-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Salih Tuna
Salih Tuna
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Tophaneli Hakkı Churchill'e ne yapmış?

Karşıma geçip böyle yekten “dan” diye sordu: “Tophaneli Hakkı'yı tanır mısın?”

Neyin nesi, kimin fesidir gibilerinden uzatmak yerine kestirip attım:

“Yok, tanımam…”

Cehaletimi yüzüme vurmak istercesine kollarını iki yana açarak ayağa fırladı.

Gözlerini gözlerime dikmiş vaziyette bir müddet hayretle baktıktan sonra, tek kelime etmeden sırtını dönüp bir-iki adım attı ve “zınk” diye durdu.

Yavaşça dönüp “Sen harbiden Tophaneli Hakkı'yı tanımıyor musun?” dedi, büyük bir taaccüple.

Soruyu soran herhangi biri, mesela akademisyen veya gazeteci olsa, icabında sarakaya alıp nefsimizi köreltiriz.

Lakin ciddi biri:

Karagümrüklü ağır bir abi…

Taksi şoförlüğünden kömür nakliyeciliğine kadar yapmadığı iş kalmamış hakikatli bi abimiz yani.

Üstelik uzun yıllara dayanan tanışıklığımız, dahası dostluğumuz var.

Hele otur şöyle, dedim, bilmemek değil, öğrenmemek ayıp: Kim bu Tophaneli Hakkı?

Yatışacağına hepten zıvanadan çıktı:

“Ne demek ayıp değil? Ayıp, hemi de büyük ayıp!..”

Ayıbımızı yüzümüze vurmasından geçtik; bu kadarla kalsa iyi!

Dur, durak bilmiyor ki:

“Sen nasıl köşe yazarlığı yapıyorsun kardeşim; bir Tophaneli Hakkı'yı bilemedikten sonra…” (Kötü haber tez yayılır; demek, köşe yazdığımızı da bir şekilde öğrenmiş.)

Dedim ya, abimiz “entel” falan değil; öyle olsa, ağzının payını bi güzel verirdik.

Yahu aklımıza hiçbir şey gelmese, Schopenhauer'un o meşhur sözünü devreye sokardık.

Hani, filozofumuz, bir lokantada tek başına oturmuş yemek yerken, yan masadaki zıpçıktı bir lavuğun maksatlı sorusuna, “Bilmiyorum…” şeklinde karşılık verince, zıpçıktı lavuk büyük bir fırsat yakalamışçasına herkesin duyacağı volümde şavullar:

“Senin gibi bir bilgenin her şeyi bildiğini sanırdım…”

Schopenhauer bu, keyif bağışlayacak hali yok ya lavuğa, anında cevabı yapıştırır:

“Hayır, bilgi sınırlıdır; sadece aptallık sınırsızdır…”

Neyse, biz dönelim yine mevzumuza.

İyice uzattın, tadını kaçırdın, demeye kalmadı, “Sen Tophaneli Hakkı'yı nasıl tanımazsın?..” diyerek dizlerini dövdükten sonra, büyük bir coşku ve gururla anlatmaya koyuldu:

“Churchill, benim anamı (…)ken Tophaneli Hakkı, demiş...”

“Hö?!”

“Churchill…”

Meğer Nusret Mayın Gemisi'nin kaptanı Yüzbaşı Hakkı Bey'den bahsediyormuş.

Anlayacağınız, Sedd-ül Bahir ve Kumkale'yi zapturabt altında tutan düşman gemilerine rağmen Karanlık Liman'a gizlice sokulup, 26 adet mayını yüzer metre aralıklarla kıyıya paralel şekilde döşeyen Tophaneli Hakkı Bey'i tanımamayı affedilmez bir ayıp telakki ediyordu.

Pek de haksız sayılmazdı.

Rivayet olunur ki; mayın döşediği o geceden iki gün önce kalp krizi geçirdiği için, görevi başkasına tevdi etmek istemişler; lakin Tophaneli Hakkı ağlamış, sızlamış; görevi kimseciklere kaptırmamış.

Şu kaderin cilvesine bakın ki; bizim Tophaneli Hakkı 17 Mart'ı 18 Mart'a bağlayan o puslu ve yağmurlu gecede mayınları döşedikten sonra, sekte-i kalpten Hakk'ın rahmetine kavuşmuş.

Ve…

Rivayet olunur ki, Churchill şöyle demiş:

“Dört yüz yıldan beri dünya tarihinde Tophaneli Hakkı'nın yaptığını kimse yapmadı…18 Mart' ta yaptığımız hücum fecaatle sonuçlandı. Donanmamızın üçte biri sulara gömüldü, üçte biri kullanılmaz hale geldi. Başarısızlık beni yirmi beş yıl politikanın dışına fırlattı…”

İmdi, derseniz ki, gündem nerden gidiyor, sen neyi anlatıyorsun; ben de “haklısınız” derim, lakin şuncağızı da soramadan edemem:

Tophaneli Hakkı'nın kahramanlığını Churchill'e, Karagümrük raconuyla söylettiren tarih algısının, nasıl bir aidiyet bilincinden neşet ettiğini düşünmeye değmez mi?

YENİ ŞAFAK
Bu makale toplam 633 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.2250, Satış 1.2370; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7460, Satış 1.7640
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi