipçiliği bile bu kadar konuşulmadı. Onu bile kanıksadık. Önder Sav’ın beyanından niye bu kadar rahatsız olalım?

Öğrendik; demek ki birileri bize hep bir cambaz ve ip sunuyor.

Bir şey öğrendik ki, pek dikkat edilmedi… Kamuoyunun gündeminde bugün şu veya bu şekilde yer alanların hemen hepsi, dedelerinin saltanatını sürüyormuş. Kimi filan nâzırın torunuymuş, kimi Ali’nin, kimi Veli’nin! (Sadece vitrinde çok dolaşan onursal birinin böyle bir dedesi çıkmadı, ama yakında çıkar; bekleyelim…) Bu seçkin şahsiyetlerin hiçbirinin dedesi, hayatını Anadolu’nun çetin coğrafyasında toprakla boğuşarak harcamamış. Hiçbirinin dedesi cephede vatan için kurşun yememiş, şehadet şerbetini içmemiş. Anadolu varolma savaşı verirken, onların dedeleri “Heybeli’de her gece mehtaba çıkarlar, Kalamış’a bir tatlı huzur almaya giderlermiş.” O dedelerin torunları, bugünün seçkinleri, hangi kampta olurlarsa olsunlar, meğerse “aynı çanak”tan beslenirler, aynı kaba ihtiyaç giderirlermiş. Aralarına hasbelkader sızan “ahaliden birileri” olursa, onu ya derdest ediyor, ya da merhum Tanpınar gibi “susarak” yok sayıyor ve “yok hale” getiriyorlarmış.

Ey halkım; beni dinleyin… “Dinledi dinlendi, o ona onu demişmiş, bu böyle dememişmiş, açılacakmış, kapatılacakmış, memleket batıyormuş-satılmışmış” laflarına gülüp geçin. Bu memleketi zaten sana idare ettirmemişler. Bütün sıkıntı da senin “durun ey seçkinler, artık ben idare etmek istiyorum” diye ortaya çıkmandan kaynaklanıyor. Bu seçkinler tasfiye olmadıkça, “liyakat” sahibi bu ülke evlatları memleketin sorumluluğunu üstlenemedikçe, bu sıkıntılar hep yaşanacak. Parti adı ne olursa olsun!

Ey halkım; partiler sadece bir vasıta! “Demos”un kendini yönetmesi için bir vasıta… Adı şu olur veya bu olur; gerçekten senin iradeni muktedir kılmayı amaçlayan her parti, seçkinlerin egemenliğinde “istenmeyen adam” ilan edilecektir, bunu böyle bilesin. Bu yüzden, tarihten bugüne taşıdığın vakarınla, güncel gelişmelere pek de kulak verme. İşine gücüne bak, evlatlarını erdemli ve iyi insanlar olarak yetiştir. Bir de, demokrasine sahip çık. Nasıl mı? Yollara dökülerek değil. Y-muhtıralar, e-muhtıralar, cuntalar, çeteler devri bir şekilde sona erip oyun yeniden başladığında, kendin için en uygun partiyi seçerek… Hangisi olur bilemem, ama senin sağduyun bunu başarır.

Birileri kan uykusundan söz eder, birileri memleketin satıldığından vs vs… Bu ülkeye hiçbir şey olmaz. Gelecekte de olmayacak! Ne ekonomik kriz çıkacak ne siyasal kriz… Bak, birkaç ay sonrasında “siyasal kaos” görünüyor -güya-, ama döviz fiyatları yerlerde sürünüyor. Niye? Düşünmek lazım, bu para sahipleri birkaç ay sonra büyük zararlara uğrayabileceklerse, niçin şimdiden kaçmanın yollarını aramıyor?

Ey halkım!

Dedelerimiz Kurtuluş Savaşı’nı büyük zorluklar ve fedakarlıklarla verdi. Ve bizler, dedelerimizden daha iyi durumdayız. Karamsar olmak için hiçbir neden yok.

milaykokturk@gmail.com

Bu makale toplam 1152 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.3430, Satış 1.3630; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.8350, Satış 1.8630
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi